de facto standartlar da vardır. örneğin hesap makinalarında sayıların 7,8,9 4,5,6 1,2,3, fakat telefonda 1,2,3 4,5,6 7,8,9 şeklinde dizilmesi bir de facto standarttır. böyle olmasını zorlayan hiçbir kural yoktur, ama hep öyle yapıla gele olduğundan öyle devam eder. (bkz: böyle gelmiş böyle gider)
bir zamanlar marmara universitesinde sol kesim öğrencilerin çıkartmaya çalıştıkları ve galiba başardıkları ancak fazla uzun ömürlü olmadığı tahmin edilen dergimsi,gazetemsi bir oluşum.
omar ve cedric at the drive in 'de caldıkları zaman side proje olarak katıldıkları grup, o zamanlar jon theodore yokmus, davulda cedric varmıs, vocalistleri yokmus. daha sonra da the mars volta yı olusturmuslar..
bir gün tekneyle dünya turuna çıkarken yanınıza almanız gereken 3 şeyden biri. "50 tane ülke gezcem, adını bilmediğim adalara gitcem" hayallerinin piç olmamasını sağlar. zira gidilecek her ülke için vize almaya kalkışırsanız konsolosluktan başka bir yere gidemezsiniz.
işte de facto burada devreye giriyor. istanbul'dan çıktın yunanistan'a, oradan italya'ya falan böyle takılarak fijiye kadar gitceksin. vize falan almadan limana yanaşır yanaşmaz yetkiliyi bulup "bana vize ver" diyorsun. normalde vizesiz o ülkenin topraklarında olmaman gerekir. ama oradasın artık. "de hadi sittir" de denilemeyeceğinden hesapta ülkeye giriş için izin alıyorsun. ama yetkiliyi bulana kadar şehirde otobüse binmiş, yemek yemiş, otelde kalmış bile olabilirsin. yani zaten girmişsin. oradasın. de facto yani. anlamadın mı?
devleti tanıma yollarında kullanılan latince bir terimdir de facto tanıma. bir diğeri ise de jure tanımadır. de jure hukuki tanıma, de facto ise fiili tanıma demektir. ikisi arasındaki tek fark şudur ki; (bir devleti) de facto tanıma geri alınabilir, de jure tanıma geri alınamaz.
etik olma zorunluluğu da, yasal olma zorunluğu da olmamasına rağmen uygulama zorunluluğu varmış gibi olan ancak uygulayan rolündeki taraf için kesinlikle uygulanma sebebi (bkz: mantıksal) bir temele oturtulmuş olan bişeydir.
basimizi yiyen bir kavram. daha dogrusu turkiye'de de facto serbest olan pek cok sey de jure yani kanunen yasak oldugu icin bir takim sorunlar yasiyoruz.
efenim, bir makale okuyorum, orta dogu demokrasi vs vs vs. turkiye'yi demokrasi olarak saymamis, ne idugu belli olmayan rejimlerin arasina katmis. "turkiye katiksiz bir demokrasidir huleaayyn! ingiltere'ye bes basarizzz!" diye yirtinacak degilim ama ne bileyim daha ilk "ozgur ve adil"* secim deneyimini 90larda yasamis bazi ulkeler demokrasi de turkiye niye degil diye dusunmedim degil. ordu'nun politikligi, darbeler falan mi ki diye dusundum. megersem kategoriler freedom house skorlarina gore belirliyorlarmis, turkiye de pek iyi bir derece saglayamamis salt skor ve zaman icinde gelisim acisindan. bu noktada biraz "hmm" diye dusundum, sonunda da kendimiz edip kendimiz buluyoruz kararina vardim. cunku turkiye'de kanunen yasak olan pek cok sey aslinda fiilen gayet de uygulaniyor. yani kanunlarimiz yasakci ama toplum kanunlarin icabettigine nazaran daha ozgur.
mesela vaktiyle kurtce konusmak yasakti, ama gerek diyarbakir'da, gerekse istanbul'da catir catir konusurdu insanlar kendi aralarinda kurtce (bkz: private truths public lies). yasak kalkinca hali hazirda mevcut durum legal oldu bir nevi. simdi de yayin yasagi falan var kurtce (ve diger azinlik dilleri icin), ama diyarbakir'dayken gordum ki yerel televizyonlarda gayet de kurtce klipler, muhabbetler donuyor (zaten uydu yayinlari da var, sirf meraktan anlamasak da arada acip izliyoruz biz kurtce kanallari ailecek). e hali hazirda kurtce yayin varsa ve gozle gorulur bir yamukluga sebep olmuyorsa (ki bence gozle gorulmeyen gizli bir yamukluga da sebep olmuyor) birakin kanunen de serbest olsun yahu! bir baska ornek de 301. turklugu asagilamayi yasaklamislar, ona buna dava aciyorlar asagiladin da asagiladin diye. sonra ne oluyor, mahkemeye cikip beraat ediyorlar (ismi hrant'sa edemeyebilir gerci ama orada turklugu asagilamak bahane, mesele baska malesef). e zaten boyle bir gerekceyle mahkumiyet biraz zor dusunulecek olursa, hadi zorla mahkum ettin aihm'den doner be annem. bu durumda hakaret edecegi olan eder yani (ben ustume alinmam o ayri, milletime edilen hakaret soyleyeni baglar. koskoca millet birisi x dedi diye x olacakmis gibi tepki veriyor ya, ona yaniyorum!) kaldiriliyor mu, adam gibi degistiriliyor mu ne yapilacaksa yapilsin. halihazirda -de facto- uygulanmayan bu kanun da tarihe karissin.
"bir makale okudun da gaza mi geldin ey alotte?" diyebilirsiniz, "ay aman yevropa'ya rezil olduk diye mi bozuldun" diyebilirsiniz. bozuldum evet, kanima dokunuyor cunku. ermeni ogrenci dernegi burada "hrant dink ve 301" diye panel duzenliyor, eminim bir suru giydirecekler "turkiye iste boyle demokratik degil, 301 boyle sacma, ermenileri de kirdilar, avrupa birligine de girmesinler!" diyecekler. soyledikleri dogrudur degildir tartisilir ama turkiye'nin demokratikligini, 301i tartismak onlara mi kaldi? ellerine boyle koz verirsen "nobel odullu orhan pamuk'un tutuklanmasina sebep olan meshur kanun" diye elaleme ilan da ederler (tutuklanma olmadigini ben biliyorum, biz biliyoruz ama bilmeyen bilmiyor!), yarim yamalak bildikleriyle atip tutarlar da seni mahkum ederler de. turkiye'nin demokrasisi, yasaklari, ozgurlugu tartisilsin tabii de de jure'ye bakip de facto hakkinda hicbir sey bilmeyenlerin kafamiza vurmasi icin bahane olmasin bu tartismalar. vallahi bir turk olarak "siz de hic ozgur degilmissiniz" turu laflara maruz kaldigimda cok daha fazla asagilanmis hissediyorum, 301den yargilanan laflar ne ki?
kendi ozgurluklerimizi kendimiz tartissak, en azindan de facto ozgurluklerimizi de jure ozgurluge cevirmekle baslasak ise, yasaklarimizin bari uygulanmayanindan kurtulsak.
lat. from the fact. yani chicken translate yaparsak, "gerçekten gelme" anlamında imiş. biraz açarsak var olan bir ürünün baz alınıp belli yasalara dayanmadan ondan standartların üretilmesi de diyebiliriz.