sinema tarihinin en kaliteli yönetmenlerinden biri. arşivliq.
western mitlerini, modern şehirlere taşıyan bi, western sewdalısı. adamın biri yabancı olduğu bi şehre gelir, birden olaylara karşışır, pislik çıkar... genelde bu yapıdadır filmler.
filmlerinin yönetmenliği dışında, yapımcılığını, senaristliğini ve müziklerini de yapması açısından komple bi sanatçıdır.
holiwud'un sewmediği bu amca, kendi halinde, uzun, beyaz saçları, cılız görüntüsüyle tastamam farqlı bi adamdır. kurt russell da favori oyuncusudur. değerli bi büyüümüzdür.
filmleri listesinden uc nadide parca: assault on precinct 13, darkstar, in the mouth of madness. ilki howard hawks'in rio bravo filmine bir selam durusu (bu lafada gicik olurum ama baska turlu anlatilmiyor) ikincisi ise universiteyi (usc) bitirme tezi olarak baslayip (oyuncular okul arkadasi) yapilmis en ilginc filmlerden biri olan iki harika film. haa birde escape from los angeles var, yine snake plissen (bkz: kurt russell) var icinde.
roger corman ekolüne mensup mudur bilinmez ama çok yakın bir çalışma anlayışı vardır.. carpenter şimdiden ziyade gençken fazlasıyla bulunan tutkunun esiri olmuş seyirciyide kendine esir etmiş üstatlardandır sinemada gerçek yaratımın çıkdığına inandığım düşük bütçe konusunda kendini geliştirmiş ve üslup konusunda kafir bir zihniyetle kendini bilemiş, hep bir hinoğlu hin edasıyla aman vermemiştir.. külliyatı korku türünde en çok etüt edilesi olup, sinemacılara cesaret akımını oluşturmuştur..
filmlerinde genellikle yüksek dozlu, ani iniş çıkışlarla, yüreklerini hoplatarak, ödlerini patlatarak izleyiciyi korkutan değil konuyu dantel gibi işleyen, yavaş yavaş ama sürekli germeyi tercih eden bir korku-gerilim filmleri üstadıdır.. aslında tehlikeli bir noktadadır.. çünkü izleyici can sıkıntısıyla ruh sıkıntısı arasında gidip gelir.. ancak zaten carpenter'in derdi ruhunu sıkabildikleri iledir.. canı sıkılanlar çıkıp gidebilir.. prince of darkness'daki alice cooper ve avanesinin sokaklarda ruh gibi dikildikleri sahneler, in the mouth of madness'daki arabanın yanından ikinci kez geçen bisikletli, the fog'un başlı başına bir sis gibi ağır ağır izleyicinin üzerine çökmesi insanın ruhuna ulaşabilen ve ruhuyla bütünleşen sahnelerdir bence.. coen biraderlerin barton fink'te duvar kağıtlarının yapışkanları eriyerek duvarlardan söküldükleri sahneyle başlayıp john goodman'ın elinde silahla alevler içinde otel koridorlarında yürüdüğü sahneye kadar yükselttiği ve kar altında izlese bile insanı terletmeyi başaran sıcaklık hissini carpenter'ın verdiği ruh sıkıntısıyla eş değer bulurum.. aksiyon yerinde sayar ama tansiyon tavana vurur..
they live'le tanıştığım, the thing'le kaynaştığım, prince of darkness'la hastası olduğum, in the mouth of madness'la "baba aştı olayı artık" dediğim yönetmen. genelde gece yarısı anlatılan korku hikayeleri tadı verir, ters giden, olmaması gereken bi şeyler olduğunu hissettirir, ama tam da göstermez. h p lovecraft hikayeleri için yaratılmış yönetmen.
siki cumhuriyetci, muhafazakar goruslere sahip olsa bile, korku sinemasinin en onemli kurallarini italyan korku kulturu ile harmanlayarak kurumsallastirmis oldugunu iddia edebiliriz. filmlerinde sik sik gorulen "gunahkarlarin cezalandirilmasi" temasi hala populer korku/gerilim sinemasinin en onemli kurallarindan birisi olarak kabul edilir. ayni zamanda o siralar italyan sinemasi disinda pek populer olmayan katilin bakis acisindan izlenen sahneler ile (bkz: halloween), populer sinemanin temeli olan ozdesles(tir)me kavramina yeni boyutlar katmistir diyebiliriz. bunun disinda hem teoride hem de pratikte siki lovecraft fanidir.
assault on precinct 13 az taninan ama sinirli sure icinde gecen filmlerinin yanilmiyorsam ilkidir. muzik ve film uyumu had safhadadir, filmin sonuna kadar karakola saldiran ceteden kimseyi gormezsiniz... bu anlamda spielberg 'in the duel filmini hatirlatir... gerilir de gerilirsiniz, ama budur ...
korku sinemasinin en onemli yonetmenlerinden biri. christine ve halloween (ilki) ile asmistir, korku ve gerilimin tam dozunda oldugu filmler yaparak bu isin nasil yapilmasi konusunda ders verir nerdeyse. escape from la ya da big trouble in little china gibi action/entertainment ogelerinin agirlikli oldugu fimlerinin yaninda they live gibi sosyal elestiride bulundugu filmler de yapar, bu acidan diger korku filmi yonetmenlerinden de biraz olsun ayrilir kanimca.
söylentilere göre halloween'ı cekerken zaman zaman michael myers'ın maskesini takıp jamie lee curtis'i kendisi kovalamıştır. jamie lee curtis'ın canlandırdığı karakter ise adını john carpenter'ın eski bi sevgilisinden* almaktadır.
filmlerini yanyana koyunca keskin farklar göze çarpmaktadır. bir escape from x'ler olsun, bir they live olsun, bir the thing olsun; hepsi birbirinden fersah fersah uzak filmlerdir. fakat ne var ki hepsi de birbiriyle yarışacak seviyededir ve izledikten sonra hayal kırıklığı yaşatmazlar. bence carpenter'i carpenter yapmış şey de budur. big trouble in little china ne kadar eğlenceli ise, bir the thing de o kadar gerginlik vericidir, bir they live de o kadar politiktir ve bir christine o kadar romantiktir.* john carpenter gök kuşağı gibi bir yönetmendir, birbirinden farklı ve birbirinden güzel renklere sahiptir. (bkz: sevmek suc mu)
şu sıralar bayağı revaçta olan the end adlı şarkının sahibi. hatırlayamayanlar için youtube da nuri alço filmlerinde çalan şarkı ; bearshare de aratınca da nuri alço tecavüz theme diye çıkıyor.
80'li yıllarda çevrilmiş türk filmlerinin çoğunun soundtrackinin sahibi olan yönetmen. herhangi bir banu alkan, serpil çakmaklı, nuri alço, küçük emrah vs. filminde bir halloween, assault on precinct 13 ya da escape from new york'un müziklerine rastlamanız olasıdır.
who wants to be a millionaire adlı yarışmada 1 milyon doları kazanan yarışmacıdır. 1 milyon dolarlık soruda telefon joker hakkını kullanmak istediğini söylemiş ve babasına 1 milyon dolar kazandığını haber vermiştir. eglenceli ve yaratıcı bir tepki olmuş.
the end adlı aşmış şarkısının bir ulusun beyninde kazılı olduğunu, bu şarkıyı duyunca kızların kaçışmaya başladığını, erkeklerin kafa sallayarak gözünün döndüğünü biliyor mudur acaba? bizler için ömür boyu unutulmayacak bir şarkıya imza atmıştır.