ted hughes

/ 2 >>
orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. rahmetli sylvia plath'in rahmetli kocasi. sair.
    (yok, 11.06.2001 00:12)
  2. ted hughes'ın edebi hayatı sylvia plath ile birlikte başlar. 26 yaşında üniversitede şiir dergisi çıkarırken fulbright bursu ile ingiltereye gelmiş olan plath ile tanışır, bir sene içinde evlenirler, onun ilk şiirlerini derleyip dergilere gönderen de plath'tır. çift amerikaya taşınır, plath yazmak için akademik kariyerinden vazgeçer. çift ingiltereye geri döner, plath çocuklarına bakmak için edebiyattan vaz geçer. evlendikten 7 sene sonra ayrılırlar. plath bir sene sonra intihar eder.

    ted hughes çocuklarını yanına alır, bundan sonra uzun süre çocuk şiirleri ve öyküleri yazar, yetişkinler için yazı yazmaz. ilginç ve trajik bir durumdur ki hughes'un sevgilisi assia da bir yaşındaki kızları ile birlikte intihar eder. hughes bir çiftçinin kızıyla evlenir, iran'a gider döner, sonra kendisini yazıya ve çiftçiliğe verip ortadan kaybolur.
    1984'te philip larkin'den poet laureate'liği devralır, bu sıfat altında kraliyetle ilgili şiirlerin yanında çevrecilik temalı şiirler yazar.
    1998'de sylvia plath'la ilgili şiirleri birthday letters adı altında yayınlanır, hughes 35 senedir hakkındaki sessizliğini koruduğu ilk karısına şiirleriyle seslenmektedir. 68 yaşında kanserden ölür.

    you were the jailer of your murderer --
    which imprisoned you.
    and since i was your nurse and your protector
    your sentence was mine too...

    *
    birthday letters'da sylvia plath'a seslenmeyen iki şiirden biri olan "the dogs are eating your mother" plath'ın çocuklarına ve plath fanatiklerine seslenmektedir:

    who will remember your fingers?
    their winged life? they flew
    with the light in your look.

    your son's eyes, which had unsettled us
    with your slavic asiatic
    epicanthic fold, but would become
    so perfectly your eyes,
    became wet jewels,
    the hardest substance of the purest pain
    as i fed him in his high white chair.

    day by day his sister grew
    paler with the wound
    she could not see or touch or feel, as i dressed it
    each day with her blue breton jacket.

    the wolves lifted us in their long voices.
    they wound us and enmeshed us
    in their wailing for you, their mourning for us.
    they wove us into their voices. we lay in your death.
    in the fallen snow, under falling snow.

    as my body sank into the folk-tale
    where the wolves are singing in the forest
    for two babes, who have turned, in their sleep,
    into orphans
    beside the corpse of their mother.

    şiirin bu bölümünde hughes plath'ın mezartaşına her yeniden yapılışında saldırıda bulunup ismini hughes'ın yaptırdığı mezardan silen fanatiklere seslenmektedir:

    i buried her where she fell.
    you played around the grave. we arranged
    sea-shells and big veined pebbles
    carried from appledore
    as if we were herself. but a kind of hyena came aching upwind.
    they dug her out. now they batten
    on the cornucopia
    of her body. even
    bite the face off her gravestone...

    so leave her.

    let her be their spoils...

    think of her better

    spread with holy care on a high grid

    for vultures

    to take back into the sun. imagine

    these bone-crushing mouths the mouths

    that labour for the beetle

    who will roll her back into the sun.
    (eowyn, 10.07.2001 12:13)
  3. sylvia plath'ın intiharından sorumlu tutulan koca. gun ısıgına cıkan* mektupları pek cok seyi ele verecek.
    (caldera, 06.08.2001 12:48)
  4. (bkz: tales of the early world)
    (kusmuk, 22.08.2002 13:23)
  5. 1998'de ölen ünlü ingiliz şairi. şiirleri doğa, hayvanlar, rüzgar, ırmak, fırtına gibi tema ve motiflerdedir ve çoğu karanlık,vahşi bir atmosfere sahiptir. hughes'un romantizm'in yirminci yüzyıldaki son temsilcisi olduğunu iddia eden akademisyenlerin sayısı az değildir.
    (vicious, 08.01.2003 13:30 ~ 27.03.2003 14:20)
  6. (bkz: wind)
    (vicious, 27.03.2003 14:19)
  7. ted hughes ın "balina nasıl balina oldu" adında yky den cıkmıs bir cocuk kitabıda mevcuttur ki cocuklugumda okudugum yazarı simdi de okuyor olmak (bkz: dogumgunu mektupları) garip bir duygudur.
    (imorh, 01.05.2003 22:35)
  8. bir gölün dibindeki doğal hayatı-böcek ve diğer organizmaları- olabilecek en çarpıcı biçimde tasvir eden ingiliz şairi

    "prehistoric bedragonned times
    crawl this darkness with latin names. . ."

    (to paint a water lily)
    (vicious, 21.05.2003 13:10)
  9. sylvia'da daniel craig tarafından canlandırılacak kişi.
    (oxibrinth, 05.12.2003 19:19)
  10. (bkz: daffodils)
    (ravena, 03.04.2004 21:27)
  11. (bkz: the thought fox)
    (ravena, 08.06.2004 08:55)
  12. (bkz: apple tragedy)
    (quill, 18.12.2004 06:40)
  13. dogdugu ev $275,000'e satiliga cikartilan sair

    http://news.independent.co.uk/...ory.jsp?story=598445
    (outsider, 09.01.2005 01:31)
  14. (bkz: balina nasıl balina oldu)
    (cervantes1614, 02.07.2005 02:47)
  15. (bkz: ted koleji)
    (morphling, 02.07.2005 03:40)
  16. "there came a day that caught the summer
    wrung its neck
    plucked it
    and ate it."

    dizelerinin sahibidir. summer, sylvia* midir? yoksa sylvia ile tanistiktan sonra kendi hayati midir diye dusunduren sair...
    (dulcinea, 24.08.2005 22:19)
  17. sylvia plathin olumu yuzunden bosuna suclandigini dusundugum insan
    bir erkek yuzunden oldugu -intihar ettigi- dusunulen tum kadinlar gibi , sylvia plath de iliski yuzunden olmustur en fazla...
    ayrica, kendisi sylvianin annesinin de belirttigi gibi korkutucu bir adammis. korkutucu bir zeka ve yetenek. birazcik sanatci ruhu olan her kadinin yamulacagi cinsten
    hakkinda bu kadar az entry olmasi cok uzucu. eminim sylvia plath de uzulurdu bu duruma...
    (deja, 05.09.2005 18:05 ~ 18:36)
  18. sylvia plath ile ilgili yazilan biyografilerden birinde* anlatilanlara gore ted hughes, sylvia ile ayrilmalarina, bir kavga sirasinda sylvia'nin kendini kaybedip adamin yazdigi tum yazilari ve siirleri yirtip paramparca etmesinin sebep oldugunu soylemistir.

    ayrica adamin anlattiklarina gore sylvia ile birlikte bir arkadaslarina yemege gittiklerinde daha yemek servis edilmeden sylvia buzdolabindan butun yemekleri yemis bitirmis, evdeki tum sicak suyu kullanmis, ve kocasini utandirarak ziyareti kisa kesmelerine sebep olmustur.

    tabi butun bunlar adamin kadin oldukten sonra soyledikleri, onun icin ne kadar objektiftir bilemem.

    eta: ayrica sylvia plath'in intiharindan onceki 3 yili kapsayan gunlukler hakkinda "sylvia'nin bu yazdiklarini cocuklarinin okumalarini istemedim, bu yuzden gunluklerden birini yok ettim. digeri de kayboldu." seklinde aciklama yapan adam.
    (the queerest of the queer, 08.11.2005 23:34 ~ 23:39)
  19. büyük bir şairdir, evet ama bu öküz ve bencil bir adam olduğunu değiştirmiyor maalesef. sylvia plath ile ilgili yazılan biyografilerden birinde, çiftin ayrılığı sırasında ted hughes'un ne kadar rahat bir biçimde eşine ve çocuklarına sırtını döndüğü anlaşılır. elbette iki insan ayrılabilir ama bu ayrılığı bir diğerine zulüm aracı haline getirmek kalpsizliktir. ama bakıyorum şiirlerine, ne güzel yazmış ted hughes. gerçek hayatında kalpsizken, kalemini eline aldığında bir duygu okyanusu oluyormuş galiba.
    ayrıca sylvia'nın günlüklerinden bir sayfayı bile yok etmeye hakkı yoktu. "çocuklarım görmesin" bahanesinin bir anlamı yok. bu adam çocuklarını o kadar düşünüyor olsaydı, gözü dışarlarda fır dönmezdi.
    (ribbons, 19.12.2005 15:03)
  20. mermi siiriyle slyvia ve iliskileriyle ilgili sinirsiz caresizligini, acisini ve yetersizligini kelimelere muhtesem bir bicimde dokmus, hele son dizeleriyle beni alip yerden yere vurmus adam...

    "...
    benim yerime becerikli bir buyucu olsaydi,
    seni elleriyle havada yakalayip
    bir elinden otekine aktara aktara sogutabilir
    ve tanrisiz, mutlu, sakin kilabilirdi sonunda.
    bense
    bir tutam sacini, yuzugunu, saatini, geceligini kurtarabildim kurtara kurtara."
    (kiziltrude, 31.08.2006 17:22)
  21. sylvia plath'in mezar taşindaki soyadi -hughes- plath hayranlarınca -tekrar- kazınıp silinmesin diye bronz harflerle yazılmı$tır...
    (self abandonment, 25.11.2006 19:06 ~ 19:17)
  22. sylvia plath hayranlarinin delicesine nefret ettikleri benim ise bir sekilde acidigim bir adamdir ted hughes.. nami diger sylvia plath in kocasi..

    tamam belki plath e o kadar hoş davranmamistir ama plath de cok normal bir kadin degildir zaten. hiç bir zaman olmamistir da. onlarca piskolojik ariza ile ted hughes basedememis bir sekilde "acemi kaptan" piskolojisine girip buz dagina carpmistir..

    plath in ölümünden sonra caresizligini soyle dile getirmistir zaten;

    russia and america circle each other;
    threats nudge an act that were without doubt
    a melting of the mould in the mother,
    stones melting about the root.

    the quick of the earth burned out:
    the toil of all our ages a loss
    with leaf and insect. yet flitting thought
    (not to be thought ridiculous)

    shies from the world-cancelling black
    of its playing shadow: it has learned
    that there's no trusting (trusting to luck)
    dates when the world's due to be burned;

    that the future's no calamitous change
    but a malingering of now,
    histories, towns, faces that no
    malice or accident much derange.

    and though bomb be matched against bomb,
    though all mankind wince out and nothing endure --
    earth gone in an instant flare --
    did a lesser death come

    onto the white hospital bed
    where one, numb beyond her last of sense,
    closed her eyes on the world's evidence
    and into pillows sunk her head.
    (azuth, 04.03.2008 23:18 ~ 23:28)
  23. talihsiz bir kişidir nihayetinde. eşi plath ile evliliği sırasında assia wevill ile başladığı ilişkiden sonraki yıllarda bir çocuk sahibi olmuştur. olmuştur olmasına ama, plath'ın 1963 yılında çocuklarını geride bırakarak dünyadan ayrılmasından 6 yıl sonra assia wevill de 1969'da hem de bu sefer çocuğu ile birlikte, plath'in intiharına benzer bir şekilde mutfakta gaz soluyarak bu diyarı terk etmiştir. tüm bunlar, eşi ve daha sonra hayatına giren kadın ile çocuğunun ölümünü yaşayıp bir de taa 1998'e kadar yeryüzünü şiirler ve çocuk kitapları ile zenginleştirmiş yazarın bulaşıcı bir mutsuzluk bulutu ile lanetlenmiş olduğunu düşündürür.
    (angoisse, 23.07.2008 15:03 ~ 25.07.2008 14:02)
  24. ziyaret

    arkadaşım lucas,
    ayrı bir kişilik gibi
    değişmeden kalan o üç dört kişiden biri.
    her türlü değişmenin altında
    bir nehir yatağında bir taş, senin de arkadaşın olmuştu.
    kulağıma geldi, uyarıldım. oturmuş
    gençliğimi tüketiyordum slough yakınlarında bir ofiste.
    sabah akşam slough ile londra arasında mekik dokumak.
    maaşımı biriktirerek, özgürlüğü seçip
    dünyanın öbür ucuna gidebilmek için - boşlukta bir düşüş,
    kozamı sıyırıp rüzgara bırakmak amacıyla.
    haftasonları geri dönüyordum.
    üniversiteme. kız arkadaşım
    her hafta aynı danışmandan ders alıyordu
    sen ve amerikalı rakibenle birlikte.

    senden nefret ediyordu. senin resimlerini
    ve alev almaya hazır başka film parçaları attı sessiz,
    doymak bilmez geleceğimin fırınına, körebe oynarcasına
    bir meşale gibi içimde dolanan arayışa. arkadaşımla
    geceyarısı bahçede durdum
    karanlık bir pencereye toprak parçaları atarak.
    arkadaşım sarhoştu ve emindi pencerenin seninki olduğuna.
    ben de, onun yarısı kadar sarhoş, bilmiyordum yanıldığını.
    ne de biliyordum senin sarsıntılı oyununda
    baş erkek oyuncu olmak için denemeden geçirildiğimi.

    yalın ilk bir iki hareketi bir pandomimci gibi yaptım
    gözlerim kapalıymışçasına, rolümü kavramaya çalışarak.
    sanki bir kukla iplerinin ucunda deneniyormuşçasına.
    ya da ölü kurbağanın bağacına değdiriliyormuşçasına elektrodlar.
    kesik kesik yaptım o hareketleri – ve izlenip değerlendirildim
    yalnızca yıldızlı bir karanlık ve bir gölge tarafından.
    ne sen biliyordun orada olduğumu, ne de tanıyordum seni.
    seni bulmaya çalışarak ve ıskalayarak ve gene ıskalayarak.
    toprak savurduğum camın seni korumadığını,
    çünkü senin orada olmadığını bilmeden.

    ölümünden on yıl sonra
    güncenin bir sayfasında, daha önce hiç görmediğim kadar güçlü
    bir şekilde karşıma çıkıyor bir şok gibi içine dolan sevinç
    bunlar kulağına geldiğinde. sonra şoku
    dualarının. ve onların da altında, duyduğun panik
    ya dua etmek mucizenin gerçekleşmesini sağlamazsa diye.
    sonra da, paniğin altında o karabasan
    seni ezip yok etmek için üstüne gelen,
    mucize gerçekleşmezse sana kalacak seçenek:
    'düşünmeye dayanamadığın eski umutsuzlukla yeni bir büyük acının
    birleşip bildiğin cehennemi oluşturması.'

    birdenbire okuyorum bütün bunları –
    senin kendi sözcüklerini, yükselip
    boğazınla dilinden sayfalara geçen –
    tıpkı yıllar önce kızının
    sessiz evde
    yalnız başıma çalıştığım odaya
    havada yürürcesine girip yüzüme bakarak
    şaşkınlık içinde,
    “baba, annem nerede?” diye sorması gibi.

    donan toprağı bahçenin
    kazıyan tırnaklarımın altında.
    çevremde geceyarısının
    dev kırağı saati. ve içinde bir yerlerde onun,
    hiçbir şey duymak istemezken
    ateşimin çıktığını vurgulayan nabzım. bir yerlerde
    o donmuş toprağın içinde
    varolmaya çalışması geleceğimizin.

    başımı kaldırıyorum – yüz yüze gelmek istercesine sesinle,
    bütün canlı, kıpırdayan geleceğiyle
    içime dolan. sonra dönüyorum
    basit sözcüklerine kitabın.
    on yıl oluyor sen öleli.
    yalnızca bir hikaye bu.
    senin hikayen. benim hikayem.

    ceviri: savkar altinel & roni margulies

    bunu bilmek kafi.. tekrar ve tekrar okumak.
    (oinone, 31.07.2008 18:34 ~ 20:21)
  25. plath'ın ölümünün ardından "ona yardımcı olabilecek tek kişi bendim. bense buna ihtiyacı olduğunu anlayamayan tek kişi olmayı becerebildim ancak" demiştir.
    (azothoth, 22.09.2008 16:14)
/ 2 >>


copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment