buyuk celiskilerle dolu neresi utopya belli olmayan bir model, sanki amac zaten bu tur utopyalardaki celiskileri gostermektir bu kitapta.
... sevgili anarşik arkadaşım, düzgün oku bi kere de bi kitabı be. yok illa lise yılı fanatizmi derdindeysen git ursula k. leguin'in kendi yorumlarını oku. yeter ki bi git.
urras mı anarres mi? bu soruyla uzun süre beynimi kurcalayan le guin'in politik-bilimkurgusu...anarşizmi bu kadar iyi anlatan başka bir şey okumadım...
kitabın baslarında shevek in acı üzerine yaptıgı konuşma tekrar tekar okunmalı ve altı çizilmelidir. aitlik ve sahiplik kavramlarını sorgulamaya yol açan eser.
ursula nin bu kitaba bu ismi vermis olmasinin iki anlami oldugu soylenir kitabin sonsozunde. birincisi the possessed isimli dostoyevski kitabina gondermedir. ki burda possessed ele gecirilmis demektir. dosto. bu ismi anarsistlerin ruhunun seytan tarafindan ele gecirildigini ima etmek icin koymustur kitaba. ursula da aksi ismi koymustur. ne seytan ne de sistem tarafindan ele gecirilemeyenler manasinda. ve de diger anlami mulksuz manasinda iste.
bir kismi su anda bizim yasadigimiz sistemle (bkz: kapitalizm) bir kismi da sosyalizmle yonetilen bir dunya olan urras'ta odo adindaki bir anarsistin isyani ve kendi gibi dusunen insanlarla urras'in uydusu olan annares'e goc etmesi ve orada otoritenin olmadigi bir toplum kurmasindan 150 yil sonra olan olaylarin gectigi bir kitap. kitapta otoritenin olusmasi icin illa devlete, paraya veya mulkiyete gerek olmadigini anlatir. yazar cok olasi gorunen soyle bir tablo cizer: baskalarinin insanin kaderi hakkinda kararlar vermesi o insanin yasamini kolaylastirir ve insani hemen her konuda dusunme eyleminden uzaklastirir. ve sorumluluktan kacis ozgurluk korkusu yaratir. insanlar ne kadar iyi niyetli olsa da toplulugun devami, iletisimin sagligi vs. icin birlesen kisiler ve olusturulan kurumlar zamanla merkezilesir ve bu merkezilesme de kendiliginden otoriteye yonelir. (ozel bir yetenek gerektirdigi icin bir cok kisinin konu hakkinda soz soyleyemedigi ve soylenenleri de akli ermez diye kabul ettigi bilim bu kurumlarin basinda gelir.) bu yuzden devrim surekli olmalidir. devrim (bkz: enternasyonal/3)'teki gibi anarsistlerin annares'e tasinmasiyla son bulmamali, her kusak icine firlatildigi dunyayi bastan gozden gecirmeli ve yeniden yaratmalidir.
onunde saygiyla eginilmesi gereken onemli ve bir o kadar da nacizane bir eserdir ki shevek'in kitapta uzun uzadiya anlatmaya calistigi eszamanlilik ilkesinin altinida cizmek gerekir.
yazar bana gore bu kitapta baslarda hayran kalinacak bir utopya yaratiyor ama bununla kalmiyor ve bu utopyanin insan dogasindan kaynaklanan hastalikli ve sagliksiz taraflarinida anlatiyor. bu bakimdan insana masal gibi gelmeyen ve gercekten olabilecegine inandiran bir hikaye mulksuzler. belkide bu yuzden kitap bittiginde ve siz urras ve annaresin evreninden ayrildiginizda buyuk bir hayal kirikligi yaratiyor bunyede, gercekten onlarin var olmadigin fark ettiginizden. bu bakimdan eksiksiz bir sosyalist -komunist- utopyayi yaratabilmis, okunmasi gereken bilimkurgulardandir "the dispossessed".
ursula leguin'in kült sayılabilecek kitabıdır. oldukça ütopik iki dünya yaratmıştır leguin ancak bunları yaratırken rusya ve amerikayı da baz aldığını kitapta açıkca belirtmektedir. (bkz: başucu kitabı)
ütopyanın cennetiyle distopyanın cehennemi arasında, tampon bölge arafı. uzun sürebilen, fizik, ahlak, politika üzerine dialogları ilginç bir biçimde gerilim yaratan bk.
anarşist bir toplumun varolabilmesi için her ferdinin mutlaka ve mutlaka dürüst ve yardımsever olması gerektiğinin ütopyası... çünkü bu duyguların bitiminde devletin gerekliliği ortaya çıkmaya başlıyor. kitapta kapitalizmin ileri uçlarındaki ve kaynakları yeterli zengin bir dunyadan, kupkuru çöllerin hakim olduğu bir dünyaya sürülen anarşist bir toplumdan bahsediliyor.. kitabı okudugunda insanın aklına şu soru takılıyor: acaba anarşistler o zengin dunyada yaşamış olsaydı ne kadar ileri gidebilirlerdi...
mülksüzler, urras ve annares isimli iki gezegende geçen bir bilim kurgu - ütopya, urras devletçi, yönetimci, annares ise anarşisttir ,kendine odocular diyen insanların yaşadığı yerdir ki buraya aslında çok önceleri urras ta ki sistemin baskıları sonucu kaçmış bir gurup anarşisttir bu insanların ataları. olayların ilk başlangıcı "gülün günlüğü" adlı kitapta ki "devrimden önceki gün" adlı hikayede bulunabilir " veremediğiniz şeyi alamazsınız, devrimi satın alamazsınız. devrimi yapamazsınız. devrim olabilirsiniz ancak" odo 1974 yılında yazıldı, orjinal adı dispossessed, hugo ve nebula ayrıca swfa amerikan bilimkurgu yazarları derneği) ödülünü de aldı dostoyevski' nin possessed (ecinniler) adlı kitabına bir cevap niteliği de taşıyor vee muhteşem bir kitap
tao'cu felsefeyle modern dünya'nın beyindeki çatışmasının bir tür somutlaması denebilecek, hayat görüşünü rejimleri ve geri kalan ne varsa hepsini insan için yeniden biçimlendiren edebiyat yapıtı .
mulksuzler le fight club in arasindaki ince detaylarin benzerligi oldukca sasirticidir..verdikleri mesajlar ince bir uyum icerisinde harmanlanabilir..mutlaka okunmasi gereken kitaplar arasindadir..