yanlış cumhuriyet *


orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. sevan nişanyan'ın internet üzerinden okunabilen yayımlanmamış kitabı. kemalizm, atatürk, cumhuriyet, ittihat terakki ve tanzimat üzerine söylenmiş en cesur sözleri barındırmakta. tek kelimeyle olağanüstü. bu kitabın internetin kuytu köşelerinde değil de kitapçıların en ön raflarında yerini alacağı günlere ulaşmayı hayal etmek çok mu çocukça acep..

    http://www.nisanyansozluk.com/book/book_index.pdf
    (birakbana vidividi, 19.12.2007 23:56 ~ 23:56)
  2. nişanyan söylediğine göre bu kitabı 93-94 yıllarında yazmıştır. kitap oldukça çarpıcı gözükmekte. ancak şu haliyle bu kitabın raflarda yer alacağı günleri beklemek çocukluktan öte bir hayaldir sadece..
    (icindeturkcekaraktericermeyennick, 20.12.2007 11:23)
  3. şayet dipnotları döşemeyi bitirebilirse , yakın zamanda raflarda görebileceğimiz, kitapçımızdan ısrarla isteyeceğimiz nişanyan eseri.
    (artin bosgezenyan, 23.12.2007 13:30 ~ 13:31)
  4. kırmızı yayınları tarafından basılmıştır sonunda...
    (artin bosgezenyan, 14.06.2008 01:02)
  5. bitirmemiş olsam da sonlarına gelmem ile artık fikir belirtecek noktaya geldiğimden bu kitap hakkında tanım yapmaya karar verdim. kitap bir kere beklentimin için fazlasıyla dolduruyor. kitabı ilginç kılan ise son yıllarda artık tartışılmaya başlanan kimi şeyleri[elbette bilginin eskisi gibi sansürlenemiyor, insanların geçtiği "milli eğitim" sistemi ile yetinmemelerinden] sevan nişanyan ın gayet sarih bir şekilde incelemiş olması.

    bir kere sevan nişanyan ın uzmanlık, benim de ilgi alanım olan dil ve bununla ilgili olan harf ve dil devrimi konusunda fikirleri kendi adıma çoğunlukla paylaştığım şeyler. örneğin harf devrimini sadece batı ile entegrasyon ve muasır medeniyet seviyesine çıkmak olarak ele alındığında "eski yazı" ile eğitimin 1950'lere kadar neden nerdeyse sıfıra indirgendiği gerçeğini gözardı etmemek gerekiyor. dil devrimi için de hakeza aynı durum söz konusu olsa da bunun geçmişle bağları koparma çabasının yanında, 1930 larda baş göstermiş orta asya ülküsü ile de ilgisi var. fakat orta asya ülküsü bir süre sonra yavaşlamış olsa da[ki dil devriminin biraz daha makullaşmasının nedeni de olabilir] ilk neden dolayı dil devrimi, harf devrimi ile 1950 lere kadar hızını yitirmemiştir.

    bu kitabın sevan nişanyanın nahoş olayı ile gündeme gelmiş olması elbette kitabı biraz arka plana itti. ama kemalizm, atatürk milliyetçiliğiosmanlı-cumhuriyet ilişkisi ve bir devrin fotoğafını farklı [ve gerçekçi] bir gözle görmek adına fevkalade aydınlatıcı bir kitap.
    (cyrus the virus, 07.09.2008 14:06 ~ 26.06.2009 21:41)
  6. kemalizmin kucağından kaçayım derken avrupa-merkezciliğin kucağına düşmüş kitap.
    (der steppenwolf, 10.10.2008 15:38)
  7. bitirmemek için yarımşar sayfa okuyarak ilerlediğim, tavsiye ettiğim, ders kitabı niteliğinde bir eser.. ellerine, emeğine sağlık sevan nişanyan
    (levanten, 24.05.2009 12:33)
  8. http://kutuphane.tbmm.gov.tr:8088/2008/200807181.pdf

    edit: tbmm'li link vermem pek manidar olmus.
    (wookiert, 10.06.2009 14:16 ~ 14:41)
  9. nişanyan'ın kendi yorumlarına katılmayabilirsiniz her noktada ancak soru-cevap tekniğiyle çalışılmış ve en azından bir çalışma çerçevesi olarak çok başarılı.. yani bir araştırmacı bu çerçeveyi altlık olarak kullanıp derinleştirebilir..derinleştirilmeye de ihtiyaç olduğu gözleniyor belli konularda zaten - yazarın da önsözde belirttiği gibi - .. nişanyan'ı sevmeyebilir, yorumlarını beğenmeyebilirsiniz ancak dönemin öznelerinin kendi yazdıkları ve demeçleri bile birçok kez sizi yerinizden hoplatacak.. sakin olun.
    (porsgemsheniark, 09.10.2009 03:19 ~ 11.10.2009 01:39)
  10. kitabın yazarı olan sevan nişanyan, tracker'ın başından geçen olayı kendisine aktardığım maile aşağıdaki yanıtı vermiştir:

    *********

    çok komik tabii.

    hayır, hayatımda pipo içmedim. en az iki üç senedir caddebostan'a uğramadım. son iki ayda toplam üç gün istanbul'daydım. şu aralar sakallıyım. ben olmam imkânsız. belki reenkarnasyonumdur.

    selamlar,
    sevan

    *********

    edit: bahse konu entry bi ali cengiz oyunuyla alta geçmiştir. altta kaldım diye üzülmeee :)))
    (hiyel, 19.11.2009 22:14 ~ 23:24)
  11. edit bahse konu entry:

    caddebostan sahili etrafında bir cafe de oturuyorum. denize sırtımı veriyorum, elimde merakla okuduğum 'yanlış cumhuriyet'. kırmızı hap, mavi hap ikilemlerini yeni aşmışım. ilk 100 sayfa boyunca genel tepkim 'vay canına' etrafında dönüyor. kitabın iddiaları yenilir yutulur değil, öte yandan yaptığım ön araştırmalarda şu ana kadar samimiyetinden kuşkuya düşmedim. olsa olsa, bir kaç örnek vererek çok önemli sonuçlara gidiyor, biraz yüzeysel kalıyor diye eleştiriyorum. tümevarımlar biraz bol geliyor bazen. siyah kuğu...

    denize sırtımı verdiğim esnada farkediyorum karşımda oturan 50-55 yaşlarında gazete okuyan herhangi bir adamı. sandalyemi ona doğru çekiyorum, zira arkamda peysaj mimarı cafe görevlilerini azarlarken yere ihtiyaç duyuyor 'arkadaşlar bu çiceklerin yerini biz milimetrik hesaplıyoruz siz kafanıza göre çekiyorsunuz, bunu yapmayın bana bu iş için para veriyorsunuz diye' ben müşteri olarak rahat rahat otururken bu konuşmanın cereyan etmesinden rahatsızım, karşımdaki herhangi adamda hem fikir. ben kitabımı okuyorum, herhangi beyin rahat alanına biraz fazla yakın olsamda. bu böyle bir yarım saat sürüyor.

    derken tuvalete gidiliyor, çevik bir hamle ile koridorda bekleyen herhangi adamı es geçip tuvalete giriyorum ki bu cafe de erkekler tuvaletinde pisuvar yok, tek tuvalet kabini dolu.söylenerek çıkıyorum ki fark ediyorum, herhangi bey de hala orada. özür diliyorum, kendisinin de tuvaleti beklediğini sorup, mahçup oluyorum, ah bir de pisuvar koysalar.

    derken masama dönüyorum. kitabımı ters çevirmişim, ortalık yerde kimsenin sataşmasını vs istemiyorum, efendi efendi kitabımı okuyacağım, derken herhangi bey geliyor, ve ben daha kitabımı elime almadan özür dileyip merakını ifade ediyor.

    -herhangi bey: müsade ederseniz elinizdeki kitap dikkatimi çekti. ilk çıktığında geçen sene çok dikkatimi çekmişti. tavsiye eder misiniz diyiveriyor.
    -tracker: mahçup bir ifade ile gülümsüyorum. 'valla beyefendi diyorum, bilmem ki sever misiniz. biraz size ve bakış açınıza bağlı. ilk bakışta kabul edilmesi çok kolay olmayan fikirler, eğer başka yönlerden de bakmayı seviyorsanız ilginç diyorum.

    herhangi bey, ama insan karşı fikirleri de okumalı değil mi diye üsteliyor. kendisine kesinlikle katıldığımı, neticesinde türk milli eğitim sisteminden geçmiş biri olarak
    8 yıl yurtdışında geçirdiğim süre zarfında çok sesli eğilimlere saygı duyduğum için daha rahat okuyabildiğimi düşündüğümü, öte yandan sınırlarını pek aşmamış bir insan için omurgasından vereceği tepkiler ile kitabı reddetmenin çok kolay olacağını irdeliyorum. genel olarak iyi bir kitap olduğunu tavsiye edebileceğimi söylüyorum. nedense kitabın yazarı benmişimcesine de tevazuyu elden bırakmıyorum. bütün fikirlere katılmak zorunda değilsiniz diye ekliyorum. benim yüzde yüz yazarla hem fikir olduğumu zannetmiyorum, diye ekliyorum.

    herhangi bey, bu sefer yazılış şekli nasıl soru cevap diye duydum diye ekliyor. evet diyorum kendi sormuş, kendi cevaplamış. bazı konularda biraz yüzeysel kalmış olduğunu belirtiyorum, yine sanki kitabı ben yazmışım, yahut yazar arkadaşımmış edası ile. sonra ekliyorum, bu yazarın kendi eleştirisi aynı zamanda. 15-16 doktora tezi yazılabilecek konuları ele alıyor, e bu kitap ta 15-16 doktora tezi yok bu net diyorum. yüzünden pek bir onaylayan ya da onaylamayan ifade alamıyorum sadece dinliyor. ekliyorum, benim bu konularda bir cehaletim vardı, o açıdan iyi oldu diyorum, herhangi bey estagfirullah çekiyor, gülümsüyorum.

    herhangi bey son olarak yazı dilini soruyor kitabın. ben yine yazar adına tevazu göstermeyi ihmal etmiyorum. vallahi diyorum, belki de konular çok güncel, dikkat çeken bir mevzu bu diyorum. ekliyorum, dün başladım işte bu kadar demeye kalmıyor, e diyor yarılamışsınız, o zaman epey iyi. evet diyorum, benim ilgimi çekti.
    bu noktada teşekkür ediyor, rahatsız ettiği için özür diliyor. açıkcası, bu noktaya kadar aklımda dönüp duran sayfalar varken birden yavaş yavaş düşünme alıyor beni. bir kitabın yazı dilini merak etmesi benim ilgimi çekiyor. öte yandan ben bu kitabın yazarını bir kaç televizyon magazin haberi dışında hatırlamıyorum. karşımdaki adam da gazete okuyor, pipo içiyor. bir kaç kez gözlerini yakalasam mı diye kitabı bıraksam da o bir on dakika içinde kalkıyor. önemsemiyorum. eve geldiğim zaman bilgisayarımdan farkediyorum, galiba bay nişanyan ile müşerref oldum. zannediyorum benden alabileceği en objektif yorumu aldığını düşünüyorum.
    (tracker, 19.11.2009 23:19)



copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment