allektüronük ben! (yok yok elektro nick ben.. yaw suratta çıkan kafferengi veya ziyah lekeler deel ben ben ben) defne ağacına dönüşen nympha diyolar ama ben inanmıyom. herf kısmısından (özellikle apollon'dan) köşe bucak kaçan şuh bi peri. yazık neticede gaia ana beni gurtal diyor. el netice torpak anne onu bi oduna (ağaca) dönüştürüyor. tabiatta ağacına her civarda rastlanan defne, hoş kokulu, yenen, çelenk yapılan bi bitki.
scent of a woman filminde al pacino uçaktaki hostesin kokusundan adının daphne olduuna kanaat getirmişti. ben de allaaam bu kadar harika insanlar neden hep hayal kahramanı oluyo demiştim içimden yanımdaki hödöye bakıp gülümseyerek
daphne ormanda tek başına yürüyormuş ve bir tanrı onu görmüş o kadar güzelmiş ki ona aşık olmuş ve arkasından koşmaya başlamış. ürkek daphne çok korkmuş ve kaçmaya başlamış bu sırada ayağı takılmış ve yere düşmüş...tabiat anaya yalvarmaya başlamış lütfen beni içine al diye... tabiat ana bu yakarışa dayanamamış ve daphne yi bir defne ağacına dönüştürmüş. ve tanrı her zaman o ormana gidip defne ağaçlarını seyretmiş...
peri adlı besteci tarafından 1594'te bestelenen operanın adı...aynı zamanda bestelenmiş ilk opera olarak bilinir...yıllar sonra r. strauss daphne isimli bir opera bestelemiştir...ammman karışmasın....tabaklar sıcak kolunuz yanmasınnn
olayın aslı $udur... apollon peneus ırmagının kenarında dolanırken,guzel mi guzel ısırılası bir hatun gorur oda daphnedir...apollon turkı filmlerinden bir replikle kıza dogru ko$maya ba$lar koskoca tanrı deliler gibi a$kın pencesine du$mu$tur artık....bu sırada dogası geregi daphne'de ormanların derinliklerinde dolaşmaktan zevk alıyor, ay ışığında yabani hayvanları kovalamakdan avlamakdan korkulası bir zevk alıyordu...yalnız başına dolaşmayı çok seviyordu..ve erkeklerden nefret eden feminen bir tutumu vardı ki,olmaz kardesim ben evlenmicem diyoru hep cevresindekilere..fakat apollon ona delicesine tutulmuş peşini bırakmıyordu. ormanda karşılaştıklarında tanrı apollon güzeller güzeli bu kızla konuşmak istedi ancak daphne ondan korkarak koşmaya başladı. apollon ne dediyse onu durmaya ikna edememişti, daphne korkmuştu bir kere. yorgun düşene kadar koştu koştu, daha fazla koşacak gücü kalmadığında yere yıkıldı ve toprak anaya yalvarmaya başladı. ey toprakana beni ört beni sakla, kurtar" toprakana onun yakarışını duymuştu, az sonra daphne yorgunluktan ağrıyan bacaklarının sertleştiğini, odunlaşmaya başladığını hissetti. gri renginde bir kabuk göğsünü kapladı. güzel kokulu saçları yapraklara dönüştü ve kolları dallar halinde uzandı, küçük ayakları ise kök olup toprağın derinliklerine doğru indi.
apollon sevdiği kıza sarılmak isterken bu defne ağacına çarpınca şaşırdı. o günden sonra defne ağacı apollonun en sevdiği ağaç oldu, ve defne yaprakları genç tanrının saçlarının çelengi oldu. kahramanlara ödül olarak defne yapraklarından yapılma taçlar taktılar. hulya kocyigit&ediz hun formatındaki türk filmlerini aratmıcak,kısa hikayesi budur daphne'nin...
ansiklopedik tanım formatında girdiği copy-paste(bkz: emin değilim) kıvamındaki entrylerle ekşi sözlükten bir kültür hazinesi olarak faydalanmamı sağlayan kullanıcı.
cok eskilerden tanidigim bi zamanlarin izmir tayfasinin eksik olmayan ismi. bu nick i gordugum her baslikta aklima gelirdi ama gelipte bu nickin ona ait olabilecegi gelmezdi ..
izmir garinda, yagmurlu bir 1998 sabahinda, semsiyesini ustume silken, gulusunu, f klavyesini, sezen'ini ve yazilarini hic unutamayacagim sevgili dost...
seneler geçmiş değil mi kırmızı?:) her şey bir tarafa 19 aralık tarihinde (yani bugün) doğmuş olan bir arkadaşınız dafi! (hadi benim doğum günümü kutlayın diyen...) doğum gününde eski dostunun onu hatırlamış olduğuna gözlerindeki değişik tebessüm ve özlemle bakan internet kişisidir dafne
daphne aynı zamanda şafakla özdeşleştirilir..her sabah parlak güneş (apollon) onu yakalamak için koşarken pembe yanaklı daphne (pembe kırmızı renklerdeki şafak) yakalanmak istemeyerek kaçar..güneş* onu ışıklarıyla kucaklamak isterken o birdenbire kaybolur..