ttnet
 

türkan saylan *

/ 24 >>
orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. çağdaş yaşamı destekleme vakfının kurucusu olan şahıs.
    (insidious, 14.05.2002 22:20)
  2. yıllardır yenilmediği kanserin en son karaciğerine sıçradığını öğrenen türkan saylan, "ölüm aklıma bile gelmiyor yapacak çok işim var" diyor
    29/4/2003
    çocukluğumdan beri polyannacılık oynarım. en zor ameliyatı geçirip ağrıdan kıvranırken, düşüp oramı buramı kırarken hep türkân saylan'ı düşünürüm. dostlarım, benim zor günlerimde neşeden havalara uçtuğumu görünce eminim, delirdiğimi düşünürler. ama onlar da türkân saylan'ı, onun yaşamını ve inanılmaz gücünü benim kadar bilseler mutluluk oyunuma katılırlar.

    çık odadan hemen
    türkân saylan'ı yıllar önce tanıdım. kendisi kadar güzel kızkardeşinin psikolojik sorunlarıyla uğraşırken 13 yıl önce kanser olduğunu ve göğsünü aldırttığını duydum. çapa'da, cildiye bölümü'nün başhekimiydi. odasına girdiğim zaman öğrencileri ve meslekdaşları onu sevgileriyle boğmak üzereydiler. saylan, ağlamaya başladığımı görünce "derhal çık odadan!" dedi. ertesi gün hastalarına bakmaya başladığını öğrenince kendimden utanmıştım. saylan'la dostluğumuz zaman zaman ortak çalışmamızı da sağladı. başa çıkamadığım sorunlu çocuklara o sahip çıktı. daha sonra 10 bin kadar cüzzamlının tedavisi için gerekli maddi yardımı dostum neylan boyner'den alınca hastalığın kökünü hızla kazıdı.

    hindistan'da "gandi" ödülünü aldı; vatikan'da papa tarafından kutsandı. ama hiçbir övgü saylan'ı işinden tek bir gün ayıramadı, ilişkimiz çoğu zaman telefonda sürüp giderken kısa bir süre önce kaybettiğimiz bülent tanör'ün cenazesinde buluştuk. hiçbir şeyden şikâyet etmeyen saylan'ın ağzından ilk kez kırgın, hattâ kızgın ama yine de gülümseyerek şu cümle döküldü: "13 yıl sonra kanserim karaciğerime sıçradı." sonra başını göğe kaldırdı, "yukarıdakine ilk defa kırıldım" dedi.

    moralim çok iyi
    birkaç gün önce saylan aradı; sesi herzamanki gibi cıvıl cıvıldı: "kemoterapi tümörün büyümesini durdurdu. bu arada üniversiteden ayrıldım; şimdi alman hastanesi'nde hekimliğe başladım. gel, görüşelim."

    tabiî hemen koştum. "bak" dedi, "kafam üşüdüğü için yün bere taktım, hava ısınınca kel gezeceğim. belki inanmazsın ama moralim iyi. ölümü ne düşünüyor, ne de korkuyorum. daha benim yüzlerce projem var... bunları gerçekleştirmek için 38 yıl emekli olmayı bekledim." türk filmlerine bile konusu çok ağır gelen inanılmaz yaşam öyküsünü kendi ağzından dinledikçe küçük dertleri büyük facialara çevirenleri öfkeyle düşündüm ve saylan'ı daha çok sevdim ve saydım.

    ağlamak yok
    türkân saylan'ın en kızdığı şeylerin başında ağlamak, oflamak geliyor. vücuduna yapılan haksızlıkların onu ağlattığını hiç görmedim ama ilkelerine derinden bağlı olduğu atatürk'ün emanetine ihanet edenlerin onu kahrettiğine defalarca tanık oldum. birkaç gün önceki türban krizinden çok rahatsız: "üniversitede öğrencilerden o kadar çok şey öğrendik ki... genç kadınların çoğunun ya eşlerinin, ya da ailelerinin isteği üzerine kapandıklarını biliyoruz."

    önceleri en aklı başında insanların, eşlerinin başını örttürmeye başladığını belirten saylan şöyle konuşuyor: "adam işini kaybetmiş. eşine 'tarikatten teklif aldım. senin örtünmen, akşamları kuran kursuna gitmemiz, çocukları imam hatip okullarına göndermemiz şartıyla işlerim düzelecek' diyor.

    13 ay yüzüstü yatıp çocuk baktım
    * yirmibeş yaşımda tüberküloz oldum. 13 ay yüzüstü yatmam gerekiyordu. iki oğlumun bakımını ve evin durumunu ayarladıktan sonra elbiselerimi çıkardım; geceliğimi giydim ve yüzükoyun yattım. çocuklarımın birine mama yedirirken öbürünü oyalıyordum. yüzüstü kitap okumak midemi bulandırdığı için makine getirttim dikiş diktim, nakış yaptım ve bu arada resim yapmayı da öğrendim.

    * 21 yıllık başhekimliğimde hiçbir kimseye ne bağırdım, ne de işten attım. hep insanların özel nedenlerle mutsuz olabileceğini düşünerek onlara sevgiyle yaklaştım. şimdi hastalarına gereken ilgiyi göstermeyen meslekdaşlarımı gördükçe üzülüyorum.

    * 9 yıl evli kaldım. almanya'da cildiye doktoru olan oğlum ve doktor gelinim tatillerini bende geçirirler. küçük oğlum grafiker; arnavutköy'deki evimin üst katında yaşıyor. o en yakın arkadaşım. her türlü acıya dayanmayı öğrendim ama kabul edemeyeceğim, dayanamayacağım tek acı evlat acısı.

    * yıllarca öğrencilerimi anadolu'ya götürdüm; doktorluğu, doktor-hasta ilişkilerini onlara öğretmek istedim. meslekdaşlarıma aynı yöntemi tatbik etmelerini rica ettim; başarılı olamadım.

    * doktorların vahim bir durum da olsa hastalarına doğruyu söylemesi gerektiğine inanırım. yeter ki, hekim hastasıyla arkadaş olmaya çalışsın ve alıştırarak anlatsın.

    * kızkardeşimin benimle aynı anda akciğer kanserine yakalanmasına bile isyan etmiyorum. ikimiz de aynı zamanda, hatta aynı yatakta kemoterapi oluyoruz.
    http://www.gazetevatan.com/...608&categoryid=56&aid=0
    (coolblue, 27.07.2003 23:52)
  3. (bkz: aydan saylan)
    (cupid of hatred, 28.07.2003 00:21)
  4. alman hastanesi doktorlarından.
    (she cries, 03.05.2004 19:36)
  5. hakkında güneş umuttan şimdi doğar adlı bir söyleşi kitabı çıkan doktor.
    (sezgi, 21.05.2004 23:27)
  6. (bkz: fasih saylan)
    (matarama su ko, 06.07.2004 15:42)
  7. tanimayanlarin hakkinda atip tutmamasi gereken iyilik meleği

    bir ani:
    evine ziyarete gittigimizde bizi kapida karsiladi. belki onun yerinde baska bir hasta olsa yattigi yerden kipirdamazdi bile, ama o karsimizdaydi iste. birlikte oturup sohbete basladik. bir yandan bizimle konusurken bir yandan da yapacagi diger islerin programini yapiyordu. 2 gun once daha yeni donmustu dogudan. yibolari gelistirmek icin gitmislerdi. hatta 2 gun sonra tekrar gidecekti. bu defa baska bir ildeki yiboyu kurtarmaya. egitim gormek icin ailelerinin yanindan ayrilan o cocuklarin da yardima ihtiyaci vardi ve iste o oradaydi. kurdugu vakifla toplanan yardimlari zamaninda ihtiyaci olan ogrencilere ulastiriyordu.

    kendi evini bile evsiz kalmis bir ogrenci ile paylasmayi teklif eden, emekli maasini bile bu ogrencilerle paylasan biridir
    (triny, 11.02.2005 19:51 ~ 04.02.2006 14:36)
  8. tek seyrettigi televizyon dizisi yabanci damat olan, etrafina inanilmaz bir enerji sacan harika kadin.

    edit:
    bu entry'i 2005'te yazmışım. ya kısa ve sığ bir tanım olduğundan, ya yabancı damat popüler olmadığından ya da türkan hoca sevilmediğinden o zamandan beri zamanın ötesinde duruyor. varsın dursun.
    türkan hoca'yı hayatımda 3 defa gördüm. lise sondaydım tanıştığımızda. mükemmel bir okulda, mükemmel bir eğitim alıyor, mükemmel hocalarımdan "istediğin her şeyi olabilirsin, sen çok özelsin" destekleri ile büyüyordum. şanslı azınlıkta olduğumu türkan saylan'ın o zamanlar yeni yeni filizlenen çağdaş yaşamı destekleme derneğinde anladım, daaan diye. benim olanaklarımın onda birine sahip genç kızlardı esas özel olan ve o "olabileceğimiz her şey" , artık neyse o, ona ulaşmak için o kadar çok çalışıyorlardı ki kendimden utandım. ilk dersi farkındalık oldu bana. sonra 2005'te bir panelde karşılaştık. bende yarattığı farkındalığı hayata geçirmiş bir sivil toplum gönüllüsü olarak gururla dinledim bu sefer onu. bu sefer de dedi ki, tek seyrettiğim dizi yabancı damat, çünkü vakit çok değerli, onu saçma sapan şeylerle harcamamak lazım. vicdanım "bunu yapacağıma bir kitap okusaydım" diye sızlıyorsa, müsebbibi kendisidir. (bir de mina urgan, o da aynı şeyi söylemişti çok hoş bir dilde.) en son salı günü gördüm türkan hoca'yı. binlerce çocuğun hayatını değiştirmenin, ona ışık götürmenin güzelliğini anlatmaya kalemim yetmiyor. ışığın etrafında uçan pervaneler gibi onbinlerce insan uğurladı türkan hoca'yı.
    "tek seyrettigi televizyon dizisi yabanci damat olan, etrafina inanilmaz bir enerji sacan harika kadin" nur içinde yatsın.
    (oceanus, 30.05.2005 22:28 ~ 22.05.2009 02:57)
  9. en büyük hayallerinden birini gerçekleştirip adile sultan sarayını yani 1986 yılında yanan mezun olduğu kandilli kız lisesi binasını 6,5 trilyon sakıp sabancıdan 2 trilyon dönemin valisinden koparıp, yine sahiplerinden biri kkl mezunu yapı denetim firmasına maliyetine restore ettirip, bugün itibariyle açılışını yapmış kişidir. binanın yeni adı sakıp sabancı kandilli eğitim ve kültür merkezidir. açılışta toplam maliyetin 7 milyon dolar olduğunu, herkesin çok yardımcı olduğunu ancak bir dönem istanbul valisi erol çakırın uzmanları gönderip 32 milyon dolara anca çıkarsınız diyip restorasyonu durdurduğunu söyleyerek süper ayar vermiştir.
    (labit, 12.11.2005 21:40 ~ 14.11.2005 10:04)
  10. hastalığına yenilmemesi ve şimdiye kadar yaptığı güzel işlerine aynı hızla devam edebilmesi için dua ettiğim insan.
    (karamell, 12.11.2005 21:47)
  11. kendisini "topluma öncü ve örnek olmak" gibi bir gayeye adayarak ne denli alçakgönüllü olduğunu sergilemiş kemalizmin meşale taşıyıcısı, "çağdaş" insan.
    (dehri, 12.11.2005 22:03)
  12. şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk (bkz: #6825146) kavramlarının iyilik! meleği.
    (loucaufield, 12.11.2005 22:26)
  13. (bkz: kandilli kız lisesi) kandilli kız lisesine engin çabaları sonucu terar hayat veren güzel insan
    (ikarus, 01.12.2005 14:38)
  14. http://www.fotoajans.com/...nlu/t/turkan_saylan_1.jpg
    (sathaner, 01.12.2005 14:42)
  15. annem ile cok ozlestirdigim yasarken iz birakan kadinlardan bir tanesi.
    kendimi bildim bileli yasamini bir parcasi olmus olan kimilerine gore kotu hastalik ile de yasamini surdurmesi gozlerimin dolmasina neden olmaktadir.
    hakkinda cydd sitesinden arda sayiner'in yazmis oldugu biyografisi su sekildedir:

    kendini insana , insan sağlığına , topluma adamış , her alanda başarıyı yakalamış bir cumhuriyet kadını ...

    cüzzamla savaş derneği ve vakfı kurucusu ... uluslararası lepra birliği kurucu üyesi ve başkan yardımcısı , `kadın sorunları araştırma ve uygulama merkezi kurucusu` , türkçağ ve kankev vakfı başkanı , sosyal hizmetler danışma kurulu üyesi ve yök üyesi...

    '' benim yaşamım , özellikle son 30 yılda , arkama dönüp bakamayacağım bir hızla , evimin , dört duvarımın , neredeyse kendime özel her şeyin dışında gelip geçti '' diyen prof . dr . türkan saylan 13 aralık 1935 ' de istanbul'da doğar ...

    evlendikten sonra lily adını terk edip müslüman olarak leyla adını alan bir anne ile müthait fasih galip ' in ilk çocuğudur ... tüm çocukluğu kandilli ' de geçer .

    kandilli ilkokulu ve kandilli kız lisesi'nden sonra çocukluk yıllarında karar verdiği hekimlik hedefine istanbul tıp fakültesinde ulaşır . 1964 ' de tıp fakültesini bitirerek sosyal sigortalar nişantaşı hastanesi ' nde deri ve zührevi hastalıklar ihtisasını yapar . 1972 ' de doçent , 1977 ' de profesör olur.

    1976 ' da cüzzam çalışmalarına başlayarak cüzzamla savaş derneği ve vakfı ' nı kurar . bir süre sonra dünya sağlık örgütü lepra danışmanı olur .

    1982 - 1987 yılları arasında istanbul tıp fakültesi dermatoloji ana bilim dalı başkanlığı ve lepra araştırma ve uygulama merkezi müdürlüğü görevlerinde bulunur . 1989 yılında bir grup atatürkçü aydın ile çağdaş yaşamı destekleme derneği ' ni kurar .

    prof . dr . türkan saylan 1990 yılında kadın sorunları ve araştırma uygulama merkezi ' ni kurarak 1996 yılına kadar kadın sağlığı derslerinin koordinatörlüğünü yapar .

    9 . cumhurbaşkanı süleyman demirel tarafından 31 mart 2000 tarihinde sosyal hizmetler danışma kurulu üyeliğine seçilen türkan saylan , 2 şubat 2001 ' de cumhurbaşkanımız ahmet necdet sezer tarafından yök üyeliğine seçilir .

    51 tanesi yabancı dergilerde yayımlanan , siyasal içerikli gazete makaleleri , türkçe tıbbi dergilerde ve kongre kitaplarında yayımlanmış araştırma ,derleme ve olgular bildirimleriyle toplam 401 yayını bulunan prof . dr . türkan saylan' ın , ayrıca çocukluk yaşamını anlattığı '' at kız '' ve ayrıca ''deri ve zührevi hastalıklar el kitabı '' adlı bir de ders kitabı bulunmaktadır .

    http://www.genclik.cydd.org.tr/...11/0311assaylan.htm (guncel degil)
    http://eeyc.blogcu.com/390029/ (guncel)

    edit1: dernegin sitesinde yer alan biyografiye yukaridaki baglantidan ulasamiyorum.
    edit2: bir biyografiyi kotuleyen ezik bir zihniyetle ayni platformu paylasiyorum.
    edit3: hanim kos, entry'i yine oylamislar. bahane oldu bahsi gecen biyografinin baglantisini guncelledim.
    (peixes loucos olmedi bodrumda yasiyor, 31.07.2006 11:59 ~ 09.03.2008 12:16)
  16. özellikle van 100. yıl üniversitesi soruşturmasında rektör yardımcısı prof. dr. ayşe yüksel üzerinden çydd ilişkileriyle özellikle genç kızlara burs vermek yolu kullanılarak misyonerlik faaliyetleri yapıldığı ile ilgili birçok iddia basında da yeralmasının akabinde kamuoyunda hakkında çokça soru işareti oluşan derneğin başkanı.

    ancak daha sonra bu soruşturma başka yönlere kaydı ve dikkatler bu iddiaların üzerinden dağıldı. nihayetinde ve bu olayların akabinde, sözkonusu iddiaları yalancı çıkaracak ciddi bir bilgilendirme çalışması da yapılmadı.
    (secici, 18.08.2006 16:57)
  17. aşağıdaki açıklama çydd web sitesinde bu konuyla alakalı olarak yapılmış:

    van tevatürü

    “insanlar heryerde, her zaman acıkmışlardır. ama her zaman, her yerde erdemli olamamışlardır.”
    socrates

    9.6.2005

    ilgi:
    işçi partisi başkanı doğu perinçek
    basın konseyi başkanı oktay ekşi
    türkiye gazeteciler sendikası
    prof dr. türkan saylan
    prof.yücel aşkın
    prof ayşe yüksel

    sayın aydınlık dergisi genel yayın yönetmeni

    aydınlık dergisi’nin 7 haziran 2005 tarihli sayısında ulaş gencer ve sibel koç imzalı “van’da haçlı üniversite” haberini okudum. haber van yüzüncü yıl üniversite’sindeki heykellerin hristiyan haçına benzediğinden yola çıkıp ardından çağdaş yaşamı destekleme derneği başkan’ı prof. dr türkan saylan ve van yüzüncı yıl üniversitesi rektör yardımcısı prof. ayşe yüksel’i “hristiyanlık propogandası” ile suçluyor. van yüzüncü yıl rektör prof. yücel aşkın’da hristiyan propogandasına “destek veren” kişi olarak kamuoyu önüne çıkartılıyor.

    haber aydınlık dergisi haberi. önümüzdeki sayınızda başka kişi yada kişileri ya da kurumları sayfalarınıza taşıyacaksınız. yazılıp çizilenler sağlam kanıtlara dayanmıyor, şişirme haber niteliğini taşıyorsa neler olur? bu tarz bir haberle karalanan kişi ya da kişiler toplum önünde küçük düşecek, şeref, haysiyet ve onuru zedelenecek, kendisine herhangi bir nedenle diş bileyenler kişi ya da gruplar vb tarafından kullanılabilecek ucuz dedikodu malzemesi çıkacak, varsa çocukları, eşi, ailesi yaralanacak, enerjisi keyfi kaçıp işini gücünü bir tarafa bırakıp bu kendisine yönelen bu suçlamaları aklama çabasına girecek. medya tarafından haksız töhmet altında bırakılan insanların neler çektiğini çok iyi biliyorum çünkü gazeteciyim. sizlerinde bu duygunun yabancısı olmadığınızı zannediyorum. bir kişiye medya tarafından yöneltilen suçlama mesnetsiz iddialara dayanıyor ya da sadece o yayın organının ideolojik heveslerini tatmin etmeye yarıyorsa bunun gazetecilik olmadığının da farkındasınızdır. ne de olsa her hafta yayınlanan bir derginin yöneticisisiniz ve kamuoyu önünde gazeteci sıfatı taşıyorsunuz

    bu bakış açısından hareketle a “van’da haçlı üniversite” haberi’ni bir gazeteci gözüyle irdelemek istiyorum. haberle ilgili eksik ve yanlış gördüklerim;

    * aydınlık dergisi haberde üniversite’de haç şeklinde yapılmış heykeller olduğu ileri sürüyor ve bu savı ağırlıkla van’da yayınlanan şehrivan gazetesi’ni kaynak göstererek destekliyor. şehrivan’ı kaynak gösterdiğinize göre bende bilgilenme hakkına sahibim ve aşağıdaki sorulara cevap istiyorum.
    -şehrivan gazetesi kim, yada kimler tarafından yayınlanıyor?
    -şehrivan gazetesi ’nin hedef kitlesi…!
    -haberin yayın tarihi, hazırlayan muhabir ya da muhabirin ismi, haberin tamamını gösteren kupur…
    -şehrivan daha önce yüzüncü yıl üniversitesi ve bu üniversiteye yönelik haber yapmış mı? yapmışsa haberin içeriği
    - şehrivan gazetesi’nde yer alan bu haberin ardından gazeteye yüklü bir tazminat davası açıldığı van kamuoyu tarafından biliniyor. bu bilgi neden haberde yeralmıyor?
    - şehrivan gazete’si heykellerin hristiyan haçına benzediğini neden birden ortaya atıyor. heykeller kaç yıldır üniversite bahçesinde duruyor?
    aydınlık dergisi yukarıdaki sorular çerçevesinde şehrivan gazetesi’nin bu iddiasını neden hiç sorgulama gerekçesi duymuyor. ?.
    ayrıca aydınlık dergisi şehrivan gazetesi’nin “atatürkçüleri hedef alan bir yayın çizgisi olduğu” gerçeğini hiç göz önünde tutmuyor mu?
    (bu sorgulama yapılmadığı takdirde aşırı muhafazakar olduğu ileri sürülen şehrivan’ı kaynak gösteren ve yayın ilkeleri arasında “atatürk ve kuvayı milliye ruhunu” savunduğunu vurgulayan aydınlık bu kişi ya da çevrelerin sözcüsü durumuna düşmez mi?)

    *iddialı bir manşet atılmış ; “van’da haçlı üniversite”. ancak haberi destekleyen tek bir heykel yada haça benzeyen heykel görüntüsü (yani fotoğraf) yok. bunun yerine türkan saylan ve papa’yı birlikte gösteren bir fotoğrafa yer verilmiş. bence haber zayıf malzemeyle türkan saylan’ın hristiyan propogandistliğini kanıtlayamıyor. o zaman prof saylan’ın müteveffa papayla bir törende el sıkışması hristiyan propogandistliğinin kanıtı gibi sunuluyor.
    ( fotoğraf seçme anlayışını böyle yorumlarsak işçi partisi başkan’ı sayın doğu perinçek, mhp parti başkan’ı sayın devlet bahçeli ile el sıkışırken bir fotoğraf karesinde görünse ve olumsuz niyetle bir haberde kullanılsa sayın perinçek’i milliyetçi propogandist olarak mı gösterir..! )

    *hristiyan propondacıları çyyd başkanı prof. türkan saylan, türkan saylan’ın halefi van yüzüncü yıl rektör yardımcısı prof. ayşe yüksel. bu iki bilim insanı bugüne kadar herhangi bir mahkeme tarafından misyonerlik suçlamasıyla yargılandı mı? ceza aldı mı? süren mahkemeleri var mı? haberi araştıran arkadaşlar bu konuda hiç araştırma yaptı ya da bu konuyu t.s ve a.y’le sordu mu?

    * haberde göze çarpan bir başka boşluk ts ve a.y’le suçlamalarla ilgili hiç soru yönlendirilmediği. bu bir gazetecilik ilkesi değilmidir? insanı ağır bir dil ve ağır bir suç ithamıyla kamuoyunun önüne çıkarıyorsun ve “ hristiyan propogandası yaptığınıza ilişkin duyumlarımız var.bu konuda ne diyorsunuz” diye sormuyorsun.. sorduysan ve cevap alamadıysan bile bunu haberde geçmesi gerekmez mi?

    *haberde van’da “6 kilise ev” ve “evleri bildiğini söyleyen öğrenci” satırları yeralıyor. bu iddia edilen kilise evlerin adresleri biliniyor.o halde bu kilise evler fotoğraflarıyla birlikte neden haberde yeralmıyor? evlerin bulunduğu semt ahalisine kilese evler hakkında bilgileri olup olmadığı neden sorulmamış?

    *haberde “.. amerikalı, güney koreli şahıslar ve otel sahibi ” gibi hristiyan propogandacılar ya da misyoner faaliyette bulunduğu ima edilen kişilerde yeralıyor. ortalıkta dolaşan bu şahısları tanıyan bilen yok mu? mit’in ya da van emniyeti’nin bu şahıslarla ilgili duyumu var mı?, yok mu? bu iki kurum yetkilisine yazılı ya da sözlü soru soruldu, açıklama istendi mi? bu konuda haberde hiç bilgi yeralmıyor.

    *haberde “.. mit ‘in hazırladığı misyonerlik raporunda türkan saylan’ın da adı geçiyor” iddiasına yer veriliyor. mit raporu tarihi, sayısı ya da yayınlandığı gazete dergiyle ilgili hiçbir veri yok. böyle bir rapor gerçekten var mı?

    *”şehrivan gazetesine konuşan pek çok genç”in ardından bu sayı 2 kişiye yani ck ve mk’ya iniyor. bu iki kişinin konuşma bantları mevcut mu? mevcutsa bu kişilerle yapılan röportajın tam metni haberde neden yer almıyor?

    * haberde van yüzüncü yıl üniversitesi rektörü prof. yücel aşkın’ın avrupalı iki parlamenter ile görüşmesine atıf var. “bir rektör ab üyesi parlamenterle görüşemez mi?”, “görüşmesi onları makamında kabul etmesi suç mu? teşkil ediyor. eğer suçsa “ yüksek öğrenim kurumu (yök), rektör prof. aşkın hakkında neden soruşturma açmıyor?, yök’e bu konuda soru yöneltildi mi?. ayrıca üniversitede haça benzeyen heykeller hakkında yök’e görüş soruldu mu?

    aydınlık dergisi gazetecilik ilkeleri ve meslek etiğine saygılı bir yayın organıysa “bu soruları kanıtlarıyla yayınlamak zorunda” diye düşünüyorum. yoksa üç bilim insanını mesnetsiz yere kamuoyu önünde küçük düşürülmüş olacak. bir gazeteci olarak ucu “vatan hainliğine” kadar vardırılan bu kadar ağır suçlamaların desteksiz, kanıtsız yayınlanmasını meslek haysiyetime yediremiyorum.

    bugun aydınlık ve şehrivan’da hristiyan propogandasıyla suçlanan prof. dr. türkan saylan ve prof ayşe yüksel yıllar önce yine van’da gazetelere konu oldu. ancak o günlerde yayınlanan haberlerde suçlama, karalama yerine övgü vardı. haberde iki bilim insanının at sırtında dağ bayır van’ın mezra ve köyleri dolaşıp türkiye tarihinde ilk kez lepralı hastaları tespit ettiği, onlara şifa dağıttığı yazıyordu.bu iki bilim insanının dağlardaki mücadelesi yıllarca sürdü ve tarih onlara hakkettikleri yeri verdi. aynı bugün aydınlık dergisi’ne ve onun sorumlularına hak ettikleri yeri verdiği gibi..

    saygılarımla
    can san
    gazeteci
    (secici, 18.08.2006 17:05)
  18. bianet internet sitesi, kamuoyunun aklının kosesinden gecmeyen cumhurbaskanlıgı adaylarını secip oneriyor.simdiye kadar onerdigi uc adaydan (digerleri ionna kucuradi ve filiz dincmen) biri de turkan saylan.sitede sunum nilufer zengin tarafindan yapilmis.
    kriter: "kırk yasını doldurmus, yuksekogrenim yapmıs, tbbm üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili secilme yeterligine sahip türkiye cumhuriyeti vatandası".
    saygı duyulan, hayran olunan erkekler icin sıkca "cumhurbaskanı olacak adam" tabiri kullanılır.cumhurbaskanlıgını yalnızca erkeklere yarasır bir makam olarak goren zihniyetle aramız iyi olmadıgından adaylarımızı kadınlar arasından secmeye devam ediyoruz.
    turkan saylan da cagdas yasamı destekleme dernegi (cydd), kadın sorunları arastırma ve uygulama merkezi, cüzamla savas dernegi ve uluslararası lepra birligi kurucu uyesi olarak en guclu adaylarımızdan biri.
    turkan saylan
    1935 de kandilli de dogdu. kandilli lisesi nin bitiren saylan 1963 yılında istanbul tıp fakultesi nden mezun oldu. saylan ın iki oglu ve iki torunu var.
    saylan 1963 1965 yılları arasında sosyal sigortalar nisantası hastanesi nde deri ve zuhrevi hastalıklar uzmanlıgı yaptıktan sonra ingiltere den aldıgı bursla 1972 e docent, 1977 de profesor oldu.
    1976 de cuzamla savas dernegi ve vakfını kurdu. turkan saylan, uzun arastırmaları sonucunda tıpkı verem gibi, aynı kaptan yenmedigi takdirde cuzamın bulasıcı olmadıgını kanıtladı. saylan, 24 yıldan bu yana 10 bin lerin uzerindeki cuzamlı sayısını bugün 2000 lere indirdi. 1986 da bu konudaki katkılarından oturu gandhi odulu nu kazandı. 1989 da cydd yi kurdu.
    1982 1987 yılları arasında baskanlıgını yaptığı istanbul tıp fakultesi dermatoloji anabilim dalından birkac yıl once emekli oldu. su anda cydd nin baskanlıgını surduruyor.
    saylan ve ekibi anadolu da 25 bin cocuga burs saglıyor. simdilerde as evi kurmak, burada universite ogrencilerine gerekli gıdayı saglamak ve ardından "giysi bankaları" kurmak istiyor.
    (isikokunem, 14.01.2007 19:56 ~ 19:59)
  19. yorumsuz...

    çağdaş yaşamı destekleme derneği (çydd) genel başkanı türkan saylan, türkleri barbarlıkla suçladı. ve "muhammet" ismi dahil halkla ilgili sert sözler sarfetti.

    istanbul teknik üniversitesi maçka yerleşkesi'nde 'türkiye'mizin çağdaşlaşma sürecinde laiklik' konulu toplantıda konuşan saylan, türk milletinin tarih boyunca hep yakıp yıktığını öne sürdü.

    "türkler hep başkalarının yaptığını yıkmış"

    bunun bir alışkanlık haline geldiğini iddia eden saylan şöyle konuştu: "biz türkler hep akın etmişiz; yakıp yıkmışız, başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız. şimdi kendi yaptıklarımızı yıkıyoruz. nedir bu alışkanlık. biz yakıp yıkmak için var değiliz. biz yaratmak, geliştirmek ve çağın üstüne geçmek için varız."

    atatürkçü düşünce derneği'nin 14 nisan'da düzenleyeceği mitinge destek talebinde bulunan saylan, "çydd olarak 14 nisan'da ankara tandoğan'dayız. yozlaştırmaya çalışanlar olacaktır. aramızdan da çıkacaktır. çağdaş, laik ve demokratik bir türkiye'nin devamı için yapılması gerekenleri yapalım. sesimizi duyuralım. bir kişi bin kişiye, bin kişi binlerce kişiye ulaşabilir." şeklinde konuştu.

    çocukların namaz kılmasını değil, bale yapmasını istediklerini dile getiren saylan, şunları söyledi: "türkiye'nin bölünmesine, ırkçılığa yönelmesine, binlerce yıl öncesinin arap ve iran âdetlerinin gelmesine karşıyız. çocuklarımızın sıra üstünde namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz. inancın insanların iç dünyasında saklı olmasını istiyoruz."

    konuşmasında gençlik korosu'nu yöneten müzisyenin isminin muhammed olmasından yakınan saylan, "gençlik orkestrası'nı yaratan ve yöneten arkadaşımızın ismi muhammed. düşünebiliyor musunuz buradaki ironiyi?" yorumunu yaptı.

    cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler nedeniyle türkiye'yi zor günlerin beklediğini savunan saylan, seçime katılacak partilerin sembolleri ile dalga geçti. saylan şunları söyledi: "insanlar okuma yazma bilmesin ki parmak bassınlar. seçim kâğıtları at, eşek, arı ve kuşlarla dolu. bilinir ki okuma yazma bilmeyen çoğunluktadır ve onlar ancak parmak basarak oy verirler. onların ağaları, tarikat reisleri çağırır ve biz ata, eşeğe, arıya ya da kuşa oy vereceğiz derler. böyle bir topluluk nasıl kalkınır? böyle bir topluluk cahil bırakılmıştır. bizi yönlendirmek isteyenlere, bizi koyun sananlara karşı dikkatli olalım. bu ülkedeki insanları siyah-beyaz diye ayırmak, vatansever veya vatan sevmeyen hain diye ayırmak kimin haddine'"

    yazının linki için: http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nıd=110343
    (duvar surungeni, 12.04.2007 11:29)
  20. (bkz: çağdaş yaşam)
    (bkz: düşünebiliyor musunuz buradaki ironiyi)
    (swallowed arsenic, 12.04.2007 12:10)
  21. 14 nisan cumhuriyet mitingi ve halk korkusundan nereye saldıracağını şaşıran dinci takımının karalamaya çalıştığı cumhuriyet kadını.

    kendisini karalayanları "neyin, nesidir, kimin fesidir" diye merak edenler için:

    "ünal çevak'ın sahibi olduğu, cevheri güven yönetiminde başırılı bir habercilik sergileyerek kısa zamanda yukarılara tırmanan www.aktifhaber.com internet sitesi el değiştirdi..

    yayın hayatına yeniden ve fırtına gibi başlayan nokta dergisi, internet sektörüne de el atarak aktif haber'i yayın gurubuna kattı.. bir hafta süren pazarlıklarda önce tıkanmalar yaşansa da, ünal çevak ve nokta dergisi yönetimi oluşan pürüzleri giderdi ve önceki gün satış konusunda el sıkıştı..

    satış fiyatı konusunda herhangi bir açıklama yapılmazken, nokta'nın bir internet sitesi ve bir dergi daha alacağı yönünde söylentiler var."
    (gxl, 12.04.2007 12:44 ~ 12:47)
  22. yıllar önce deprem sonrası maddi durumumuz sıfırlandığı için okula gidemediğim dönemde* burs almak için başvurduğum derneğin genel başkanıdır.

    burs talebinde bulunanlarla birebir bizzat görüşerek sonrasında burs alacak öğrencilere bizzat karar verendir türkan saylan hanımefendi... sanırım normalde burs başvurularında teke tek görüşme söz konusu, ama 17 ağustos depremi sonrası olan burs taleplerinde durum farklı idi derneğinin tarlabaşında olan ahşap binasında yaklaşık 100 depremzede bir arada idik... genişçe bir salonda toplanmıştık ortadaki yuvarlak masada türkan hanım oturmakta idi. evimizdeymişcesine oturmuştuk koltuklara sandalyelelere koltuk kenarlarına yerlere... yaklaşık 25 dakikalık -ki bana ömrümde yaptığım en uzun sohbet/konuşma gibi gelmişti- süre boyunca atatürk üzerine, çağdaş türkiye üzerine, aydın ve çağdaş türk gençleri üzerine, yapmak istediklerimizden hayallerimizden bahsetmiştik... sohbet ufak bir yer sarsıntısı ile sona ermek zorunda kalmıştı. depremzede olan bi çok öğrenci o ahşap evdeki yaylanarak sallanma anında - ki beton binalara göre daha fazla sallanmıştık- tekrar o geceye dönmüş çığlıklar atmaya başlamıştık... enkazlar yıkılan evler kaybettiğimizi yakınlarımız yaşadığımız travma tekrar gözlerimizin önünden geçmişti o saniyelik süreçte...

    sallantı sonrası hatırladığım türkan hanımın herkese tek tek sarılmaya çalışması idi... "ne garip keşke daha büyük kolları olsaydı, hepimiz kendimizi daha güvende hissederdik, hepimizi kucaklardı" diye geçirmiştim içimden...

    şimdi okulum biteli yıllar oldu, yıllarca çalıştım güzel işlerde, kimi zaman da işsiz gezdim şimdi olduğu gibi... ama o sene eğitimimi tamamlamada ve kalacağım yeri bulmamda önce türkan hanım sonra atatürkçü düşünce derneğinin emeği büyük... aslında türkan hanımın kolları koskocaman ve daha hayata yeni adım atmaya çalışan bi çok gencin elinden tutup hayatlarını devam ettirebilmeleri için eğitimlerine destek veriyor. yeri geliyor tek tek ilgileniyor, yeri geliyor hepsine kucak açıyor...

    hakkında atılıp tutulmasından çok yıllardır yaptığı iyi ve güzel işlerle anılmasını istediğim için yaşadıklarımdan bir örnek vermek istedim oysaki bir çok türk gencinin hayatında ufak bir ayrıntı olarak hatırlansada aslında hayatları üzerinde ne kadar büyük bir ayrıntıdır türkan saylan...

    meyve veren ağaç taşlanır ne diyeyim...
    (likeaprayer, 12.04.2007 13:07 ~ 30.04.2007 02:01)
  23. sözlüğün genel olarak nasıl insanlardan oluştuğunu daha iyi anlamamı sağlamış bir mihenk taşıdır. yorumsuz olarak, üstelik de tamamen gerçek bir haberi entry olarak girmemle bu entynin zamanın ötesinde entrylerim arasına girmesi bir olmuştur ya ben ona gülüyorum sayın seyirciler. ahaha. gerçekten çok komik geldi, işyerinde olmasam kahkaha atabilirdim tahmin ediyorum.

    ayrıca, laf aramızda zamanın ötesinde entrylerim de hiç de az değildir, iyi çalışmış sevgili sözlük yazarları.
    (duvar surungeni, 12.04.2007 13:46)
  24. telekomun yasaklaması gereken kişi.

    edit:konuşmalarında hakaret unsuru bulanları da telekoma havale ederim.
    (aynali, 12.04.2007 23:05 ~ 23:11)
  25. insan bilmediginin dusmanidir sozunu aklima getirmis konusmalar sarfeden hanfendi. bir insan bu kadar mi kendi milletine, kulturune tarihine dusman olur, kinle ve ofkeyle bakar. nasil olmus nerde yetismis de kendisine bu kadar yabancilasmis ve kuculmus bu hanfendi anlamak zor gercekten. cagdas yasami destekleme dernegi baskani fakat kendisi daha cagdaslasmanin bale yapmaktan ibaret oldugunu saniyor, dunya uzayda ilerliyor sayin seyirciler ve bizimkiler hala kendi kucuk dunyasindalar.

    http://www.zaman.com.tr/...tr/haber.do?haberno=526639
    (lifeis, 12.04.2007 23:08 ~ 13.04.2007 02:01)
/ 24 >>


copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment