dunyada cevaplamasi en zor ve manasiz sorulardan biri olan "okudugun en guzel kitap nedir?" ya da "favori kitabiniz nedir?" sorusuna benim sahsi yanitimdir bu kitap. sirf bi dizinin kitaplastirilmis versiyonu sanildigindan cok ciddiyetle ustunde durulmasa da, insan beynini pincik pincik edebilen politika gibi icinden cikilmaz bir dehlize verilmis en oturakli yanittir.bu kitabi okumadan, ya da diziyi ciddi bir sekilde izlemeden "politikadan anliyorum...politikayi biliyorum...politikaci olucam ben ilerde..." diyebilen kisi olmamasi gerektigi gibi, "ben politikadan nefret ediyom ne gereksiz sey o oyle" diyenlerinden iki goz gezdirmesinde fayda buldugum, gelmis gecmis en komik ve de akil fikir urunu iceren eserdir emret bakanim.
kitabin kahramani gibi gorunen jim hacker tum iyiniyetiyle soyundugu bakanligi suresince yaptiklarinin nasil aleyhine cevirildigini gorecek ve zaten saftirik iken hepten saskaloza donecektir.zamanla o da donen carkta ezilmeden burokrasinin "house training"inde nasil vals yapacagini ogrenecek ve hatta bi iki numara yaparak 30 senelik kurt burokratlari bile sasirtacaktir.
kitabin ve dizinin asil kahramani ise , star wars da darth vader ornegi, sir humphrey applebydir. sir humphrey okudugum tum kitaplarda alti cizilmeye. portletilmeye, parlatilmaya calisilmis ana karakterden yuz elli kat daha elle tutulur. gozle gorulur bir karakterdir ki, ona hic suphesiz 'en oscar kurgu karakteri` odulumu verebilirim. 30 senelik burokratik egitim ve gorgu ile ortalama suresi 1 seneyi gecmeyen bakanlik koltuguna namzet yasli bebeleri adam edecegini bilen, gercek bir mandarindir sir humphrey. her turlu entrikanin ve ikiyuzlulugun icinde iken, butun bunlari normal ve mubah gibi gosterebilmesi, ve hatta ozendirmesi, ve hatta yetismekte olan genc burokratlara ogretebilmesi gibi inanilmaz hasletlerle donatilmistir. her turlu sorunun altindan ustalikla siyrilmayi bildigi gibi, basarilarini kendine, basarisizliklarini baskalarina mal etmeyi cok iyi bilir. oyalama, kafa karistirma, bas agritma ve agrittigi basa cozum uretme gibi ustun vasiflarla donatilmis sir humphrey in, ayrica kendini hic riske atmadan belli/belirsiz muazzam bi ayar verme, ve tassak gecme yetenegi vardir ki, bir hayat boyu uygulayabilenden sen sakrak insan olamaz. sir humphrtey gercek bir sir, kurgu alaninda gercek bir doruk noktasidir.
başroldeki eleman türkiye'ye de gelmiş, zamanın başbakanı turgut özal'la da tanışmıştı. gazetecilerin "başbakanı nasıl buldunuz?" sorusuna, "mükemmel birisi, kocası da çok sevimli" diye yanıt vermişti.
bir kisim kabine uyeleri tren yolculugu yapmaktadirlar. kompartiman daraciktir, iceride (sans eseri ayni anda bakani ziyaret etmeye karar vermis) 5-6 kisi ayakta durmakta ve bunalmaktadir. o sirada kapi calinir.
siyaset eko-sistemindeki tüm organizmaları, tüm yırtıcıları ve onların avlanma tekniklerini betimleyen bir "politik belgesel". hangi ülke olursa olsun anlatılanlar doğru.
sir humphrey: "there is the excuse we used for the munich agreement: it occurred before certain important facts were known, and couldn't happen again." **** jim hacker: "what important facts?" * sir humphrey: "well, that hitler wanted to conquer europe." * jim hacker: "i thought that everybody knew that." * sir humphrey: "not the foreign office." * ------------------- sir humphrey: "if there had been investigations, which there haven’t, or not necessarily, or i’m not at liberty to say whether there have, there would have been a project team which, had it existed, on which i cannot comment, which would now have disbanded, if it had existed, and the members returned to their original departments, if indeed there had been any such members." * ------------------- jim hacker: "humphrey, do you see it as part of your job to help ministers make fools of themselves?" *** sir humphrey: "well, i never met one that needed any help." *** ------------------- sir humphrey: "bernard, ministers should never know more than they need to know. then they can't tell anyone. like secret agents, they could be captured and tortured." ****** bernard: "you mean by terrorists?" * sir humphrey: "by the bbc, bernard." *
naif, hoş, zarif, ingiliz dehası... nigel hawthrone un oyunculuk mimikleri insanı mest eder kendinden geçirir hatta saniye saniye izlettirir çünkü çok şey kaçırılmaya musaittir..en az 10 kere tekrar edilmesinde keyif var..
bir de şöyle bir muhteşem diyalog vardır bu dizide: jim hacker: "what am i going to do with all this correspondence?" * bernard woolley: "you do realize you don't actually have to, minister." * jim hacker: "don't i?" * bernard woolley: "not if you don't want to, we can draft an official reply." ** jim hacker: "what's an official reply?" * bernard woolley: "it just says the minister has asked me to thank you for your letter and we say something like the matter is under consideration, or even if we feel so inclined under active consideration." **** jim hacker: "what's the difference?" * bernard woolley: "well, under consideration means we've lost the file, under active consideration means we're trying to find it." ***
önümüzdeki sezon türk televizyon kanallarından birinde başrollerini haluk bilginer ve kenan ışık'ın oynayacağı yerli versiyonu ile izleyebileceğimiz dizidir an itibarı ile.
en özel bölümü, hacker'in bakanlıktan başbakanlığa geçtiği '84 christmas special bölümüdür. diğer bölümlerin aksine 1 saattir. bu arada ingiliz devlet televizyonunda reklam görmediğiniz için tadından yenmez, diziler 22 dakika değil 30 dakikadır.
her neyse, bu bölümde humphrey'nin jim'e cabinet secretary görevine getirildiği haberini verdiği sahne görülmeye değerdir. affedilemeyecek bir davranış olmasına rağmen, şu an sahneyi hatırlamadığım için diyaloğu yazamayacağım.
dizi ben çocukken trt'de yayınlanırdı. anlamamama rağmen diziyi sevmemin ve bugün hala anmamın nedeni (türkçeye çevriliyor olmasından başka) dizinin çok esprili bir jeneriği ve güzel bir müziği olmasıdır.
battle of the britcoms oylamasinda ne yazik ki besincilige layik gorulmus dizi. oysa ki bu dizinin senaryosu ve esprileri, 100 yil gecse dahi hala guncel ve hala komik kalacaktir.
dizinin en güzel yanlarından biri karakter gelişmidir. başlardaki tecrübesiz bakan hacker , dizi ilerledikçe yavaş yavaş ustalaşır ve humphrey'le düello edebilecek seviyeye ulaşır. bakanın humphreyi altettiği anlar beni sanki babammışçasına gururlandırırdı.
bu dizinin 4 bölümü içren 2 cdlik vcd seti selamiçeşmegima 'da 2 ytlye satılmaktadır, kaç gündür bakıyorum kimse almamış* , işi oraya düşen bu dizinin hayaranlarına duyrulur.
bir bolumde humhrey, bernard'a uluslararasi bir toplanti duzenledikleri sirada bernard'a birtakim ipuclari verir:
- eger vatikan temsilcisi ellerini yikamak istedigini soylerse, onu direkt tuvalete gotur. ve sakin ama sakin iran ve irak temsilcilerini yanyana oturtma.
hacker, başbakan olduktan sonra, halka ilk seslenişini yapacaktır (galiba yani). kamera karşısına geçmiş, canlı yayın başlayacak. sir humhrey de imaj danışmanı tabii. hacker, yazılı metni okumak için gözlüğünü takar ve diyalog başlar:
- efendim, gözlük size resmi bir görüntü veriyor. halk bu uzak duruşunuzdan hoşlanmayabilir. - tamam çıkarayım o zaman. (gözlüğünü çıkarır.) - efendim, şimdi de çok samimi bir görüntü oldu. halk söylediklerinizi ciddiye almayabilir. - monokl taksam... (çaresiz bir ses tonuyla)
moral dimension adlı bölümünde elemanlarımız bir enerji anlaşmasının imzalanması şerefine hayali bir "qumran" ülkesinde resepsiyona davet edilirler. ancak qumran şeriatla yönetilmektedir ve haliyle de içki yasaktır. elemanlarımız da ne yapsak etsek de içki bulabilsek diye kara kara düşünürlerken resepsiyonun verileceği sarayın bir odasına "acil iletişim odası" kurulmasına, içkileri oraya saklamaya ve "acil haber"leri almak için arada sırada gidip bardaklarını doldurmaya karar verirler. sonuç ise aşağıdaki diyaloglar olur
(qumran prensi hacker'a, sonradan başına çok büyük işler açacak olan, bir gülsuyu tası hediye etmektedir, bernard gelir) bernard: "uhm, excuse me minister, there is an urgent call for you in the communications room: a mr. haig." hacker: "general haig??" bernard: "no, mr. haig. you know, with the dimples." (şu noktadaki kelime oyununa, cinliğe gel vatandaş!) hacker: (çakar, gülümser) "oh, excuse me, really important."
(bernard bakan hacker'ın eşine gülsuyu tasının neden devletin malı olacağını açıklamaktadır, hacker gelir.) hacker: "ah, bernard! wanted in the communications room: mr. john walker" bernard: "johnnie walker?" hacker: "yes, from the scotch office." (kahkaha efekti) hacker: "erm, scottish office." hacker'ın eşi: "is there a message for me, darling?" hacker: "yes, of course darling. bernard will get it for you if you give him your glass. (düzeltir) if you... if you give him your glass he'll get you some orange juice as well."
(bakan hacker ve sir humphrey resepsiyonda muhabbet etmektedirler, bernard gelir) hacker: "bernard, any messages?" bernard: "well, there is one for sir humphrey, minister." sir humphrey: "oh good." bernard: "yes, the soviet embassy's on the line, sir humphrey: a mr. smirnoff.." (humphrey gider) hacker: "are you sure there isn't one for me?" bernard: "well there was a message from the british embassy compound: a school. a delegation of teacher s." hacker: "ah! must go and greet the teachers, before the bells goes. (yarılma efekti, düzeltir) bell goes!"
geçenlerde izlediğim bir ingiliz komedi dizileri belgeselinde bizzat bernard'ı oynayan derek fowlds'ın ağzından duydum ki #13274132 entrymde bahsettiğim olay gerçekte de yaşanmış, ve senaristlere dizinin çekimlerinden önce pek çok eski bürokrat ve politikacıyla fikir alışverişi üzerine yedikleri yemeklerden birinde iletilmiştir. ayıp olmasın diye ülkenin ismini saklı tutmuş adamlar. bkz. sorumlu yayıncılık örneği.