hesabın var mı? giriş yap

  • acil bi durum varsa polis çağırıyoz adamlar atlayıp geliyolar ya, bu hizmetin karşılığı. 0-1 km arası 20 tl, ondan sonra km başına 10 tl artıyor. şu an bu uygulama yok ama ben sayın devlete teklif ediyorum hem ek bir gelir olur hem de chp camileri ahır yaptı.
    güzel bir olay, incelenmeli..

  • oncelikle sunu dikkatli bir okumak gerekiyor. ozellikle su kismini:

    "...o dönemde köşk'teki müstahdemin, yaverlerin, muhafız polislerinin iaşesi ve köşk'ün diğer masrafları da atatürk tarafından karşılanıyordu. başvekil ve vekillere ödenen harcırah cumhurbaşkanı için söz konusu olmadığından seyahatlerde ulaşım dışındaki, yemek ve içki dahil bütün masraflar, tamamen kendi kesesinden çıkıyordu... "

    o zaman neredeyse cumhurbaskanligi butcesi anlamina gelen bir parayla bugunku cumhurbaskani maasini karsilastirirsan boyle oran cikar tabii.
    (bkz: beyin bedava)

  • "tüm yandaşları kurtarıyorlar, ben niye yırtmayayım" deyip pudra şekeri yalanını uydurdu ama ikinci gözaltı ve bakandan gelen, "içici" açıklaması sonrası böyle saçma salak bir açıklama gelmiş.

    banane senin varoluş sancılarından? ticari ilişkilerinde kamu kaynaklarının rolünü anlat sen.

  • star wars evreni, gerçekten "evren" tabirini hak edecek kadar geniş. çizgiromanları, çizgi dizileri ve romanları tümden okumaya ve izlemeye kalksanız muhtemelen iki insan ömrü kadar vakte ihtiyacınız olur. bu yüzden üçüncü serinin ilk filmi duyurulduğunda luke, leia ve han üçlüsünü bir kez daha görecek olsam da açıkçası biraz hayal kırıklığına uğramıştım. çünkü darth bane ve darth revan gibi karakterlerin olduğu evrende tamamlanmış bir hikayeyi devam ettirmeye çalışmak gereksiz görünüyordu bana.

    yine de ilk filmi heyecanla bekledim. force awakens pek cesur değildi çünkü a new hope'un tekrarı gibiydi. ancak bu durum anlaşılır geldi bana çünkü hem karakterler fena değildi hem de muhtemelen hayranların tepkisinden çekindiler diye düşündüm. bu yüzden film, star wars evrenini istediğim kadar detaylı işleyemese de ikinci filmi beklemeye başladım.

    the last jedi ise ilk filmin ardından beklemediğim kadar kötü çıktı. buradaki problem ise hikayeyi istedikleri hale getirebilmek için evrenin temel yapılarıyla oynamaları ve bunu yaparken doğru düzgün bir anlatım kullanmamaları. mesela force normalde ciddi bir eğitim ile kullanılabilen bir şey iken rey kırk yıllık jedi master gibi abartılı işler yaptı. tüm jedi'ların ona yardım etmesi burada yeterli bir açıklama değil çünkü madem ölen jedi'lar kalana yardım edebiliyordu ve bu kişinin güçleri inanılmaz seviyelere çıkıyordu, neden kimse luke'a yardım etmedi? sonuçta kendisi güçlü bir imparatorluğun başındaki iki adet sith lord ile karşı karşıyaydı. bunun üzerine snoke'un hikayesi için yazılan saçma sapan son, gereksiz casino sahnesi gibi şeyler eklenince film çukurun dibini gördü.

    bu yüzden üçüncü filmden hiç umudum yoktu. çünkü serinin geldiği yeri toparlayabilecek bir kişi yok şu an dünyada. o yüzden filmi "daha kötüsünü yapamazlar herhalde." diye izlemeye karar verdim. ancak jj beni bir kere daha şaşırttı. çünkü üçüncü film yazım tekniği anlamında da enkazdı. şimdi spoiler ibaresini bırakıp bu teknik kusurları yapmayı nasıl başarmışlar bir bakalım.

    --- spoiler ---

    filmin bozduğu ilk mekanik şu; biz luke'u neden seviyoruz? jedi olduğu için mi? hayır. insanlar luke'u seviyor çünkü luke skywalker gerçekten umudun temsilcisidir. sıradan bir çiftçiyken direnişin en büyük kozuna dönüşmesi, darth vader ve palpatine'e karşı durabilecek tek kişi olması gibi durumlar buna işaret eder hep. seri ilerledikçe babasının tüm galaksinin korktuğu kişi olduğunu öğrenmesi, elini kaybetmesi ve buna rağmen geri dönüp babasını light side'a çekmesi de durum ne kadar kötü olursa olsun asla mücadeleyi bırakmayan gerçek bir kahraman olduğunu gösterir bize.

    ancak bu seride böyle sabırlı bir mekanik yok.

    +direniş bir yerde sıkıştı. ne yapalım?
    -rey gelsin. tüm kayaları kaldırsın.
    +iyi de rey doğru düzgün jedi eğitimi almadı ki?
    -olsun. ne kadar beklenmedik o kadar etkileyici. bozma böyle devam.

    aralarında geçen konuşma bu sanırım ama rey'i etkileyici bir kahraman yapmak istiyorsanız, çok iyi bir force user değil, umudunu asla yitirmeyen ve bol bol mücadele eden biri yapmalıydınız. bu filmde ise rey'in girdiği mücadelelerin bir ağırlığı yok çünkü force kullanıp yırtacağını biliyorsunuz bir şekilde.

    burada beni rahatsız eden nokta rey'in geldiği yer değil aslında. eğer anlatabiliyorsan istersen rey'i gelmiş geçmiş en güçlü jedi ilan et. problem değil ama bu aşamaya nasıl geldiğini izleyiciye aşamalı bir şekilde göstermen gerekir. mücadelesini, korkusunu, yenilgilerini, zaferlerini hepsini anlatman lazım. ki zaten bir filmi yapmanın temel mantığı budur. bir karakterin oraya nasıl geldiğini anlatmak. ancak bu filmde neredeyse 3 bin yıldır var olan temel drama kuralları es geçilmiş.

    filmde bu yoksa ne var derseniz, sanırım şu son on senede gördüğüm en kötü kurgu var. hem dramatik kurgu olarak hem de kesmeler anlamında. önce filmdeki olay akışına bakalım.

    bu film aslında süresine göre çok fazla yan karaktere sahip ayrıca gereksiz fazla mekan var filmde. ne güzel maceradan maceraya koşuyorlar işte diye düşünebilirsiniz. filmin koştuğu doğru ama bunu o kadar dengesiz yapıyor ki hiç bir olayın derinine inemiyorsunuz. mesela filmin başında böyle kabile gibi bir topluluğun festivaline denk geliyoruz. belki burada rey kimler için savaştığını görüp moral depolayacak ama sahneyi maksimum 2 dakika tuttukları için bu duygusal ağırlık size geçmiyor. ya da mesela poe'nun denk geldiği kadın karakter. burada poe'nun geçmişine bakıp filme etki edecek bir şeyler öğreneceğiz diyorsunuz ama karakter bir şeyler veriyor ve ortadan kayboluyor bir dakika sonra. ismini bile hatırlamıyorsunuz.

    tüm exegol kısmı ise gerçekten çok yüzeysel yazılmış. sadece o sith bıçağının bulunması dramatik açıdan bir filme yetecek kadar büyükken bu film bıçak, oradan yolu gösteren piramit oradan da exegol'a geçiyor. yani bu kadar çok şeyin peşinde olmak bir film için çok fazla. çünkü bir macera filminde karakterlerin ateş başında konuştukları, gemi ile bilinmez denizlere açılırken güneşi izledikleri ya da ne bileyim durup yemek yedikleri sahnelere ihtiyaç vardır. bunlar da nefes alma anıdır ve o patlama çatlama arasında karakter ve evren derinliği yaratmak için kullanılır. bu filmde ise böyle bir üç saniye bile yok. bu yüzden film o kadar yüzeysel olmuş ki yönetmen michael bay deseniz inanırdım.

    filmin dramatik kurgusu bu şekilde. bir diğer kusur da filmin kesmelerini ayarladıkları kurguda. filmin gerçekten koştur koştur iş yapmaya çalıştığını burada daha net görebilirsiniz. tam saymadım tabi ki ama filmde sanırım 3 saniyeden uzun plan yok. mesela biri bir yere bakıyor kesme. elini bir şeye uzatıyor kesme. bir şey alıyor kesme. aksiyon sahnelerinde belki bu teknik kullanılabilir ama onların bile bir girişi olur. mesela a ve b kişisi dövüşecek olsun. önce b kişisini mekanda beklerken gösterirsiniz. bu bekleyiş gerilimin tırmanmasını sağlar. sonra a kişisinin ağır adımlarla geldiğini gösterirsiniz. bu da o karakterin acele etmediğini ve kendine güvendiğini gösterir izleyiciye. daha sonra karakterler yine yavaş kesmeler eşliğinde konuşur ondan sonra yapacaksan yaparsın hızlı kesmeyi. burada ise birilerinin uzay gemisine yürüdüğü sahnede bile dört kesme kullanmışlar en az. bu nedenle kendinizi film gibi değil de 2 saatlik klip izliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.

    mesela aradaki farkı görebilmek için yoda ve dooku'nun kapıştığı bu sahneye bakabilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=3uuqiioo8rm burada yoda'nın girişi, christopher lee'nin karizması, koreografinin akıcılığı falan muhteşem ayarlanmış. ancak rise of skywalker'daki hiçbir sahnede böyle bir his bulamıyorsunuz.

    filmin bir diğer çöktüğü mekanizma da anlatmadan ayrıntı vermesi. mesela leia jedi training almış olabilir ama bunun filme pratik bir katkısı var mı? rey'i eğitiyor diyorsunuz ama rey'in pek eğitime ihtiyacı yok gibi. mesela finn anlaşılabilir şekilde force sensitive, peki telsiz gibi rey'e bağlanmaktan başka bir işe yarıyor mu bu durum? hayır. e madem hikayeye bir katkısı yok bana bunları neden anlatıyorsun? yine de anlatmak istiyorsan neden bunları bir yere bağlamıyorsun?

    --- spoiler ---

    sonuç olarak evet bir önceki filmin bıraktığı yer çok kötüydü ve bundan sonra toparlaması zordu ama açıkçası bu kadar kötü bir yazım da beklemiyordum ben. baya hiçbir soruyu çözemediği sınavın son beş dakikasında stresle bir şeyler uydurmaya çalışan öğrenci gibi yazmışlar senaryoyu. bir yığın karalamaca var ortada ama hiç biri sorunun cevabı değil.

    neyse ki artık seri bitti. ben burada filmleri yersem de bir sinemasever ve star wars hayranı olarak üzüldüm açıkçası. çünkü evet pek orijinal başlamamıştı seri ama rey, finn, poe ve ben solo gibi işlendiğinde iyi olabilecek karakterleri vardı en azından. ancak dediğim gibi bunları işleyiş biçimi çok kötüydü gerçekten. neyse artık olan olmuş ben de en iyisi yoda'nın luke'u eğittiği sahneleri izleyeyim de artık moralim düzelsin biraz. https://www.youtube.com/watch?v=e3-cpzzjl8w

  • havaların soğuduğunu arif' in maça boğazlı kazakla çıkmaya başlamasından anlayabilirsiniz.
    ayrıca ben hakem olsam maça çıkarken direkt sarı kart gösteririm kartı da cebine koyarım o şekilde oynasın uğraştırmasın beni..

  • patagonya'da yaşıyorsun ve kaynağı belirsiz bir şekilde aşırı zenginlik sahibi olmuşsun. patagonya yetkilileri seni araştıracak. dava dosyası açacak, delil toplayacak, mahkeme sürecek, erteleme, ihtiyati tedbir, yurtdışı yasağı, mahkeme sonucu, temyiz, karşı dava falan derken birkaç sene geçecek, mahkeme süresi kadar bile içeride yatmayacaksın, o paralar da kimseye yar olmayacak.

    patagonya gibi bir ülkede bunlar olmasın diye ne yaparsın? paranın bir kısmını birilerine verirsin. kalanını dışarı çıkarırsın. çıkan kısmı seni bir ömür yaşatır. dağıttığın kısmı da senin kaçmanı sağlayacak kadar gözleri kapatır. ardından davalar sürer. sen de portekiz'de aldığın oturma izninin keyfini sürersin.

    neyse ki patagonya'da böyle şeyler olur. bizde olmaz. bizde anında adalet yerini bulur.

    edit: patagonya.

  • güzel bir tecrübe kazanmış çocuktur, bir sonraki sınava bir gün önce okul binasını görmeyi, sınava vaktinden erken gelip geç kalma ve aksilik çıkma ihtimalini, evden çıkarken tekrar tekrar sınav için gerekli kimlik giriş kağıdı vs evrakları bakmayı sınav giriş belgesini defalarca okumayı ve öğretmenlerinin uyarılarını dikkate almayı öğrenecektir. malesef tecrübe ucuz bir yöntem değil. dünyanın sonu değil geçmiş olsun dediğim çocuktur.

    edit: dünden beri çok mesaj alıyorum, aile sorumsuzmuş ! yetiştirme yurdunda büyüyen çocuklarda bu sınava giriyor anne babası olmayan engelli olup çok ufak yaşta sorumluluk alan çocuk ve gençler var ajitasyona gerek yok.

    edit 2: sınava birdaha girme hakkı yokmuş, bu çocugun önünde üniversite ehliyet dil sınavı ales vs vs birçok sınav için önünde uzun yol var umarım o sınavlardan başarılı olur.

    edit 3: yolda giderken gaspa ugrarsa nolcak diye mesaj atanlar var, 1.6 milyon da bir ihtimal bile yaşanmadı öyle bir olay.

    edit 4: çocuğuma acıyanlar varmış, kınadığın başına gelmeden ölmezmişim vs vs mesaj atanlar var. tatil beldelerinde türk çocuklar sürekli ağlayıp yemeklerini anne babalarının elinden yerken, yabancı çocuklar uslu uslu ne kadar ufak olursa olsunlar kendi yemeklerini yiyor. burdan çıkarılacak sonuç bebeklikten itibaren sorumluluklar yaşına yeteneklerine uygun yüklenmeli.

    son edit: çocugu eleştirdiğim kınadığım dalga geçtiğim falan yok, insanlık hali unutmuş olabilir o gün şanssızlık yaşayabilir sınav umrunda olmayabilir bir sonraki sınavı dikkat etmesi gerektiğini üzülerek hayal kırıklığı ile öğrenmiş oldu. umarım bundan sonra şans ve başarı bu çocukla olur....

  • perşembe günümüzü mutlu geçiriyoruz.

    bu film -çok net şekilde- büyük bir olaydır. fragmanı izlerken bildiğin ağır duygulandım. çok uzun yıllar öncesine dönüyoruz ya çok sevdiğimiz yıllara dönüyoruz. ağır klas bir film olacağına eminim.