alfabesinde u, d, b, c, ç, g (yumusak olmayani) harflerini ancak iki harfi yan yana getirerek yazabildiginiz, $ harfi ise hic olmayan bunun yani sira i harfini yazmanin 3 ayri sekli olan, ogrenebilmek icin 4 yilimi verdigim ancak butun zorluklarinin yani sira en siirsel dillerden biri. gramer kurallari matematige benzeyen bir dil. ayrica bu dilde siir yazmak ise ayri bir eglence, kafiye yaratamamak ozel beceri gerektirir.
yunanca, batı medeniyetinin ilk ve en büyük dili olarak çoğu çevreler tarafından şu ana kadarki en etkili ve takdire değer iletişim yolu olarak görülmektedir. kolay anlaşılır yapısı ve kavramlarıyla birlikte sayısız çeşitteki ifade biçimleri dili, özenli bir düşünür ve ilham dolu bir şairin ihtiyaçlarına eşit derecede uygun kılıyor. biz sadece klasik yunanca'nın kulağa nasıl geldiğini tahmin edebiliriz, fakat konuşulan kelime belki de yazılandan daha az güzel değildi. yunanca konuşan insanlar yunan yarımadası'na ve balkan yarımadası'na yakın bölgelere m.ö. 2000'de yerleşti. eskiden dört lehçeden oluşmaktaydı: aeolic, ionic, arcado-cyprian ve doric. homeros'un destanları ilyada ve odessa iyonik lehçeyle yazıldı. belki de m.ö. 9. yüzyılda atinalılar'ın takip eden yüzyıllardaki yükselişiyle attic adıyla anılmaya başlayan iyonik lehçesi ile klasik dilin temelleri atılmıştır. daha sonra bu halk dili şimdiki yunanistan sınırının çok daha ötesine geçti. büyük iskender'in fetihlerinden sonra doğu hindistan'da konuşulmaya başlandı ve daha sonra da roma imparatorluğu tarafından ikinci resmi dil olarak kabul edildi. incil'in ikinci kısmı koine dilinde yazıldı ve bugün doğu ortodoks kilisesi tarafından halen kullanılmaktadır.
yunan alfabesinin fenike dilinden uyarlanması yaklaşık m.ö. 1000'e kadar uzanmaktadır. sadece sessiz harflerden oluşan sami alfabesinin aksine bu, sesli ve sessiz harflerin bir arada bulunduğu ilk alfabeydi. sami alfabesi gibi ilk önce sağdan sola doğru yazıldı. fakat daha sonra sıraların sağdan sola ve soldan sağa doğru değiştiği başka bir tarza geçti. son olarak şimdiki soldan sağa olan tarz benimsendi. doğrusal b olarak bilinen m.ö. 1500 yılından kalma bu yunan yazı biçimi 1952 yılında yorumlandı. fakat bu yazı m.ö. 1200 yıllarında büyük ölçüde terk edildi.
4. yy.'dan 15. yy.'a kadar yunanca bizans imparatorluğu'nun resmi diliydi ve ondan sonra da türk yönetimi altındaki yunanlılar tarafından konuşulmaya devam edildi. modern yunanca yaklaşık 9. yüzyılda biçimlenmeye başladı ve 19. yüzyılda yunanistan krallığının resmi dili oldu. bugün yunanca kıbrıs adasındaki 500 bin nüfusla birlikte yaklaşık on milyon insan tarafından konuşulmaktadır. 'demotic' adıyla bilinen halk dilinin yanı sıra 'pure' olarak bilinen klasik yunanca'nın taklidi edebi alanda yeniden canlandı.
yunanca'nın ingilizce de dahil olmak üzere diğer tüm dillere etkisi olmuştur. her biri bilimsel, teknik ve diğer alanlarda düzinelerce önemli kelimeler üreten yunanca önekleri: poly- (çok), micro- (small), anti- (karşı), auto- (kendi), hemi- (yarım), hetero- (farklı), chrono- (zaman), tele- (uzaklık), geo- (yeryüzü), physio- (doğa), photo- (ışık), hydro- (su), litho- (taş), phono- (ses), anthropo- (insan), psycho- (bellek), philo- (sevgi). aynı derecede önemli yunanca sonekleri: -meter (ölçü), -gram (harf), -graph (yazı), -scope (görüş), -phone (ses) ve -phobia (korku).
modern yunanca'nın yaygın olarak kullanıldığı ülkeler: cezayir, kanada, kıbrıs cumhuriyeti, yunanistan, italya, makedonya, türkiye, amerika. dil ailesi: aile: hint-avrupa alt grup: hellenik.
edit : divina' nın uyarı mesajı ile kontrol ettim, link çalışmıyor ama şimdilik silmeyeceğim belki geri döner... büdüt : dönmedi hala, bekliyom salak gibi
ogrenmeye basladiginizda alfabesine yabancilik cekmezsiniz. cunku cogu harf fizikte, kimyada kullandigimiz sembollerdir. telaffuzu cok zor degildir, eglenceli bile denebilir. "basik dil" denilen bir konusma tarzi vardir.
yunanistan'da yunanca'dan baska 14 dil daha konusulmaktadir. cagdas yunanca'nin uc ayri bicimi vardir. bunlarin ilki, her biri ayrı bir sayilabilecek cok farkli yerel lehcelerden olusmaktadir. bunlar, bugunku konusma dilinin temelini olusturan "peloponnesos lehcesi", egriboz'un kuzey kesimlerinde, attika'nin kuzeyindeki anakarada ve kuzeydeki ege adalarinda konusulan "kuzey lehceleri", megara'da ve egriboz'un ic kisimlarindaki kimi yorelerde konusulmaya devam eden "eski atina lehcesi" ve "girit lehcesi" ile kibris, rodos, sakiz gibi adalarda konusulan "guneydogu lehceleri"dir. yunanca'nin ikinci bicimi butun kent merkezlerinde konusulan ve hemen herkes tarafindan anlasilan "demotikos"tur. ucuncusu ise, attikacilarin savundugu "arindirilmis" yazi dili "katharevusa"dir.
katharevusa, yunan devletinin kurulusu ile birlikte resmi dil olmus, 1976 yilina kadar da resmi dil olarak kalmistir. 1964'teki onemli egitim reformuyla ilkokullarda "konusma dili" olan "demotikos(demotike)" okutulmaya baslanmis; 1976'da egitimde, 1977'de ise tum devlet islerinde yasa ile demotikos (yani konusulan halk dili) kullanilmaya baslanmistir.
yunanca'da italyanca, turkce ve latince ile son zamanlarda fransizca ve ingilizce'den alinma cok sayida kelime bulunmaktadir.yunanca'daki turkce kelimeler, osmanli hakimiyetini ile birlikte gorulmeye baslanmistir ve daha cok yonetim ve yeni gunluk yasamla ilgili, kadi, harc, fetva vs. gibi kelimelerdir.
konusanlarina çok entel ve bilimsel bir hava verir. atina'da kafasi kasketli (bayagi bizim bildigimiz çiftci kasketi) seyyar bir muz saticisi bana "penta, heksa" vs. diye para üstü sayarken "kim bilir ne biçim geometri biliyordur bu adam" diye geçmisti aklimdan.
çağdaş yunanca ifade tarzı, aynen türk insanının kendini ifade edişidir. zaten rebetiko sayesinde izmir yunancası her tarafı sarmıştır. zaten yunanistan'ın türk hakimiyetinden kurtulması da ancak 100 yıl öncedir. böyle olunca yeni bir dilde kendini keşfetmek harika bir duygu. şarkıları: "psefti dunya:yalan dunya" , ime "pedaki eksipnos": ben akıllı çocuğum , "stin piyatsa pu megalosa:büyüdüğüm piyasa , diyor .
bir rum arkadaşımın telefonda kardeşine sinirlenerek 'hayvani' diye bağırdığı dil. bunun yanında top yunancada 'topi'dir. hatta ilkokul çocuklarina ali topu at tarzında 'elena na ena topi' (elena işte bir top demek) gibi fişlerle okuma yazmayı öğretirler. ne ispanyolca, ne italyanca ne de başka bir dil yunancanın süratine erişemez. zira haber spikerleri genelde sunuşa başlamadan önce son nefeslerini alıp haberlerin bitimine kadar nefes almadan konuşurlar.
hint-avrupa dil ailesinin avrupa kolunda bagimsiz adacik. en yakin akrabasinin, birbirlerini pek sevmemelerine ragmen, arnavutca oldugu savlanir. kuralsizlik bakimindan eline su dökebilecek baska bir dil tanimadigim gibi, zorluk bakimindan ancak rusca ile boy ölcüsebilir. buna karsin türkce bilen birisi, eger o kuralsizlik deryasinda bogulup gitmezse, bir yunan kadar bu dile hakim olabilir; cünkü yüzyillarca bir arada yasamanin getirdigi, sonuna bir s getirilip yunanca yapilmis türkce kökenli kelimeler ve kullanilan bir cok deyimin ortak olmasi yetmezmis gibi, bir baska dil ögrenilirken yapilan en sik rastlanan hatalardan biri olan kelimesi kelimesine ceviri yunancada pek hata raporu vermez, aksine cogu kez birebir örtüsür. bkz. asagisi:
elalem buna ne diyecek: ti tha pei o kosmos elmalar daha olmamis: ta mhla den eginan akoma bu yol nereye cikiyor: pou vganei autos o dromos kafa yapmak: kanw kefalh hasiktir: hasiktir (!)
bu daha epeyce uzatilabilecek listenin yani sira bir takim false friend örnekleri de mevcuttur: dalga(s) yunancada denizle degil ask acisiyla ilgilidir. merakli(s) her seyi bilmek isteyene degil, keyif ehline denir. cenabet(is) de o malum hal degil, suratsiz demektir...
son olarak, bildigim kadariyla, "bizim de isvicre, fransa gibi komsularimiz olsa idi" demagojisinin yapildigi ve, belki de bu yüzden, tencerenin yuvarlanip kapagini buldugu türkce disindaki tek dildir...