bu tarz şiir yazmak aslında meşakkatli bir iştir efem..evvela feleğin çemberinden geçip de tee uzaklara gitmek,o uzaklardan bir daha geri dönmemek lazım gelir.satır aralarında buram buram bir samimilik kokması,enseye tokat rakı masasındaki balık arkadaşlığının hissedilmesi,arkadaşların şiirde mutlak sutrette lakaplarının olması ve de ulan,bilader,gadınım vs..tarzı halk dilinin bol miktarda sos olarak kullanılması şiirdeki çeşninin olmazlarındandır.bir örnekle işlenilmesi gerekirse mevzu şöyledir icabında.. (bkz: başladık bile)
nereden icab ettiyse, eski albümlere bakıyordum geçen gün. hey gidi günler hey şair sabri.. şairdi bu, duyarlı adamdı. halden anlardı. bana demişti ki "oğlum yusuf, numara yapma sen bu müzeyyen'i seviyorsun onun da sende gönlü var, git kıza açıl .. derdini anlat.." ah işte buraya gelince gözyaşlarım sel oldu.. bakın işte,fotoğraftaki müzeyyen hanımefendi. göztepe'de köşkleri vardı, zengindi bunlar hani kapılarının önünden geçmeye utanırdım öyle bir şey. bana haber yollamıştı "beni istiyorsa elini çabuk tutsun..." diye.. ceketim eski, pantalonum yamalıydı.. babası dese ki "ne yüzle kızımı istiyorsun?" verecek cevabım yoktu hani.. ah ulan müzeyyen yaktın beni neticede o iş olmadı.. bu da gitti cemil'e vardı. tilki gibi bir adam. kumar borcu yüzünden vurdular tilkiyi o da müzeyyen'i bir başına bırakıp göçtü gitti dünyadan işte.. ah be palamut kasım.. bari sen olaydın şimdi de, iki çift laf edeydik. pasajda çalardı, bizi görünce muhabbete balıklama atlardı. çok sabahlamışlığımız vardır birlikte. beni iki kere karakoldan bile kurtarmıştı. çok içerdi, eceli de oradan geldi. ben müzeyyen için kahrolurken bir akşam meyhanede yanıma oturmuştu.. "arkadaşım, üç günlük dünyada değer mi hiç surat asmaya.. al bu kadeh benden olsun.." demişti. öyle tanışmıştık. şen bir kahkahası vardı, ama biz bilirdik, içinden yanardı o...
kavanoz dipli dünya, anasını satayım... iyi insanlardan kaç kişi kaldık ki şurada?..
marpuç derdik biz buna adı tahsin.. çok nargile içerdi ordan mütevellit müzeyyen'in küçük kardeşi.. ona abilik etmişliğim vardır yeri geldi, cebine para da koyduk ah ulan tahsin ah bankerlik falan edecem diye bir takım alengirli işlere girdi çıktı. üç kağıtçılık falan. dernekten bazı arkadaşlara ters yapmış bu.. benim haberim olmadı olamadı ah yoksa kulağını çekerdim. hafif bir dayakla kurtulurdu. bizim çocuklar biletini kesivermişler bir akşamüstü. çok üzüldüm çok. müzeyyen'in yüzüne bakamadım sonra..
mal gitti, mülk gitti. müzeyyen desen, zaten gitmişti..
bu melekette sürüden ayrılan sürmeli koyunlar.. ah ulan . hayat zalim. ortada ince iş var. durumumuz da sakattı zaten hep. sabah buradaysak, akşamına nerede olacağımız meçhul. gün geldi, benim ortalardan kaybolmam icap etmişti "belki yollarımız gene kesişir bir gün.." dedi ben ayrılırken. çok uzun süre görünemedim ortalarda. 1980 darbesi olunca biraz da içeride yattık. nihayet istanbul sokaklarında serbestçe dolaşmaya başladık.. vakit 1985 senesi falan olmuş artık. (teferruatını sormayın dayanılcak gibi değil lan, abinizin içini sızlatmayın.) birkaç kere daha görüştük sonradan ismi gibi güzel canan can. ortamlar ters olmasa ona ev bile açardım gönlümün telleri epey titredi o vakitler. kısacası ve uzuncası hüznümün tek ortağı kulağımdaki hıçkırıklı ses ah , dertli gönüllere giren işte benim zeki müren..
kızıl dağlardaki mağrur bakışlı baykuşların türküsü ve amazonlardaki yüreği altı okka maymunların nesli tükemiş bıçkın, hayta bir neandertalin kelle koltukta duruşuydu sana olan sevgim ne çabuk unutuldu doukuzyuzyetmişdokuz yazında yaşadıklarımız kimdi seni sarhoş masalarında mezeyken çekip çıkaran kucaktan kucağa dolaşırken oturak alemlerinde kimdi söyle, kenarın dilberiyken senin elinden tutan hangi şerefsiz organ mafyasına sattın, şu temiz yüreğimi hangi aşağılık köpeklere mama ettin, kıyma yapıp bedenimi hangi sahte endülüjans kağıdına sattın sevdamızı hangi bar solcusunu inanıp terk ettin beni sanma yıkar beni bu sahte fetret devri sanma sürünürüm sensiz meyhane köşelerinde sanma sahte rakı kör eder gözlerimi son nefeste yüzünü görmek için yaşıyorum ve şuraya yazıyorum diz çöküp yalvarmazsan önümde adam değilim...
demedim mi sabirtasi demedim mi sana, bu sozluk yutar ulan, adami. haykirdim, yalvardim, isyanin atesi oldum. caylakligim, voltalarda gecti. erken tanistim ayar denilen illetle. butun gammazlarda afisim durur. anketlerin, formatin ve ispiyonlarin, etrafindan. son bir defa, ayar vermek istiyorum, populer bir troll olmak istiyorum.
entriylerimin namusu olmak istiyorum. son bir defa; polemiklere bulasmadan, anket doldurmadan, ayar yemeden. yazmak istiyorum. kimseye dokunmadan ve sacmalamadan. kilavyenin amina koyarcasina, baslik sicmak istiyorum.
ezik gorunsemde, firtanalar bicmisim. ey eksi sozluk eyyy! bu aksam yemin etmisim, and icmisim. bir daha anket doldurmamak icin. utan ulan utan. trollerinden utan. populer olmanin yalanci orospusu. bunca caylak, gammaz, mefta. utanmiyormusun. ucma ani geldi. beni opmuyormusun?