bir insan ülkesinden bahsederken, ne kadar duru ve samimi olabilir onun cevabıdır. nuri bilge ceylan'ın cannes film festivalinde ödülü alırken yapmış olduğu konuşmada şöyle geçiyor bu ülke:
"'bu ödülü, tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme armağan ediyorum''
yüzlerce sayfa yazsan, sağından girip solundan çıksan, tepeden tırnağa resmetsen; bir ülkenin içinde bulunduğu durumu bundan daha güzel anlatamazsın. bir cümle, sekiz kelime ve olay bitmiştir. bir güzelliğin bu derece güzel tasvirini en son sadri alışık 40 yıl önce menekşe gözler'de yapmıştı. fatma girik'in çakmak çakmak gözlerinin yanına tutmuştu bir tutam menekşeyi. fatma girik'in gözleri miydi asıl güzel olan, yoksa menekşeyi tutanın bakışlarındaki ateş mi güzelleştirmişti o gözleri?
nuri bilge ceylan'in aslinda bir parca da kendini anlattigi cumledir. koza ile baslayip, uc maymun'la devam eden sinema yolculugunda ve onun da oncesinde hep yalniz olan, yalnizligi hakederek yasayan guzel bir insanin, icimize kazidigi sozlerdir bunlar.
ceylan bizlere bu 8 kelime ile bir ulkenin boyle naifce sevilip ifade edilebilecegini gostermistir. keske asik oldugumuz insanlari da boyle naif, boyle tutkuyla sevebilsek.
tutkuyla seven nuri'dir, yalnız bilge'nin, güzel de ceylan'ın türkiye hakkındaki tanımlamalarıdır. üçüne de ayrı ayrı teşekkür ederiz... içerisinde hafiften orhan pamuk'a çakma eğilimi bulunup bulunmadığı ayrıca tartışılası tanımlamalardır bunlar, hani "bak (biz) ben de kazandım(k), ülkemi de senden daha çok seviyorum, hiç biyerde aleyhinde konuşmuyorum" edaları. olabilir, bu üçlünün ne zaman ne diyeceği bilinmemektedir. geçen yıl filmine altın portakal'da en iyi kurgu ödülü verilmiş, hazret çıkıp sahnede, "niye bu filme en iyi kurgu ödülü verdiniz ki, her plan zaten 10 dakikaydı" deyivermiştir. dokundurmayı severler yani, onlar; nuri, bilge ve ceylan.
ya bu nuri de ahahah ya hahaha yani sanki ülkede bi kişi de ondan haberdarmış gibi tutkuyla ahahah yani şimdi düşünebiliyor musunuz şöyle bir diyaloğu
- seni seviyorum ey yalnız ve tutkuyla sevilen ülkem - sen kimsin anuna koyim? - : (
aahahhahaha süper ya. diyaloğa bak. koyuyor ülke lafı çünkü ülke bilmiyor ki bu adamı. kim bu nuri bilge? yani iyi bir yönetmen olur da halka ne vermiş? ülkeye ne vermiş de ahahah ya düşünebiliyor musunuz?
- ülkem sana tutkuyla sevgi... - olllllduu - : ((((
ahahahha işte yukarıdaki enfes diyalogdan da anlaşılacağı üzere ülke takmıyor yani nuri bilgeyi. ödülü almış olabilir. gözümüz yok tepe tepe kullansın ama asıl ödülü halk verir nuri bey. halk! halk! hulk!
henüz izlemediğim üç maymun un tam da bu tutkuyla sevilen yalnız ve güzel ülkenin alegorisi olduğunu düşünüyorum niyeyse.duyularını kullanamayan yalnız insanların ülkesi.ülkenin yalnızlığı yumuşatılmış bir söyleyiş gibi geldi bana.ama bu ödül ''güzel ülkemin, yalnız insanlarına...'' diyerek adansaydı, sanırım bu pek muallakta kalmayacak politik bir ifade olacaktı.zannımca bu hali sansasyonel olmayan bir politik duruşu sergilemektedir ki böyle olması da daha uygun olmuştur.nuri bilge ceylanın daha bize söyleyecek çok şeyi var ama belli ki onun tercihi bunu filmleriyle yapmak.
aldığı ödülü ülkesine sunan bir yönetmenin ödülü sunuş esnasında kullandığı cümledir. güzel bir cümledir; bir sanatçıya yaraşır bir cümledir.
o ülkenin onu tanıyıp tanımamasının bu noktada hiç bir önemi yoktur; zira aşklar çoğu zaman karşılıksız da olabilmektedir. tutup da "ödülü ancak halk verir" demek, yapılabilecek popülizmin dik alasıdır, çünkü bu ülkede halkın sanatçılara verdiği ödülü sivas'tan başlayarak düşünmek gerekir o zaman.
evet sanat halk için yapılabilir, ama anlayana bir başka...
öyle güzel, öyle özel bir tanım ki.. birçok kimsenin içimdeki duygulara benden önce tercüman olmasına ilk kez bu kadar çok seviniyorum. sanatçı dediğin nedir biliyor musun? gelişmiş ülkelerde sanat neden çoktaan alıp başını gitmiştir biliyor musun? işte bu yüzden.. bir sanatçı sadece yaptığı mükemmel bir işin gururunu yaşamakla kalmıyor, ettiği bir sözle, yüreklere vatan sevgisini en içten, en yalın ama en güçlü duygularla işleyiveriyor. evet.. burası, benim de tutkuyla bağlı olduğum yalnız ve güzel ülkem... neyi savunmam, niye yaşamam gerektiğinin cevabı ülkem.. rüzgarı estiren yalnız ve güzel insan içinse;
duydugum anda donup kalmama ; hüzün ve mutluluk arası bir şeyi hissetmeme sebep olmuş güzel insanın güzel cümlesi. yaşadıkları ülkenin sevilesi olmadığını savunmayı bir hastalık haline getirmiş insanları bile etkileyeceğini düşünmüş olmanın bu ülkenin saf vatandaşlarından biri olduğumu hatırlatmasını sağlayan cümle.
bu sadelikle ve bu yalinlikla bu basit kelimelerle ve basit dilbilgisi düzeniyle bir cümle kurulsun ki insani kalbinden yakalasin, bam telinin üzerinde nameler tingirdatsin, icindeki tutku atesini körüklesin. bravo nuri bilge ceyan, bin kere bravo; hem kurdugun hem de teleffuz edebildigin bu cümle icin.
oscar töreninde bir daha dünyaya haykirmani öyle isterdim ki, bu yil olmadi ama bu olmayacak demek degil.
sabahtan beri bu tanim var aklimda. poipet siem reap yolunda dustu aklima. o kadar guzel bir ulke ki burasi anlatamam. yemyesil. ufka kadar pirinc tarlalari, upuzun agaclar, yola atlayan mandalar, surekli gulen insanlar... ve bu ulkenin ustunden fransa geciyor, abd bombaliyor, pol pot sapigi 2 milyon insani katlediyor, en son da vietnam giriyor. hayatta kalanlara soru soramiyorsun acaba khmer rouge muydu diye. hemen bir flashback: sinirda kambocyali bir cocuk yardim ediyor bana. nerelisin diyor turkiye diyorum. 2010 afrikadan girip 2002 dunya kupasindan cikiyoruz o sinir hattinda. 2-1 yenildiniz diyor brezilya gucluydu diyor. istanbuldu galatasaraydi derken sampiyonlar ligini izliyorum biliyorum diyor; ben sok icindeyim. bu cocugun mutlu olabilecegi bir futbol takimi yok ulkesinde. zaten tayland sinir bolgesi disinda biryere de gidemiyor biz turistlerden farkli olarak. bana internet cafede simdi yanimda oturan italyan nerelisin dese turkiye derim ferzan ozpetek derim; baskasina nuri bilge ceylan derim; baskasina hakan sukur. peki bu topraklarin khmer cocuklari neyle ovunebiliyorlar ki acaba... bilmiyorum cunku soramadim o gence, zaten adini sordum ve 2 saniye sonra da unuttum. bir falangdan ne beklenir ki?