bu sozcuk ege bolgesinde bu sekilde kullanılır. başka bolgelerde de kullanılır mı bilemem, ancak en yaygını manisa ahalisinin kullandığı deyimdir. izmire geldik gari gari demen gari
birsürü cümleyi artarda dizerek kendisini anlatma çabalarını bir yana bırakarak, hangi özelliğiyle akranlarından ayırt edilmeye layıktır diye düşündüğümde, aklıma çok eskilerden klişe bir kelam geliyor:
saatlerce durmadan konuşabilme/kendini dinletebilme yeteneğini ve buna zemin hazırlayan zekasını, sınırsız ilim irfan deryasında abdest alma çalışmalarının kendisine sağladığı üstünlüğü kötüye kullanmayan, attığı her adımda dervişlerin heybesindeki zenginliğin kaynağının ne olduğunun bilincinde olarak vicdanına dönebilen bir kimsedir gari kişisi. korkunç tezcanlığının derin bir naiflikle buluşabildiği nadir bünyelerden birinde çilesini dolduran ahir zaman sedalarındandır..
bulunduğu yer ile gitmek istediği yer arasındaki mesafeyi azaltırkene heybesinden vicdanı eksik etmediği vakit, payitahta kadı olsa kestiği cezaya derin bir eyvallah çekmekten gayrısı gelmez akıllara, gönüllere..
sayesinde halı bombardımanı ve hava üstünlüğü hakkında doktrinsel bilgiler öğrendiğim yazar-bozar kişi*. fransızcaya da fransız kalmazsa teorik düzlemde epey bir halat çekme oynayacağız ileride inşallah.
derin bir entellektüel birikim üstünde yükselmiş çalışkan bir zihni var. "oturup bu derinlikli analizi" üç tane entrysini okuyunca herkes yapabilir, böyle bir güdüklüğe kendimi mahkum edecek değilim, ister istemez de edemem zira kanlı canlı karşımda gördüğüm bir portre gari ve ister istemez burası "zekidir" , "kültürlüdür", "bilgilidir" türünden yaftalamalarıma değil, daha hissi içten bir şeye sahne olacak.
bazı insanların şanssız olduğunu biliyoruz, şanssızlık mertebesinde herkes kendi imkanlarıyla bir nokta buluyor ve orada kendi şanssızlığını var ediyor.
gari'nin de kendisine has bir talihsizliği var, bir süre sohbet etmeden derinliği kavranamıyor, beraber vakit geçirmedikçe 'iyi' bir adam olduğunu hemen anlaşılamıyor. en azından benim durumumda böyleydi bu. kendisine gıcık olmakla geçirdiğim saatleri bundan unutamıyor, boktan önyargılar, ivedelikle koyulmuş etiketlerle nasıl büyük bir hataya düştüğümü es geçemiyorum. kötülüğüne karine zannettiğim hareketlerinin altında ince düşünceler olduğunu anlamama engel olan aceleciğim bugün içimi sıkıyor. iyi bir dost edinmemi engelleyecek fikirlerden kurtulmam, bir oranda önyargılarıma çok güvenmememdense, büyük kısmı gari'nin kişisel çabalarından ve şimdi dönüp geçmişe baktığımda bana büyük bir tecrübe verdiğini görmek unutamayacağım bir ders.
hala içimi sıkan şeyler var ancak bugün içimi sıkan düşüncelerim ve hareketlerim ötesinde net söyleyebileceğim tek şey, dostluğuna teşekkür etme zorunluluğu hissetmem. dalgalar arasında geçiştirdiği inceliklerine, esprilerle savuşturduğu kırılmalarına ve arkadaşlığına müteşekkiriyetimi ifade etmek durumundayım, kırılabilecekken kırılmayan, kızabilecekken kızmayan, öfkelenip bağırabilecekken kendine hakim olmaya çalışan birine bunu söylemezsek kime söyleyeceğiz?
evet, gari zeki bir adam. çok kültürlü. ama gari, daha önce iyi bir insan ve iyi ki de benim arkadaşım.
onu tanımasam, hayatımda bir şeylerin eksik olacağına ise inancım tam.
ps: gari, bu uzun entry'i senin için hemen indirgiyorum:
çok bilgili, pek bir entelektüel ve müthiş gözlem yeteneğine sahip bir yazar. hayranlıkla karışık, saygı-sevgi ile izliyorum kendisini ve pek de kendime yakın buluyorum..
"başkasının beni sorunu gibi bir türlü ifade etmeyi başaramadığım ama takdir ettiğim peşinden gidemediğim ama sıkı yürüdüğüne daha da uzun yürüyeceğine sıkı sıkı inandığım" dır. (bkz: musculus orbicularis oculi) *ahlakını döne döne kendinde arayacak olandır.