pink floyd'un en uçuk albümü. içindeki parçalardan birinin adı da orijinal: "several species of small furry animals gathered together in a cave and grooving with a pict"
beni kısa bir süre içinde ard arda $a$ırtan ama $a$ırdıgıma $a$ıran, "nolucak ki, böyle dü$ünüyorsan yanılıyorsun" sözleri sahibi; bozuk üçlü prizini kestigim, düzenli olarak te$ekkürü esirgemeyen ve çok çok çok soru sorup "sen bilkenti gördün mü" sözlerini sarfeden yeni üniversiteda$; hatta "gönder*"
sozlukte tanısılıp yeni ortama girilen, iyi servis atan, yeni tanısıp rahat sohbet edebildigim nadir insanlardan olan, dogal, yakın hissettigim ve sohbetlerin de ilerlemesini umdugum kisi.
cs oynayan; yemek ortamlarında biten, olası yemek alternatiflerinin hepsine evet dedigini duydugum ki$i. dormdaki fanatik be$ikta$lı, halası çok $eker. ha bir de dü$ünürken "hımhum" diyor*.
pink floyd un muhteşem albümlerinden birisi olmasından öte 24saat karşımda oturan benim canım oda arkadaşım, 11yıllık okuldaşım, saçma rüyalarımın sabırlı dinleyicisi, medline a taşınmayı düşünen dostum,canım, ummam.
ilk dinlediğimde careful with that axe eugenedaki çığlıkla beni yerimden zıplatan pink floyd albümü ayrıca beni a$kımla tanı$tırdıı için çok te$ekkür borçlu olduum, odasına girmeme izin verdii için daha da çok minnettar kaldıım, korktuum, kavrayamadıım, her laf sokmaya çalı$tıımda beni bi kez daha dü$ünmeye iten, karizmatik, pek sevgili ki$i
bu olay yine her zamanki gibi dolu olan ankara metrosunda geçmektedir: anons-lütfen inişlerde yan platformu kullanınız umma-ya şimdi biz nası anlıycaz yan platformun nerde olduunu, iki tarafta da var. sazan bi kadın-bakın evladım yan platform derken şurayı kastediyo, şu taraftan inip şu taraftan da biniyosunuz. umma-saolun hanfendi bilioruz, esprik yapıoz.
zirve yollarında servisi kaçırmamak uğruna ayağını burkan, onu düzeltiyim derken öbür ayağını sakatlayan* ve alınan alkole rağmen acısını azaltamadığı bileğiyle bütün gece idare etmiş olan***, "ben yalnızca karanlıkta dansederim" diyerek karizmasını bozmadan oturduğu yerden arada bi kıvırtan*, sabahın köründe herkesin çantasını arayıp cep telefonunu bulamayınca bizi* "hadi kalkın cep telefonumu bulun, uyumayın, yorganla üstünü örtmeyi düşünüyosan yanılıyorsun, başaramıycaksın" diyerek uyandıran, bütün çabalarımıza karşı tepemize tüneyerek bizi yollara atan, güzel bi bahar temizliği yapıp üstüne giycek bişeyi kalmayınca sabahtan akşama kadar istanbulun dondurucu soğuğunda tişört ve hırkayla dolaşarak odaya buram buram anason kokusu salan , pançosu sırtında siyah gibi gözüken kafasından mor ışıklar saçan senkronize işeme ortağım.
insan vücudunun yüzde 78'i sudan olu$ur diye bilirdim* ama eminim kendisinin rahat bi yüzde 90 sınırında. "inanmıcaksınız ama yine susadım" cümlesinin yolda$ı, su içse susayacak; üstüne buz yiyecek. hayır ayagını burkunca agresif olup saldırıyor; olmadı antremandan önce tebrikleri ve teklifleri kabul ediyor. patlamı$ mısırı ondan daha çok seviyorum.
iyi bir müzik sistemiyle dinlendiğinde (harbi high end aletler) kayıt açısından hayal kırıklığı yaratan ancak eski olması nedeniyle müsamaha gösterilebilen albüm