zengin olunca, param olunca diye hayali kurulan, olunduğunda da ama simdi de vaktim yok ki bu zenginliği yaşamaya, gönlümce değerlendirmeye denilen, etrafa sordugunda "zengin olmak degil saglıklı olmak" onemlidir, "sımarıksın, sımarık" tepkileri alınan, daha daha fazla ince ve uzun düsünüldügünde de benim kendimin ne degeri var ki, ben bir bocegim galiba dedirten bir olgu.
bir gun cok zengin bir adam oglunu yanina alarak, insanlarin ne kadar fakir olabilecegini gostermek icin onu bir koye goturdu.cok fakir bir ailenin evinde bir gun-bir gece gecirdiler.sehre donerken baba ogluna sordu;'yolculugumuzu nasil buldun?' 'cok guzeldi babacigim' diye cevap verdi oglu.'insanlarin ne kadar fakir olabilecegini gordun degil mi_' 'evet' 'peki ne ogrendin?' 'sunu gordum' dedi oglu 'bizim evde bir kopegimiz,onlarin dort kopegi var.bizim evde bahcenin yarisina gelen bir havuzumuz var, onlarin kilometrelerce uzunlugunda dereleri var.bizim bahcede ithal lambalarimiz,onlarin yildizlari var. bizim taracamiz on bahceye kadar,onlarinki ise ufka kadar uzaniyor.'ufaklik konusurken babasi saskinliktan tek kelime edemedi.ve cocuk ekledi 'ne kadar fakir oldugumuzu gosterdigin icin cok tesekkur ederim babacigim!' tolstoy
zengin insanların zekası yavaş bir limuzine benzer. geniş alanlı, çok şeyi kapsayan, vizyonu geniş, ama yeterince kıvrak ve hızlı olmayan bir zekadır tipik zengin zekası. (gerçi bu durum "burjuva kültürü" almamış zenginler için tam olarak geçerli değildir.)
yoksul insanların zekası ise hızlı bir motorsiklete benzer. dar alanlıdır. dar vizyonludur. ama bir o kadar da hızlı ve kıvraktır.
ben çocukken ailemizi zengin zannederdim. bir defasında bakkala para verirken gördüm, babamın bir sürü parası vardı. arabamız yoksa bunun tek sebebi babamın o bir sürü parasının hepsini bi seferde araba satan adamlara vermek istemeyişi idi. aslında haklıydı da çünkü o zaman bir ay boyunca bakkaldan bana çikolata (dido), gazete, meyve suyu (meysu) ve çocuk dergisi alamazdık. arabamız olacak diye ben de bu sıkıntıya katlanamazdım doğrusu. zaten vehbi abinin murat 131'i vardı ve bizi ne zaman istesek erdemli çamlığına dondurma yemeye götürüyordu. ama bence yine de en zengin aile benim ailemdi çünkü sınıf arkadaşım aysel bize senin gibi hergün çokomel almıyorlar demişti. evde bunun üzerinde bir süre düşünüp aysel için üzülmüştüm. daha sonra çokomelleri okula götürmemeye karar verdim. insan biraz etrafını da düşünmeli.