alman fizikci. ıyi, kel kafali sevimli bi almandi. planck'in orencisiydi. quantum mekanigini ve kuramini unlu belirsizligi teorisiyle curutmeye calisti. kismen ba$arili bile oldu. bisiklete binmeyi severdi. dunyanin en yetenekli fizikcilerinden biriydi. belirsizlik teorisiyle fiziği oldugu kadar felsefeyi de derinden etkiledi.
esas olay benim hatirladiim kadariyla atomdaki elektronnarin yerlerini bulmakti ve olay $oole ki onnarin yerini bulmak icin enerji gonderiris ve bu gonderdiimis enerji paketlerinden gelen yansimalar bizim onun yerini tespit etmemisi saalar (ultrason gibi du$unelim) ve fakat olay $ooledir ki o enerjinin bi kismi o elektron tarafindan soorulacai icin elektron o enerji vasitasiyla yer deistirir atom icerisinde.. hehe hadi bakalim bulun slklosa elektronun yerini.. cok gusel adam bu vesselam.. physics and philosophy kipati okunmali bilhassa...
ikinci dunya sava$i sirasinda almanya'daki nukleer silah projesinin ba$indaki bilim adami. sava$in sonuna kadar almanya'da bu konuda pek bir yol alinamami$tir. bunun nedeni daha sonradan kendisinin de soyledigi uzere, heisenberg'in atomik silah yapma konusundaki isteksizligidir. alman grubu aslinda cok daha ileri gidebilirdi, hatta heisenberg iddia edildigi uzere neler yapilmasi gerektigini tam olarak biliyordu ama vicdani izin vermiyordu. hatta ve hatta heisenberg'in almanya'da atom bombasi uzerinde cali$tigini ogrenen amerikalilar, panik olup isvicre'de ders verdigi sirada bir suikast giri$iminde bulundular (1944). ancak moe berg, heisenberg'in soylediklerinden oturu almanlarin bomba konusunda ne kadar ilerde oldugunu kestirememi$, ve silahini cebinde tutmu$tur.
bir bakis acisi da heisenberg'in atom bombasini yapmayi beceremedigidir. bu bakis acisinin temeli ise heisenberg'in teorik fizikteki yetenegine ragmen pratik fizikteki basarisizligidir, ki bu doktora tezi sirasindaki mulakatta ortaya cikmistir. basit duzeydeki deney ekipmanlariyla ilgili sorulari yanitlayamadigi icin bir profesorden en dusuk notu aldigindan doktora derecesi ortalamadir.
niels bohr ile gece yarılarına kadar tartıştıktan sonra gittiği bir parkta kendine defalarca "doğanın atom deneylerinde göründüğü kadar saçma olması mümkün mü" sorusunu sormuş birey.
bu sorun ile birlikte daha sonra maddenin/atom altı parçacıkların mekan açısından kütleye sahip nesneler, zaman açısından da mc² miktarında enerjiye sahip hareketler olarak göründüğü ortaya çıkacaktır.
gecen yuzyilin en buyuk fizikcilerinden biridir. genc yasta buyuk isler basarmis bir bilim adamidir. zira kendisi 1901 yilinda dogmus, 1920 yilinda 19 yasindayken doktorasini tamamlamistir. haliyle 1927 yilinda 26 yasinda leipzig universitesine teorik fizik profesoru olarak atanmistir. 1937 yilinda ise nobel fizik odulunu almistir.1976'da olmustur. 23 yasindayken ortaya attigi kuantum mekanigi teorisi suphesiz yuzyilin en buyuk buluslarindan birisidir. ayrica, kopernik'in 500. dogum gununun kutlandigi gunlerde yazdigi "einstein'la yuzlesmek" adli bir de kitabi vardir.
"bazı şeyler vardır öylesine ciddilerdir ki; onlar hakkında sadece şaka yapabilirsiniz" şeklinde bir vecizesi vardır. kafanız basmaz; sadece laf salatasını yapabilirsiniz kabilinden..
atom bombası'nı 2 defa icat etmeye çalışmış, başaramamıştır. ahali arasında küçük nazi falan denildiği olurmuş ya da türevi şekilde dalga geçilirmiş nazi falan filan. severim kendisini, güzel insandır da allahtan bulamadı atom bombasını. yoksa hepimiz şuan sieg heil falan hala, sağ kol kası yapmıştık.
- bir elektronun yeri ve hızı asla aynı anda yeterli hassasiyetle ölçülemez. fizikçi ve filozof werner karl heisenberg belirsizlik temel ilkesini ortaya koyduğu zaman 26 yaşındaydı. kuantum mekaniğinin kuramsal temellerini yaratmakta fizik konusundaki görüşleri kökten değiştirdi. nobel fizik ödülünü kazanan araştırmacı, bilimsel çalışmalarının yaptığı siyasal etkilerin sorumluluğunu da üstlendi. nazilere karşı einstein'in izafiyet teorisi'ni savundu; savaştan sonra almanya'da özgürlükçü toplumun kurulması çalışmalarına katıldı.
kaynak: ünlü almanlar ve kentleri, federal alman hükümeti basın ve enformasyon dairesi, 1995.