bizde bilinen adıyla zerdü$tilik. m.ö.6.yy.da yaşadıgı dusunulen zerduştun dusunceleri cercevesinde olusmus bir din.ancak boyle birinin ya$ayıp ya$amadıgı halen tartı$ılmakta..
kadim bir mezheptir. ruh ve madde, iyilik ve kötülük gibi iki ayrı ve zıd gücün devamlı savaş halinde oluşuna, evrendeki olayların bundan doğduğuna inanırlar.
iyiyi ahura mazda, kötüyü ise angra mainyu temsil eder (hürmüz ve ehrimen olarak da bilinirler) zerdust dinine mensup olan kişiler evrenin bu iki güç arasında mücadele alanı olduğuna ve her yerde bu iki karşıt gücün (insanın içinde de) savaştığına inanırlar. ahura mazda galip gelirse insan iyi, ehrimen kazanırsa ise kötü olur. ayrıca zerdüştlüğe inananlar insanda bulunan ehrimen'in toprağı kirleteceği düşüncesiyle ölülerini gömmez, akbabalara yem olması için yüksek bir yere bırakırlar, bu yüzden bu inanışta akbaba kutsaldır.
zerdüşt dininin simgesi "aşa vahişta"tır(ateş).ateşin simge olarak seçilmesinin nedeni zerdüşt inancına göre tanrının yarattıları içinde en saf olanıdır.ateşin iki önemli özelliği vardır:birincisi ateşin dokunduğu herşeyi kendine benzeten hemen şeklini değiştirme gücü vardır.ikincisi de ateşin alevleri hep yukarı doğrudur ve bu daha yüksek yaşama özlemini simgelemektedir.
ilk tek tanrılı dindir. bilinenin aksine hürmüz-ahura mazda ve ehrimentanrı ve şeytan değildir. tek yaratıcı ve hakim olanın iki yarı yönü ve görünümüdür. tanrı iyiliği ve kötülüğü içinde barındırır, hatta savaş verir. hürmüz; perslerin bir hükümdarının adıdır. hükümdar da tek olanın dünya üzerindeki görünümüdür, yani avatardır.
tapınaklarındaki ateş özellikle bu iş için seçilmiş din adamları tarafından özenle korunur, kutsal farzettikleri ateşin sönmemesi için azami gayret gösterilir. ateşi kirletmek günahtır. kapalı bir bölmede korunan ateşin yanına da görevlinin dışında girişim engellenir...
ateş kutsal simgedir ancak ateşe tapılmaz. ilginç ritüelleri arasında metal bir kapta saklanan ateşi sönmemesi için sürekli odunla besleyerek korumak da vardır böylece 1500 yıldır korunduğu söylenir ateşin.
zerdüşt dinine mensup kişilerin naaşları akbabalar için açıkta bırakılır ve başlarında bir zerdüşt rahibi bulunur. akbaba ölünün önce sağ gözünü yerse kişi cennete, sol gözünü yerse cehenneme gidecek demektir.
1) tarım ve hayvancılık soylu ünvanlardır. 2) tüm yaradılış tanrı ve şeytan arasındaki mücadeleye dayanır. 3) hava, su, ateş ve toprak (tahta yok) kirletilmemesi gereken saf elementlerdir.
sonra bu üç prensibi hiç can sıkmadan şöyle açıklarız:
zerdüşt der ki, “bir inançlının evi, sığırları, karısı ve çocuklarıyla inşa ettiği, ve sığırın beslendiği; köpek, kadın, çocuğun, ateşin gelişebildiği yerdir. inançlı yetiştirici mısır, çimen ve meyve yetiştirir; kurak olan yeri sular, aşırı su olan yeri kurutur”. zerdüştler oruç tutmayı yasaklar: “kim yemek yemezse dinsel görevlerini başarılı biçimde yerine getiremez, savaşlarda başarılı olamaz……; yemek yiyerek evren yaşar ve yemeyerek ölür”. evlilik ve poligami katı bir şekilde emredilir, o kadar ki herodot kralın her yıl en geniş aileyi ödüllendirdiğini not düşmüştür.
ikinci prensip zerdüştlüğün ikili doğasını gösterir. ahura mazda öküz, çoban köpeği, horoz gibi tüm iyi şeyleri yaratmıştır ve insanların görevi bunlara şefkat göstermektir. diğer tarafta ahriman, av hayvanları, yılanlar, tüm sinekler ve böcekler tüm zararlı şeyleri yaratmıştır ve insanların bunları inançla yok etme görevini üstlenmeleri gerekir. öküzün bu bağlamdaki pozisyonunu yorumlamaya gerek yok, onun önemi günümüzde hala hindistan’da kutsal bir hayvan olarak sayılmasıyla açıkça görülüyor. köpeğin pozisyonunun yorumuna gelince; ahura’nın hoş ağzından şairane bir şekilde şunlar dökülür: “köpeği kendinden giysili kendinden pabuçlu yaptım. köpek insanlardan yemeğini elde etmek ve karşılığında insanların mallarını korumak için uyanık, dikkatli ve sivri dişli doğdu. köpeğin sesiyle uyananların evinden bir şey çalındığında bunu yapan hırsız yada kurt parçalanmış olarak bulunur. hiçbir ev ahura için yapılmış dünyada yaşayamaz ama benim iki köpeğim, çoban köpeğim ve ev köpeğim yaşayabilir”. miskinlikten uyandıran horoza ayrılan konum, rostand’ın kantetler’inde yüceltilir: “bu kuş sesini günün ilk ışıklarıyla birlikte yükseltir… her kim ki benim bu kuşlarımdan bir çiftini iman ederek sunarsa onun yüzlerce kolonu olan bir evi olur”. belki o zamanlarda perslerin ülkesinde evcil kümes hayvanları azdı.
üçüncü prensip ateşin dinsel bir simge olarak kutsallığını gösterir ve rahibin sunakta ağzını kapalı tutmasına sebep verir. ölü zerdüştler dünyanın kirlenmesini önlemek adına bir kulede teşhir edilir. ama ayrıca hasta bir zerdüşt, bütün kötülüklerin-hastalıkların şeytandan kaynaklandığı düşüncesiyle aile üyeleri tarafından dışlanır ve yaşamsal gereksinimlerden yoksun bırakılır. hastalığın tedavisi ve gerçekten inek sidiğiyle alınan tiksindirici abdest ve arınmalar bu harika dinin zayıf öğeleridir.
ölüleri kuşlar yesin diye bıraktıkları etrafı taşlarla çevrili yükseltiye sessiz kule adı verilir. mevleviler de mezarlık kelimesini kullanmak yerine sessizler evi (bkz: hamuşan) demeyi tercih ederler. sadece bir tesadüf müdür acaba?
kavramsal olarak aydınlık ve karanlık şeklinde iki türlü hayır ve şer kaynağı olan güzide bi inanç ve öğretiler sistemi. ari dinler kolunun bir üyesidir ayrıca.
çarşıda, pazarda, mikrofon uzatılan vatandaşın takdiratını celbeden(?) detayı ise hz muhammed’in doğum günü için ithaf edilen rivayetlerden biri olan mecusilerin bin yıldır yanan ateşinin sönmesi hadisesidir. ayrıca bu olaya ilişkin olarak, kişisel tarihimin harikasını; ebeme göz kırptığım anda evde patlayan soba ve çıkan yangını 1500 yıllık itikattan sapmanın sonu olarak gösterip çeşitli ortamlarda kendimi mehdi olarak ilan edip kabul görmüşlüğüm vardır.