masumiyet adındaki yapıtıyla 1999 yılında venedik vè antalya film festivallerinde ödüller almı$,ba$arılı & kendine has bir yönetmen..
ciğerden kopan editto : iyi ki varsın zeki demirkubuz, bana kendi dilimle düşünmemi sağlayacak belgeseller sunduğun ve zamanında 10 kişinin bile doldurmadığı sinema salonlarından bunca üretkenlikle çıktığın için. sağol, var ol.
masumiyet ve ucuncu sayfasini seyredip helal olsun adama diye dusundukten sonra, haril haril ilk filmi c bloku arayip, hicbir yerde bulamadigim, istiklalde sik sik karsima ciktigi icin, bir gun dayanamayip abi su senin filmi nerden bulurum yav diye yolunu kesecegim, guzel insan.
son filmleri yazgı ve itiraf'ı sinemasında avrupa film festivali sayesinde ankara kavaklıdere sinemasında izleme şansı bulduğumuz, büyük yönetmen, muhteşem bağımsız.
filmleri pek güzel, pek durudur. şimdiye kadar ki 5 filminde ezilenlerin, kaybedenlerin öyküsü yanında şehirdeki sıkışmışlığı, çıkışsızlığı anlatır.. sinemadaki teknik terörden yakınır. filmlerinde ve gerçek hayatta minimalisttir. çok az ışık kullanarak da mükemmel görüntüler yakalanabileceğini itiraf filmiyle kanıtlamıştır. oyuncu yönetiminde türkiyede üstüne yoktur. kısıtlı bütçeyle çok iyi filmler çeker. sette biraz agresif dolduğu söylenir. karanlık üstüne öyküler adıyla bir üçleme çekiyor bu sene. ilk iki film yazgı ve itiraf yakında vizyonda son film hicran bu sene içinde inşallah. türk sinemasının nuri bilge ceylanla birlikte aydınlık yüzü..
pek kaybeden değil de, öteki'nin özellikle de dışlanmış öteki*'nin nötr bir yorumunu yapar filmlerinde..
ne batıya dönük, kendi akımını bulamamış bir sinema dili vardır; ne de doğu içre, bizden biri oryantalizmine yatan kolaycı bir hali.. doğrudan "olduğu yer"den bir sinemasal anlatım yakalamıştır işte kısaca (uzatmamalı, abartmamalı)..
hicran'ı çekmekten vazgeçtiği yolunda da birtakım tevatürler var, bilemeyecem artık..
sinema dünyasının müthiş bağımsızı. duru dil. keskin gözlem. ezilenlerin yenilenlerin hikayelerini iç boğmadan anlatır. olduğu gibi yalın ve temiz. kendi ekolünü yaratmış düzgün bir adam. kişiliği de öyle. öyle sinan çetin fışkırıklığı çiğliği yoktur. cool bir herif. her filminde çaktırmadan filmin bir köşesinden 1 saniyeliğine görünür. herhalde tek özentisi de budur: alfred hitchcock'luk yapmak. gerisini zaten bilenler bilir.
sinema okulu hayatımı onu ve filmlerini inceleyerek geçirdikten sonra bir söyleside karsilastigimda en iyi dostum kadar tanidigimi hisstettigim etkilendigim sevdigim cekemeyenlere karsi sürekli savunmaktan vazgecmedigim ayni zamanda da kiskandigim iyi insan önemli yönetmen. birgün karsilasirsam "bana 2 saatinizi ayirir misiniz sadece konusmak icin" dileginde bulunmayi kafama koydugum yalniz olmaktan haz alan altinci filmi yolda olan usta.
zeki demirkubuz ne yapsa izlenir, ben izlerim, zeki demirkubuzu izleyeceğinize siperdman i izleyenlere gülerim, çünkü sinema eeylnce diyildir , sanattır. üstelik yedincisi. bir sayayım:1.2.3.4.5.6.7 hakkattan 7 evet
1964 isparta dogumlu olan sanatci,istanbul universitesi iletisim bil. fak.'ni bitirdi.86'da reji asistanligi yaparak sinemaya girdi ve uzun yillar zeki okten'le calisti.1994'te senaryosunu da yazdigi 'c blok'la yonetmenlige basladi.
masumiyetten beri soluksuz izlediğim, türk sinemasının en önemli bağımsızlarından biri olan, kaktüs de veya beyoğlunun herhangi bir yerinde sıkça rastladığım ama giydiği ipek gömlekleri hiç ama hiç yakıştıramadığım, bir çok mesleği denedikten sonra film çekmeye başlayan alçakgönüllü ve başarılı insan.
oyuncu yonetimi konusunda da turk sinemasinin ornek almasi gereken yonetmen. uluslararasi eskisehir sinema gunleri'deki itiraf filminin ardindan yapilan soyleside, taner birsel'in kendisine yoneltilen "ozellikle tartisma sahnelerinde herhangi bir metne bagli miydiniz yoksa dogaclama mi yapiyordunuz?" sorusuna verdigi cevap da bunun bir kanitidir.
icimde delicesine bir istekle adini "zeki demirkabiz" seklinde okumak icin yanip tutustugum yonetmen. saygi da duyarim kendisine aslinda ama psikopatlik sinir tanimiyor demekki.
'yazgi' filmiyle albert camus'nun 'yabanci'sini turkiyeyi koklayarak yeniden bicimleyen son donem turk sinemasinin yuz aki. birinci filmde guzel seyler yapip ikinci filmde zicmayanlardan.
kendisinin yazgi adli filminin gosterimi vardi bi ara ıspartada. ıspartalı olduğu için gösteriyorlarmış filmi, başka türlü göstermezlerdi zaten. neyse ben de oradaydım o sıra ve de izleyememiştim filmi, gittim bilet aldım. saat geldiğinde bir de baktım ki benden başka kimse yok izlemeye gelen. görevli dedi ki: 'senin için açamam koca salonu, zaten kurtarmaz, ikile dostum ufak ufak'. ben mi malım yoksa millette mi sorun var anlayamadım. hala da izleyemedim o filmi.