sahilinde güzel parkları olan,ufak tefek şirinmi şirin bir ilimiz. yalnız safran köyü tarafları felan çok kötüdür,uludağ üniversitesi yalova yüksek meslek okulunu o tarafa yapmışlardır belki gelişir okul sayesinde oranın halkı para kazanır ekonomisine canlılık gelir diye fakat sadece dolmuşçuların işine yaramıştır.
özellikle kışın ziyaretlerin çok uzaması durumunda can sıkan yer. çünkü yapacak bir şey yok gerçekten.keyif veren pek mekanıda yok. afacan efes pub açıldı tek eli yüzü düzgün mekan orası,sahilde. geri kalanları malesef kıro sahiplerinin elindeki kıro yuvaları. sahilde yürürsünüz, güneşin batışını izlersiniz felan ama nereye kadar. yazları kalabalık oluor canlı oluor biraz daha iyi. denizi hala çok pis.
atatürk "yalova benim kentimdir" demiştir yalova için. gerçekten temiz bir şehirdir. ayrıca hertürlü park, bahçe, hastane gibi yerlerin adı yaşar okuyan ile ilgilidir.
yalova ili her mevsim turizm faaliyetinin yaşanabildiği, termal turizmi, kıyı turizmi, av turizmi, spor amaçlı doğa turizmi gibi etkinliklere sahip önemli bir liman kentidir. özellikle dünyaca ünlü termal kaplıcaları ve armutlu kaplıcaları türkiye'nin ve ortadoğu'nun sağlık, şifa ve dinlence merkezi haline gelmiştir. yalova'nın en önemli özelliklerinden biri süs bitkileri üreticiliğinin yaygın oluşudur.
ilçeler
yalova ilinin ilçeleri; altınova, armutlu, çiftlikköy, çınarcık ve termal'dir.
- istanbul'a bağlı iken, il merkeziyle karadan hiç bir bağlantısı bulunmayan kent. - daha sonra istanbul, kocaeli ve bursa illerinden biraz toprak koparılarak il yapıldı. (altınova ilçesi kocaeli'den; armutlu ilçesi bursa'dan; diğer ilçeler istanbul'dan koparıldı) - telefon alan kodu 226'dır. - 1900'lerin başında, türkiye'de çay yetiştirme çalışması yapılan ilk yerdir. [tabii başarısızlıkla sonuçlanan bir çalışmaymış] - karadeniz bölgesi dışında kalan illerden en büyük miktarda kivi meyvesi üreten de yalova'dır.
20 yılımı geçirdiğim ve hala genellikle yazları takıldığım küçücük huzurlu, sessiz, büyük şehirlerin sorunlarından çoook uzak yerleşim yeri. istanbul'dan deniz otobüsüne binip 40 dakkika sonra adım attığınızda büyük bir kaosun içinden durgun, samimi bir atmosfere giriyorsunuz. istanbul, bursa ve izmit'e 1'er saat uzaklıkta daha doğrusu yakınlıkta olmasına rağmen bu özelliğini koruyabilmesi sanırım bu küçük şehirde yaşayanların özverisine bağlı.
şu an iş hayatım dolayısıyla bulunamadğım, ancak ailemin ve bir çok tanıdığımın orda yaşamasından dolayı genelde haftasonları gittiğim ve özellikle nisan ayından eylüle kadar hiç ayrılmadan yaşamak istediğim canım şehrim..
küçükken güzel yazlar geçirdiğim, hayatımda ilk defa böğürtlen yediğim, üstüne üstlük çok sevdiğim bir kişinin de ilk defa böğürtlen yediği* yer olduğunu öğrendiğim, doğası güzel, denizi soğuk şirin ilimiz.
hayata gözlerimi açtığım ufak ilcik,yazları güzeldir lakin kışları çekilmez gidilesi birtek sineması ve onlarca kafesi vardır.ufaktır samimidir ve deprem sonrası çok değişmiş ve yeniden yapılanmış ilimizdir... "yalova benim kentimdir..." m.kemal...
cocuklugumun en mutlu gunlerinin gectigi, hala yazlari huzur bulmak icin gidip sabahtan aksama kadar kitap okuyup denizi izleyebildigim, meyve ve sebzelerin hala en hormonsuzunu yiyebildigim ve nufusu artsa da hep boyle sirin ve huzur dolu kalmasini umut ettigim guzel sehir. (bkz: baskent 1 sahil sitesi)