dogruyum kismini asla anlamadigim ucleme. dogruyum ne demek ya? nerden baksan en fazla iki anlama gelebiliyor...
1) "ben her zaman dogru bilirim, hep hakliyim." buna ukalalik diyoruz kisaca. 2) "ben dogru olani yaparim, yanlis islerden sakinirim." eee iyi hos da bunu soylemek icin "dogruyum" denir mi be, bu ne bicim turkce? yanlis bir is yapana "yanlissin" mi diyoruz turkce'de?
bu topraklarda yaşamış her vatan evladının tepesinde demoklesin kılıcı gibi sallanan, günde bir tablet tok karna alınan andın kimi tarif ettiği belli olmayan ilk cümlesi.
şimdi ben buna faşizan cümleler desem ne dersiniz? vay şerefsiz orospu çocuğu sen kim oluyorsun da bunu faşistlikle suçluyorsun diyebilirsiniz. o yüzden demiyorum.
ilkokul mezunu bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı* bir kürt bana şöyle demişti: "abi ben bu vatanı seviyorum ama kürt'üm. bu kötü bir şey mi sence? ilkokulda her sabah bana zorla türk'üm dedirtiliyordu. benim kimliğim, kökenim yok sayılarak. ama ben kürt'üm abi bunu nasıl değiştirebilirim?"
bu ülkenin en güzel yanı nedir biliyor musunuz? kürt'ünden tutun laz'ına, çerkez'ine, azeri'sine, abhaza'sına, dağlı'sına, yahudi'sine, ermeni'sine, alman'ına, ingiliz'ine envai çeşit insanlarına yüzyıllardır vatan olmuş ve halen olmaya devam eden bir toprak olması. bunların varlığını nasıl yok sayabilirsin ki. onlar türkiye'li, güzide türkiye cumhuriyet'imizin birer vatandaşı ama etnik kökenleri farklı ve sen onları sadece her sabah okuttuğun şu cümleyle aslında eziyorsun.
"sen kürt değilsin bunu kafana sok. laz da olamazsın. çerkez hiç olamazsın. bunu dile getiremezsin. sen sadece ve sadece türk'sün. bunu o kalın kafana sok ve itaat et."
ya o değil de, almanya'da her sabah türk çocuklarına "almanım, sarıyım, bira içerim" dedirtsen, buradaki kamuoyunun tepkisi nasıl olurdu kim bilir?
esra ersen'in santralistanbul'un açılış sergisi modern ve ötesi'nde sergilenen, kontrol mekanizmalarının en önemli öğelerinden biri olan formanın birey üzerindeki tektipleştirici etkisini gözlemleyen, video ve enstelasyondan oluşan çalışması. almanya'da ilkokul çağındaki bir grup çocuktan bir haftalığına okula gelirken forma giymeleri istenmiş ve çocuklar bu bir hafta boyunca formaları ile ilgili düşüncelerini bir günlüğe yazmışlar. bu günlükler formaların üzerine basılarak bu süreci yansıtan bir video çalışması ile birlikte sergileniyor.