elimde tum kitaplari bulunan sahsiyet. (kitap fuarinda gaza getirip satmislardi, odeyene dek imanim gevredi) cok sevmem ama sonucta fransa'da koy kutuphanesinde bile kitaplari var. solugumuzde bir entryi fazlasiyla hak ediyor diye dusunuyorum.
bu diyar baştanbaşa 1 (nuhun gemisi) bu diyar baştanbaşa 2 (yanan ormanda elli gün) bu diyar baştanbaşa 3 (peri bacaları) bu diyar baştanbaşa 4 (bir bulut kaynıyor) akçasazın ağaları 1 (demirciler çarşşısı cinayeti ) akçasazın ağaları 2 (yusufçuk yusuf) kimsecik 1 (yağmurcuk kuşu) kimsecik 2 (kale kapısı) kimsecik 3 (kanın sesi) dağın öte yüzü 1 (ortadirek) dağın öte yüzü 2 (yer demir gök bakır) dağın öte yüzü 3 (ölmez otu) ince memed 1 2 3 4 kuşlar da gitti filler sultanı binboğalar efsanesi ağrı dağı efsanesi baldaki tuz sarı sıcak zulmün artsın deniz küstü höyükteki nar ağacı yılanı öldürseler al gözüm seyreyle salih teneke çakırcalı efe allahın askerleri gökyüzü mavi kaldı ağıtlar ağacın çürüğü ustadır arı
bu adam yıllarca muhabirlik yapmış, köy köy dolaşmış. şunu anladım ki; bir işte iyi olmak için o işin en düşük kademelerinde şevkle çalışmak gerek-şartı var.
"dünyanın en çok nobel alamayan yazarı" olarak belirtilmesine rağmen şansını tekrar deneyecek, velakin leyla erbil ile beraber pen yazarlar derneği, 2002 nobel edebiyat ödülü’ne kendisini aday gösterdi.
ülkü dergisinde 1943 yılında yazdığı sıralarda ümit kelimesini ilk defa adanadan duyduğu ve bildiği şekliyle umut olarak kullanan ve türkçeye kazandıran usta yazar
fi tarihinde, televizyondaki bir programda söylediği "ben adanadaki bütün evleri tek tek dolaştım" sözü üzerine "yapmayın canım" gibilerinden bir çıkışta bulunan sunucuya, "doğru söylüyorum, iki sene tüpçülük yaptım ben" diye cevap veren, muhabbetti baldan tatlı insan.
asıl adı kemal sadık göğceli olan yaşar kemal, 1923 yılında adana'nın osmaniye ilçesine bağlı hemite köyünde doğdu. henüz ortaokul sıralarındayken halk yazınına duyduğu ilgi onu folklor derlemeleri yapmaya yöneltti. o dönemde şiirleri adana halkevi'nin yayını olan "görüşler dergisi"nde yayımlandı. ortaokulun son sınıfındayken okulu bırakmak zorunda kalarak ırgatlık, amelebaşılık, pirinç tarlalarında su bekçiliği, arzuhalcilik, öğretmenlik, kütüphane memurluğu gibi işlerde çalıştı. bu arada "ülke", "kovan", "millet", "beşpınar" dergilerinde şiirleri görüldü.
1951 yılında istanbul'a yerleşerek, cumhuriyet gazetesi' nde fıkra ile röportaj yazarlığı yapmaya başladı. "dünyanın en büyük çiftliğinde yedi gün" başlıklı röportajıyla gazeteciler cemiyeti özel başarı armağanı'nı kazandı. o yıllarda öyküleriyle de ilgi çeken sanatçının 1952 yılında "sarı sıcak" adlı öykü kitabı yayımlandı. ilk romanı "ince memed" 1955 yılında çıktı. 1955-1984 yılları arasında öykü, roman, röportaj ile makalelerinden oluşan 33 kitabı yayımlandı.
yaşar kemal, ilk romanı "ince memed" ile 1955 yılında varlık roman armağanı' nı kazandı. 1974 yılında "demirciler çarşısı cinayeti" adlı yapıtı, madaralı roman ödülü' nü aldı. "yer demir gök bakır" fransa'da 1977 yılında, edebiyat eleştirmenleri sendikası tarafından yılın en iyi yabancı romanı seçildi. "binboğalar efsanesi" 1979 yaz dönemi için büyük edebiyat jürisi tarafından seçilen kitaplar arasında yer aldı. 1982 yılında uluslararası del duca ödülü' ne değer görülen yaşar kemal, 1984 yılında fransa' nın légion d'honneur nişanını aldı.
yapıtlarında torosları, çukurova'yı, çukurova insanının acı yaşamını, ezilişini, sömürülüşünü, kan davasını, ağalık ile toprak sorununu çarpıcı bir biçimde ortaya koyan yazarın eşsiz betimlemeleri yapıtlarının en önemli özelliğidir.
29 dilde yayımlanmış olan kitaplarıyla, dünya yazınında çok önemli bir yeri var.
(bkz: tapılası yazarlar) okumaya çok geç başladığımı düşündüğüm, her kitabı bir başyapıt olan, "ada hikayeleri"nin son iki kitabını para bulduğum anda alacağım yazar...
agıt toplamak için halkın arasına karışmış yazarımızdır. fakat kimse ağıt toplamada yardım etmeyince türkü söyler ve “aşık kemal” diye tanınmaya başlar. bu sayede bine yakın ağıt toplar. topladığı bu ağıtlar "zararlı düşünceler" içerdiği öne sürülerek polis tarafından yakılır.
"insanoğlu bir karanlıktan geliyor, bir karanlığa doğru gidiyor. ama nerden gelip, nereye gideceğini hep unutuyor. bir defa geldim, bari tadını çıkarayım, demiyor." diyen yazarımız.
ne zamandir okumadigim icin ne kadar iyi oldugunu unutur gibi olup,"firat suyu kan akiyor baksana" ile bir kere daha hayranlik ve saskinlikla dehasi karsisinda dilimin tutuldugu yazar.