bir dönem odtü iktisadi ve idari bilimler fakültesinin dekanlığını yapan ve ankara'daki soysal pasajının sahibi olduğu rivayet edilen adam. ayrıca, (bkz: muhan)
geçen sene emekli olmuş olmasına rağmen, bizim sınıfa ders veren, gerçekten ilginç bi insan. bir anda çok ufak birşeye parlayıp sınıfı muma çeviren ama 5 dakika içinde siniri geçen biri olduğu için bu azarlama triplerini ciddi ciddi sinirlendiği için değil bilerek (muhtemelen insanlara stres çektirmekten ve insanların kendisinden korkmasından hoşlandığı için) yaptığını düşünür olmuştuk. sırf muhan hoca hakkında anlatılanlar bile o kadar etkili olur ki, ilk dersine girdikten sonra bir sonraki derse kadar eve gidip uyuduğum zaman kabus görmüştüm.
sınıfa arkası dönük tahtaya bi şeyler yazarken öğrencileri gözden kaçırmamak için dikiz aynası kullandığı ve bazen yoklama niyetine sınıfın fotoğrafını çektiği söylenen odtu isletme bolumu (man at work tişörtleri güzeldi) hocası...
adina ortamlarda hoax mailler ve turkuler yakilan bir universite hocasi. her ne kadar sevmesek de emre akoz bu tur maillerdeki sacmaliklari bulmada usta..bir kere meninas diye bir ressam yok dolayisiyla meninas'in bir resmi diye bir olgu yok..ha su var (bkz: las meninas)
velazquez'in bu tablosunda dunya dunya icinde, ve hakikaten kiz, kopek mopek birseyler var, yansimalar falan fesmekan..ama tablo adini dogdugu andan itibaren ressamlara poz vermekten baymis ve yine bir ressama poz vermek durumunda olan kucuk prensesi turlu saklabanliklarla eglendirmeye calisan nedimelerden aliyor..
tanimasak da etmesek de hocamiz ya bilmiyor ya da birisi hocamizin adina (ilginc bir sahsiyet ya) dekman sikip duruyor..
bu vesile ile biz de kultur deryamiza bir damla daha ekliyor ve adi gecen tablonun hakikaten ilginc ve gizemli ortamina daliyoruz..
ha yine emre akoz'un belirttigi uzere "hayatta hicbirsey meninas'in resmi kadar belirgin ve net degildir. is hayati gercekleri size picasso'nun resmindeki gibi sekil degistirmis olarak gosterir. picasso'nun resmine bakip, meninas'in resmini gorebilenleriniz basarili olacak, digerleri kubik sekillere bakip yanlis anlamlar cikarmaktan gercekleri hic goremeyecek." ifadesi komple dravdan ibaret zira boyle bir ressam olmadigigibi, bahsettigi resim oyle basit ve hemen kavranacak bir resim de degil..hani tabagin icinde elma portakal olsa anlarsin burada optik yanilsamalar, birden fazla merkez, ve gizemli anlamlar yuklenmis karakterler mevcut..hikayedeki tek dogru ifade picasso'nun resminin orijinal las meninasa bir gonderme oldugu..
odtu isletme'de strateji hocam... yaptigim sunusta, honda'ya yanlislikla giant (dev) dedigim icin sunusumu yarida kesip beni sirama "otur yerine hayvan herif" diyerek oturtan hoca... ama kendisine muthis hayranlik duyarim!
secmeli ders alma kuyruklarinin bir gece onceden km'leri buldugu tarih oncesi donemlerde, sirada beklerken ayaklarimizi duvarlara dayayip duvarlari kirlettik diye, butun sinifi f'letmekle tehdit etmisti bizi sinifta naralar atarak. biz ne yaptik, cok genctik oyle korktuk oyle korktuk ki hakkaten, yillik paralarimizdan tasarruf ederek ve bir usta tutarak o koridorlari piril piril boyattik. ha kotu mu oldu, gayet de iyi oldu. ogrenci adama universite koridoru boyatmis adamdir, helal olsun muhan hocama. bu adam her isletme ogrencisinin iyi ya da kotu en cok hatirladigi hocadır... (bkz: reklamın iyisi kotusu olmaz)
muhan hocamin "bugun mezunlardan bolum icin ne koparsam" seklinde istihareye yattigi bir gecenin sabahinda o zamanki vakifbank genel muduru ve isletme mezunu ismet alver'e gittigi rivayet edilir. aralarinda bir sehir efsanesi haline gelmis su diyalog gecer:
muhan hoca: ismetcim, isletme koridorlarina masa sandalye koyup, ogrencilerin karda kista kutuphaneye kadar yurumeden, ders calismalari parlak fikrime mali destek ariyorum.
ismet alver: ee muhan biraderim, benim soyadım alver, ben almadan bir şey vermem.
muhan hoca: ismetciim, sen benim soyadımı unuttun galiba, benim soyadım soysal, ben adamı soyar salarım :)
vee sonuç yüzde yüz başarı tabiii. :)))) ayrıca bu kıvrak zekası sonucu tum bolumlerin odeneksizlikten kırıldığı donemlerde, isletmeye beş yıldızlı otel tuvaleti standardında tuvalet yaptırmış adamdır muhan hocam.
real 'den aldigi dus basligini evde takamamis. bunda bir hata var diye geri goturdugunde satici, "hocam, genis halkayi musluga, dar olani dus basligina takmayi denediniz mi?" diye sordugunda yaptigi hatayi anlamis. derste bunu anlatirken bir yandan kafasina pat pat vurup bir yandan da "karar verdim bundan sonra bana hortum kafa diyin" diye kendisi ile de dalga gecmis bir adamdir.
döneme bu sınıfın %50'si bu dersi geçemeyecek diye başlamış, siz ne iğrenç bir dönemmişsiniz sizin kadar berbat bir sınıf daha görmedim diye dönem boyunca bas bas bağırmış. bir ara geçemeyecek olanların oranını %80'e çıkarmış. sonra da derslere devam etmediği için mimlediği bir iki öğrenci dışında herkesi geçirmiştir. öyle korkulan bir hocadır ki her sene bu sene emekli olsa da bizim derse girmese dualarıyla ders yılı açılırdı. gariptir, zorunlu aldığımız strateji dersine emekli olmayarak gelen ve bize bir dönem ecel terleri döktüren sevgili hocamız gidip gönüllü olarak seçmeli olan negotiation dersini aldığım zaman dönem ortasında bir mide ameliyatı geçirmiş ve bizi ilgi ve alakasından yoksun bırakmıştır. evet korkardık ondan hem de ne korkma. ama nefret etmedim hiç. severdim kendisini yanına yaklaşamadan. acil şifalar ve uzun ömür diliyorum.
hasta yatağında bile "bu beni yenemez, boşverin" diyerek neşesinin hiç eksilmediğini göstermiş odtü işletme efsanesi. öğrenciyken bana fazla geldiyse de, sonra iş hayatında en sık ve en önemle hatırladığım cümlelerin sahibi. unutmak mümkün değil.
üniversitemize, fakültemize ve bölümümüze yaptığı sayısız katkılar için şükranlarımızı sunmak ve son bir kez beraber olmak için 4 ağustos 2006 cuma günü saat 14:30da iibf a binasında buluşalım.
"patronunuz ne okuyorsa siz de onu okuyun. patronunuz hürriyet okuyorsa hürriyet okuyun. playboy okuyorsa playboy okuyun." tavsiyesinde bulunan sevgili hocamızdır. bu tavsiye üzerine sınıfta gülüşmeler yaşanınca kızlara hitaben: "ne gülüyorsunuz. erkekler yalnız kalınca ne konuşuyorlar sanıyorsunuz." da demişti ruhu şadolsun.
hem annem hem babam aynı sınıfta öğrencisi olmuş 25 sene sonra bile severek andıkları, her fırsatta görmek için çaba sarfettikleri arkasından bir sürü kişiyi ağlatan muhteşem zat. cenazesinde muhan hocanın yenilikçi ve enteresan ders anlatma yöntemlerinden birkaçı anlatılmıştır. bunların bir kısmını kendi öğrencileri olan anne ve babamdan, diğerlerini de yine onu çok seven eski mezunlarından duymuştum.
sınıfta ders dinlerken kalem çeviren öğrenciler sebebiyle ders anlatırken dikkatinin dağıldığını anlatmak için bir derse elinde kocaman bir sopayla gelip, ders anlatırken sopayı sürekli çevirmesine şaşıran öğrencilere konsantre olmak zor oluyor değil mi demiştir.
teori ile pratik arasındaki farkı göstermek için 80 öncesi odtü işletme mezunu olan bir sınıfa önce 3-4 saat boyunca tango teorik dersi anlatır. arkasından yapılan sınavda sınıfın büyük bir kısmı yüksek notlar alır. ertesi hafta herkesi salona çıkarıp, tango müziği koyup teori sınavından çok iyi notlar almış öğrencilerinin tango yapmalarını ister. tabi ki büyük çoğunluk çok düşük notlar alır.
ölümüyle odtü işletme bölümü öğrencilerinin "muhan"sız kalmış olması ne kötü... böyle bir hocadan ders almadan işletme bölümü mezunu olmak büyük kayıp diye düşünüyorum... üniversiteden mezun olduktan sonra bir kaç sene içinde öğrendiğiniz tüm bilgiler yok olup giderken, muhan hocanın her lafı, her sözü, her davranışı yıllar geçtikçe daha da kalıcılaşır. öğrenciyken, despotluğu, acımasızlığı ve meşhur sinir krizleri ile en çok nefret edilen hocadır ama mezuniyet yaklaştıkça ve yıllar geçtikçe değeri anlaşılır. efsanedir muhan hoca, asla yok olmayacak ve unutulmayacak bir efsane...