ankara dogumlu şair kişidir. askeri lise bitirip, yuksek ogrenimini de askeri memurlar okulunda yapmiştır. yani subaydır kendisi... göğe bakma durağı kadar hızla gelişecek kalbimiz isimli şiiri de şahanedir..
16 yıl önce bugün ölmüştü. ferhan şensoy, ferhangi şeyler adlı oyununda "ben ne güzel işerim sabah güneşe karşı" * diye başlayan şarkısında bahseder hatta; "ağustos yirmi iki, dediler "ustan ölmüş", çok komiksin azrail, turgut uyar ölür mü?"
ikinci yeni'nin üç atlısından (öbürleri, cemal ve edip) ses tonu en yalvaçsı olanı. dört kutsal kitap üzerine engin bir bilgisi olduğu söylenir. şiirlerindeki görkemli ve puslu ses tonu, böyle bir birikimin ürünü olsa gerek.
ikinci yeni'nin "yalnız tel cambazı". nurullah ataç turgut uyar'ın yayımlanan ilk şiir kitabının (türkiyem - 1952) önsözünü şöyle yazmış : "bilmem yanılıyor muyum turgut uyar'ı iyi bir şair saymakla ? hiç sanmıyorum. ne olursa olsun, onun için atıyorum zarımı."
ferhan şensoy'un çok ince bir şekilde hafızalara kazıdığı üzere, büyük şair'in 17. yıldönümü bugün. anısına dünyanın en güzel arabistanı'ndan "kitap falı" yöntemiyle bir şiiri :
kesiksiz övgü
esmer güzeli neclâ'nın baktıkça "bayıldım" dediği gökyüzü işte ben bunu mutlak yazmalıyım dedim karanlıkta dünyayı bir bir hatırlamak ben yeter dedikçe şehirlerin güzelleşmesi bir anda kendi kendime bulduğum mutlu gerçek bir kadın var beni onun iki eli iki gözü kurtarır yaşamamaktan öyle hoşlanırım ki onunla yatmaktan utanırım artık
dizesi gerçektir. turgut uyar'ın öldüğü gün cemal süreya ve başka birkaç edebiyatçının daha (o dönemler ansiklopedi yayınlayan) "ansa"daki işlerine son verilmiştir.
...aşkım da değişebilir gerçeklerim de pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı yan gelmişim diz boyu sulara hepinize iyi niyetle gülümsüyorum hiçbirinizle dövüşemem siz ne derseniz deyiniz benim bir gizli bildiğim var...
“halbuki acemilik. efendimiz acemilik. bir taş alacaksınız, yontmaya başlayacaksınız. şekillenmeye yüz tutmuşken atacaksınız elinizden. bir başka taş, bir başka daha. sonunda bir yığın yarım yamalak biçimler bırakacaksınız. belki başkaları sever tamamlar. ama her taşa sarılırken gücünüz, aşkınız, korkunuz yenidir, tazedir. başaramamak endişesinin zevkiyle çalışacaksınız.
gelin böyle yapın demiyorum. durduğum yerde kalmaktan korkuyorum. şiir bir sanat olayı değildir. bir yaşama çabasıdır önce. yaşadığımıza tanıklık eder. her gün yeni bir dünya içinde, her gün yeniden ve başka etkilerle duygulanan insan, her gün bunları yeni biçimlerle söylemelidir."
"yaşadığım çok kötü günler, yaşadığım anlardaki yoğunluğunu yitirdi. yaşadığım iyi günleri de unutmuşum. sonuç: anlamsız bir ortalama. neden de galiba hep tek başına yaşamaya zorlanmam. toplumsal düzen gereği, mutluluğu tek başına aramam. bin türlü (ve hala süren) hesaplı kargaşadan tek başına çıkabileceğim konusunda şartlandırılmam.
benim için ve benim durumumda olanlar için nerden bakılsa önemli olan sonuçtur. anlık mutluluklar (mutsuzluklar birikir) birikmiyor."
hep sessiz sakin oturur, votkasını yudumlarmis gibi bir hali var fotoğraflarında. sanki hiç sokağa çıkmamış, hiç yürümemiş... hep o koltukta oturmuş ve düşünmüş... ve güzel şiirler yazmış...