uğur mumcu *

/ 21 >>
orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. 24 ocak 1993'te birileri tarafindan oldurulmus erdem timsali "bir"ey.
    (gimeno, 30.07.1999)
  2. (bkz: mumcu)
    (ssg, 30.07.1999 ~ 31.10.2005 20:51)
  3. olumunun ardindan koroglu caddesi ve evinin oldugu karli sokagin adlari sirasiyla "ugur mumcu caddesi" ve "ugur mumcunun sokagi" seklinde degistirilmis ve bir suru adres karisikligina neden olunmustur.
    (yok, 09.02.2000 01:56 ~ 23.11.2005 21:10)
  4. 24 ocak 1993'te faali mechul terör eyleminde kaybettigimiz, 6 mayıs 2000'de faalilerini yakalayıp 7 yıllık ayıbı bir nebze temizledigimiz ender sahsiyet
    (cemshid, 07.05.2000 13:54)
  5. failinin bulunduğu söylenen aydın kişi..lakin fail acaip bir şeymiş ki her olayı yapan o imiş..o olmasa da sahiplenenler çok artık cinayetleri..karaoğlan misali:'kimdir karaoğlan,kim yaptı?'
    'ben..ben..ben.ben' şeklinde atılımlar görülmekte bu olaylarda da.
    (murron, 01.06.2000 00:15 ~ 25.11.2004 23:04)
  6. (bkz: cumhuriyet sehitleri)
    (jacks smirking revenge, 01.06.2000 00:16)
  7. birgün mezarlarımızda güller açacak ey halkım
    unutma bizi.....

    dizelerinin sahibi
    (melancholyman, 27.06.2001 03:13 ~ 12.08.2005 17:35)
  8. ergenekon teskilatini desifre edebilecek tek kisiydi.. yani basta susurluk olayi olmak uzere derin devletin icinde oldugu tum olaylari cozebilecek tek kisiydi.. (bkz: ozal suikasti)
    (osric, 09.08.2001 00:02)
  9. gerçek bir demokrasi şehidi!
    (feraye, 05.11.2001 15:53)
  10. "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanlar" diye çok güzel bir sınıflandırması vardır.
    ayrıca,
    (bkz: sakıncalı piyade)
    (bkz: liberal çiftlik)
    (oztokyolu, 15.12.2001 17:27)
  11. yıllarca cumhuriyet gazetesinde araştırmacı gazeteci kimliğiyle haksızlıkların , yolsuzlukların, yobazların üzerine gitmiş aydın insan, güzel insan 9 yıl önce bugün (24 ocak) kahpe bir suikastte yaşamını kaybeden onurlu yazarımız.
    onun gözlemi ve birikimi öyle güçlüydü ki birkaç aydınımız dışında kimse irtica faaliyetlerini derinden etkileyecek bulguları bu kadar keskince ortaya koyamamıştır şimdiye kadar.
    (quarcy, 24.01.2002 10:15)
  12. bugun olum yıldonumunde saygıyla andıgımız hıc olmeyecek demokrasi adamı.
    (ceylin, 24.01.2002 12:51)
  13. (bkz: vurulduk ey halkım)
    (feraye, 24.01.2002 14:42)
  14. bugün karlı sokakta evinin önünde gözlerimizde yaş ve boğazımızda düğümle andığımız aydınımız.
    (feraye, 24.01.2002 15:21)
  15. bugün öldürüleli 9 sene olmuş ve hala faili "meçhul" :(
    (jin jin, 24.01.2002 16:13)
  16. ankara' nın taşına bak
    gözlerimin yaşına bak
    uyan uyan gazi kemal
    şu feleğin işine bak
    (dersib, 29.01.2002 10:31)
  17. dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. babamız,sırtında yük taşıyarak
    getirdi aşımızı, ekmeğimizi. arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
    bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı. kendimiz gibi yaşayan binlerce
    yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. ecelsiz
    öldürüldük. dövüldük, vurulduk, asıldık. vurulduk ey halkım, unutma bizi...
    bizleri yok etmek istediler hep. öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
    korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi... bir gün mezarımızda güller açacak
    ey halkım, unutma bizi... bir gün sesimiz, hepimizin kulaklarında yankılanacak
    ey halkım, unutma bizi. özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep
    birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi....
    (dersib, 29.01.2002 10:43)
  18. cenazesi icin bile 600 km yol getirten, binlerce insani tek semsiye altinda saatlerce yilmadan yurutebilen, turkiye'deki parmak kadar sayili saygi duyulasi birkac yazardan biri!
    (asya, 20.02.2002 01:56)
  19. bir sürü şeyi korkmadan yazdı ve zaman onun ne kadar haklı olduğunu gösteriyor.ölümü türk solunu ilk kez böylesine birleştiriyordu ve sistemin tüm kokuşmuşluğuna sessiz kalan ciddi bir kitlenin varlığını gösteriyordu.ayrıca bakınca laik,islamcı kutuplaşmasını uğur mumcu cinayeti çıkarmıştır.çok düzgün bir oğlu vardı uğur mumcunun,babasının ölümünün ardından yazdığı şiir hala aklıma geldikçe gözlerim dolar...
    (longview, 24.06.2002 11:04)
  20. bir kişiye yapılmış haksızlık bütün topluma yapılmıştır diyen cesur insan, gerçek gazeteci.
    (fortuneteller 657, 22.08.2002 09:34)
  21. türkiyenin bugünlerde ve her zaman ihtiyacı olan bir insandı,unutulmayan doğru yol tabelası,medya ayarcısı,kötülük arkeoloğu..tam aydın.
    (broken, 22.08.2002 09:39)
  22. ailesi ankarali olmasina karsin, babasinin görevi nedeniyle bulunduklari kirsehir'de, 22 agustos 1942' de dogdu. tapu kadastro memuru sinasi hakki bey ile nadire hanimin dört çocugunun üçüncüsüdür.
    babasi ankara' ya ataninca, ulus' taki balikpazari' inda bulunan devrim ilkokulunda basladigi ilkögrenimini, bahçelievler' deki ulubatli hasan ilkokulunda tamamladi (1954). cumhuriyet ortaokulundan (1957), sonra deneme lisesini bitirdi, ankara hukuk fakültesine girdi (1961). hukuk fakültesini bitirdikten sonra (1965), kisa bir süre avukatlik yapti. dil ögrenmek için gittigi ingiltere dönüsünde, hukuk fakültesinin idare hukuku profesörü tahsin bekir balta' nin asistani oldu.
    ögrencilik yillarinda " bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmayacagi" ni kavramis, etkin, coskulu bir gençti. hukuk fakültesi ögrenci dernegi baskaniyken onun öncülügünde yapilan toplantilara zamanin politikacilari, bilim ve sanat insanlari çagriliyor, katildigi "münazara" lardaki basarilariyla dikkati çekiyordu. daha 20 yasindayken "türk sosyalizmi" baslikli yazisi ile yunus nadi makale yarismasini kazandi.
    27 mayisin getirdigi özgürlük ortaminda çok okuyarak, arastirarak, yasami sorgulayarak kendi düsünce evrimini kurmaya baslamisti. 12 martin aydinlara yönelik baskici tutumundan o da payina düseni aldi. dogan avcioglu' nun yönetimindeki yön dergisinde 29 yasinda bir ögretim görevlisi olarak yaziyordu. askerligini yapmaya hazirlandigi sirada, "orduya" hakaret etmekle suçlanarak tutuklandi. kendi deyisiyle, yön dergisi o sirada "sikiyönetim bekleme salonu" gibi olmustu. birçok demokrat aydina cezaevlerinin kapisi ardina kadar açilmisti.
    bir yila yakin kaldigi mamak askeri cezaevinde öteki aydinlarla birlikte buz kirmak, tuvalet temizlemek zorunda birakildi. açilan davada, 7 yil hapse mahkûm edildi, ancak "komünist düzenin getirilmesinde bayragi soldan saga sallanacagini belirtmektedir" gibi ifadelerin yer aldigi kararin yargitay'ca bozulmasindan sonra serbest birakildi ve hemen askere alindi. tuzla piyade okulundaki üç aylik egitimden sonra, okul yönetiminin "kötü hal ve düsünce sahibi" diye suçladigi ugur mumcu, "er" çikarildi; "sakincali piyade" oldu. askerligini agri' nin patnos ilçesinde tamamladi.
    "sakincali piyade" sayildigi için onurunun kirilmadigina inandigindan, yedek subaylik hakki ve ayliklari için simgesel bir tazminat istegiyle dava açti. yedek subaylik hakki geri verildi, ancak askerligi sirasinda kendisi için yapilan tüm harcamalari tazminat tutarindan düsüldü. yasadiklari, gülmece ustalari için bulunmaz bir malzemeydi. kendisi de yazi ve konusmalarinda gülmece ögelerini sik sik kullanan ugur mumcu, bu dönemi, önsözüne aziz nesin' in "bizi aci aci güldürdü diye yazdigi sakincali piyade adli yapitinda anlatti. bu yapit sonradan tiyatro oldu ve yüzlerce kez oynandi.
    her zaman duyarli olan midesindeki rahatsizliga doktorlarin tanisi ülserdi. ugur mumcu' nun "12 mart ülseri " tanimlamasi bu dönemi özetlemeye yetiyordu. askerlikten sonra gazetecilikte karar kildi ve üniversitedeki görevinden ayrildi. yön, kim, türk solu, ortam ve baska dergilerle, aksam, milliyet ve yeni ortam gazetelerinden sonra uzun süre cumhuriyet'te yazdi. anka ajansinda çalisirken altan öymen' le birlikte izledigi yahya demirel' e iliskin "mobilya dosyasi" adli bir kitap olusturdu, "hayali ihracat" kavrami böylece kamuoyunun sözlügüne girdi.
    19 temmuz 1976' da güldal homan ile evlendi, 1977' de oglu özgür, 1981' de kizi özge dogdu. aile bireyleriyle ve dostlariyla paylastigi karsilikli sevgi saygi onun üretkenligine katkili oldu. "susmayi, kendi kabugunun içine çekilmeyi" çagin suçu olarak niteleyen mumcu "cesur bir kere, korkak bin kere ölür" diyordu. demokrasi ve insan haklari savunucusu olarak ülkü ve ilkelerinden hiç ödün vermedi. katilleri yakalanmayan gazetecilerin, bilim ve sanat insanlarinin, tüm insanlarin kani yerde kalmasin diyerek savasini verdi. terörün silah kaçakçiligiyla iliskisini giderek artan gerici örgütlenmenin iç ve dis boyutlarini belgeleriyle gözler önüne serdi. kamuoyu, susurluk kazasizla yeniden gündeme gelen abdullah çatli adini, ülkücü mafya kavramini ilk kez onun yazilarindan duydu. kontrgerilla var mi, yok mu tartismalarini, yurtdisindaki görevlilerimizin ayligini ödeyen örgütleri rabita olayini, kimi aydinlarin bile yüzeysel bir bakis açisiyla ele aldigi kürt sorununu, abdullah öcalan' in iç ve dis iliskilerini ipekçi cinayetinin arastirilmasini, agca' yi, papa suikastinin perde arkasini yilmadan ve korkmadan arastirdi. 12 eylül adaletini, özal döneminin kural tanimayan uygulamalarini bikip usanmadan yazdi. 1990' larin sonunda yasananlar ugur mumcu' yu hakli çikardi, ölümünden önce yayimlanan 25; ölümünden sonra yayimlanan 40 kitaptaki belge ve bilgiler, etkili ve yetkili olanlarca göz önüne alinmayi bekliyor.
    mumcu' nun dikkate deger asil özelligi ise insan iliskileri idi. ailesine çok düskün olan mumcu, yakin çevresi için de "hasta olan için hastanede, yargilanan için mahkemede, tahliye olan için cezaevi kapisinda; birisi pasaport mu almamis, kim olursa olsun o isin pesinde" diye bilinen bir dost idi. hatta tanimadigi insanlarin sorunlariyla da yakindan ilgilenir, dogrudan ya da kösesi araciligiyla çözüm bulmaya çalisirdi.
    arastirmaciliginda, telefon numaralarindan uçak biletlerinin tarihlerine, resmi gazeteden ticaret sicil gazetelerine dek hiçbir seyi gözden kaçirmayan mumcu, ayni zamanda haber için ödün vermeyen, hiç kimsenin özel yasamiyla ilgili tek satir yazmayan, haber kaynagini her seye ragmen koruyan ve belgesiz yazi yazmayan örnek bir gazeteci idi.
    yobazlarin, kaçakçilarin, hirsizlarin, sömürücülerin korkulu rüyasi olan, cumhuriyet ve atatürk' ü tüm ilkeleriyle benimseyip savunan mumcu, din maskesi altinda türkiye' yi emperyalizme teslim etmek isteyenlerin gerçek yüzlerini sergiledi. silah kaçakçiligi, terör, kürt sorunu ve benzeri konulardaki arastirmalarini saglam belgelere dayandirdi. " bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz" ilkesinden hareketle emperyalizmin, mafya araciligiyla türkiye' ye soktugu silahlarin terörü körükledigini kanitlariyla gözler önüne serdi.
    toplumsal sinif ve katmanlar arasinda dengesizligin ve sömürünün, planli devletçilikle önlenebilecegini, devlet kaynaklarini genis kitleler yerine bir avuç azinliga aktarmanin bu sorunu çözmeyecegini savundu.
    demokrat, laik, cumhuriyetçi, atatürkçü, devrimci, emekten tüm hak ve özgürlükten yana, emperyalizmin, çikarcilar, vurguncular ve yobazlarin karsisinda olan ugur mumcu, 24 ocak 1993 pazar günü arabasina konan bomba ile öldürüldü.
    "ben ankara' nin yerlisiyim" diyen ugur mumcu için ankara, yalnizca yasadigi kent degil, laik cumhuriyetin simgesiydi. ankara' da yasanan ve tüm yurda yayilan olumsuzluklar yüzünden zaman zaman "ankara' nin tasina bak / gözlerimin yasina bak / uyan uyan gazi kemal / su felegin isine bak" diye yaziyordu. bu halk türküsü, ölümünden sonra bir bakima, ugur mumcu ile özdeslesti. demokrasi, adalet özgürlükler, emek için, laik cumhuriyetin atatürk devrimlerinin yara almamasi, terörün kaynaklarinin bulunmasi, irticanin boyutlanmamasi için yasamini yitiren ugur mumcu' nun ölümü, 24 ocak 1993' ten bu yana sorgulanamamaktadir.
    24 ocak 1993' ten bu yana hükümetler kuruldu, hükümetler bozuldu; basbakanlar, içisleri bakanlari geldi geçti, ancak ugur mumcu cinayeti aydinlanamadi.
    sosyalizmin, marksist-leninst, avrupa komünizmi, maoizm gibi degisik uygulamalari olduguna dikkat çeken ugur mumcu, türkiye için de bagimsizlikçi, antiemperyalist, kendi özgün kosullarina uygun, kendi ulusal degerlerinden kopmamis bir "türk sosyalizmi" modeli öneriyordu.
    türkiye' de arastirmaci gazeteciligin öncüsü olan mumcu, irak' a yönelik operasyonlarda incirlik üssünün kullanilmasina izin veren hükümetleri elestirdi. yolsuzluk iddialari, yabanci istihbarat örgütleri, mafya, papa suikasti gibi konularda arastirmalar yapti. abdi ipekçi suikastinin perde arkasini belgeleriyle ortaya koydu.
    siyasilere yönelttigi elestiriler yüzünden, yazilari aleyhine birçok dava açildi. hepsinde de mumcu' nun hakliligi kanitlandi.
    ankara sanat tiyatrosunda sahnelenen "sakincali piyade" adli oyunu büyük ilgi ve basari kazanan mumcu ilk ödülünü, 1962 cumhuriyet gazetesi yunus nadi armagani makale yarismasinda kazandi. 1979 yilinda, türk hukuk kurumunca "yilin hukukçusu", ayni yil çagdas gazeteciler dernegince "yilin gazetecisi" seçildi. 1980, 1982, 1983, 1987 ve 1993 yillarinda istanbul gazeteciler cemiyetinin inceleme ve röportaj dallarindaki ödüllerine deger bulundu. 1984, 1985 ve 1987 yillarinda nokta dergisi mumcu'ya "yilin doruktaki gazetecisi" ödülünü verdi. 1980'de (cüneyt arcayürek'le birlikte) ve 1988'de sedat simavi vakfi kitle haberlesme ve gazetecilik ödüllerini aldi.
    mumcu'nun baska bazi ödülleri sunlar: 1983'te balikesir barosundan "cumhuriyet döneminin anitlasmis hukukçusu" ödülü, cumhuriyet gazetesinden 1987 yilinda "rabita olayi dolayisiyla örnek gazeteci" ve 1988'de "bülent dikmener haber ödülü"; ankara tabipler odasindan 1988'de "basin saglik ödülü"; bogaziçi üniversitesinden 1988'de "en çok okunan gazeteci ödülü"; hey girl dergisinden 1992'de "yilin gazetecisi ödülü"; ankara sanat kurumundan "1992/93 onur ödülü"

    kaynak : http://www.umag.org.tr
    (bigboned, 18.11.2002 22:30 ~ 12.01.2004 20:00)
  23. bu önemli gazetecinin siyasi görüşlerinden ayrılmaya başlamazdan evvel; sadece gazeteci olarak değil, teorisyen olarak da bakardım uğur mumcu'ya. bilhassa da 1980'lerin ortalarında, 12 eylül'ün etkisinin sürdüğü yıllarda. zaten kariyerinin en parlak dönemi de o dönemdir. uğur mumcu'yu o dönemde bize sevdiren aynı zamanda da espri anlayışı olmuştur. o zamanlar en beğendiğimiz de şuydu; panellerde filan illa ki meraklı bir sazan çıkar ve soru cevap bölümünde "bundan sonra darbe ne zaman olur sayın mumcu?" diye sorardı. uğur abinin cevabı fiks'ti: "ne zaman olacağını bilemem ama sabaha karşı olacağı kesin."

    şimdi tabii ki o kadar etkileyici gelmiyor ama o dönemin atmosferinde bu espri çok hoşumuza gider, tüm salon gülerdik. toprağı bol olsun.
    (nazmiye demirel, 15.12.2002 23:42)
  24. ölümüyle milyonlarca kişiyi kar altında saatlerce bıkmadan usanmadan yürüten insan...
    (elcezire exclusive, 17.01.2003 03:52)
  25. 10. ölüm yıldönümünde özlediğimiz, aradığımız önce insan sonra gazeteci. uğurlar olsun....
    (tarator, 24.01.2003 09:58)
/ 21 >>


copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment