öyle kötü bir şeydir ki, size gelen süper bir iş teklifini kabul edersiniz, ama sevinsem mi sevinmesem mi çelişip durursunuz, depresyona girenlere dünya verilse bile pek sevineceklerini sanmıyorum
=cokuntu. reaktif,major gibi cesıtlı turleri vardır. ruh hastalıklarının pek cogunun temelınde gorulur. istatistiklere gore, dunya genelınde intiharların baslıca sebebidir.
surekli 'off' deme haliyle baslayip, 'cok sıkıldım' demekten sıkılmakla devam eden, insanın içine yavaş yavaş sızan, yayılan, unutturan, düşündüren, yoran, ağlatan, sıkan, bağırtan, zarar veren hastalık, durum
her türlü mutsuzluk ve üzüntü hali için kullanılmaya başlanmış bir kelime. oysa hiç alakası yok, ergenlik bunalımı yanında solda sıfır kalır. öyle ki "ay acayip depresyondayım bu aralar" filan gibi konuşmalar duyunca direkt kafa atasım geliyor bu kimselere.
kurtulmak için meditasyon ve hipnoz ile kendini kandırma işlemlerinin kullanılması faydalı olabilecek, insanı zamanla intihara yöneltebilecek, kronikleşebilen çok negatif durum.
güneşli sarı havalardan, kalaba mekanlardan, suratlarına hebenneka sırıtışlar monteli insan evlatlarından fellik fellik kaçıldığı; evde mütemadiyen türk filmi izlenip hüngür şakir zırlandığı, zırlamak için bahane bulunmadığında -ki imkansız- soluğun derhal ağır abilik musikilerde alındığı; müzmin nevazil gibi ortalıkta patlıcan burun dolaşıldığı; yanları çizgili eşofman altlı; elde, kenarında tortudan traverten oluşmuş içinde rakı olan kahve bardaklı; fezaya mutfak tüpüylen çıkma hayalli ve "bu cinnet aşkını bitir, bana temiz aşklar getir" destekli; bir girildi mi sittin sene çıkılmayan, bir yerden sonra da çıkmaya gerek olmayan, hatta girmek içün kastırılan; "aslında varolmayan", 8mm. köstekli, tripodu topal ruh hali.. (bkz: şüphesiz ki yaz yaz bitmiyor meret)
tıp aleminde para şizodial mevzuların orijini kabul edilir.genellikle akut-migreni olanlar herseyı depresyona yorarlar, her ne kadar salakça bır mantık olsada bu böyledir.bazen ınsanları sado-mazo eğilimlere suruklediğide aşinadır.depresyonel kıvamdayken acınılası olduklarını hıssederler ve lan beni neden böyle görüyorlar oysaki dinamikim,enerji histerisindeyim,böyle olmamalı diyerekden kendı bünyelerine zarar verirler ama çaresi yok değil yarım doz diazemle yatıştıklarına çok kereler şahit olunmuştur
... bir kez bulaşıldı mı çabuk tekrarlayabilen ve her tekrarda daha da şiddetlenebilen, beyinde serotonin eksikliğiyle doğru orantılı gelişen, eğer kronikleşirse tedavisi çok uzun zaman alan, intihar riskinde hastanın mutlaka hastaneye yatırıldığı boktan bir hastalık.
insanın hayatında yanlış giden şeyler var melodisine sahip çalar saat.sizi uyandırana kadar çalmaya devam eder erteleme düğmesi belli bir zaman sonra işlevini kaybeder.yatılan yerden kalkmalı yanlış giden şeyler düzeltilmelidir.
insanin sorunlarinin cozumunun olum oldugunu dusunup durdugu, kacinilmaz bir yabancilasmayla herseyin elinden kayip gittigini tepkisizce izledigi ruh hali. uzun surdugunde kroniklesir, trajik bir yasam tarzi haline gelir. tedavi gerektirir.
bosluk, "neden yaşıyoruz?" sorusu, tüm iyi niyetiyle "derdini" paylaşmak isteyen insana karşı nefrete dönüşebilen hissizlik, kendini sorgulama sonucu bibok olmadığını farketme ve sonunda kendinden, sonra da herşeyden nefret etme; ilerleyen safhalarda da dünyada seni bağlayan hiçbişeyin olmadığını anlayıp 'oyunu bırakmak' gibi fikirlerin beyninde gezinmesi durumu.
bi sürü farklı sebebi olabilcek, türkiye de genel ruh hali. anlamsız konusmalar, sinir krizleri, tüm gün yataktan çıkmak istememek, kimseyi görmek istememek ve bu istege uygun olarak sokaga çıkmamak, kimseyi aramamak ve kimse aramasın diye cep telefonunu kapalı tutmak, bunun sonucu kendini devamlı yanlız hissetmek(çeliski),konusmayı unutmak, vücuda vurması sonucu olusan hastalıklar, aylarca hatta yıllarca bu durumdan nası çıkıcagını düsünmek ama isin içinden çıkamayıp sürekli beynini dagıtma düsüncesinde odaklanmak, kaos, kısırdöngü....