macar


orijinal ekşi sözlük görünümüne dönmek isteyenler için tarkan'dan geliyor:
başlık içinde ara
 fb  ie8  ws 
no kitty!
  1. macaristan yerlisi.
    (zomzom, 28.05.2000 20:18)
  2. sifat olarak kullanildiginda, macaristan'a ait ozellikler ta$iyan, macaristan kokenli.
    (mikado, 28.05.2000 20:19)
  3. biz bunlarin atasiyiz (bkz: savulun turkler geliyor).
    (zomzom, 28.05.2000 20:29)
  4. akilli bir irktir. (bkz: cheja) (bkz: erdos) (bkz: judith polgar)
    (tsan chan, 15.09.2001 07:14)
  5. kadinlarinin guzelligi osmanli padisahlarindan beri herkesin dikkatini cekmis olup "ulan bunlar slav diil ki peki bunlar niye boyle tas oluyor? yoksa havasindan suyundan mi?" dedirttiren, 90'lardan sonra porno produktörlerinin favori mekanı olan ülkenin insanlarına verilen ad.
    (electricities, 15.09.2001 19:22 ~ 16.09.2001 23:32)
  6. argoda bit.
    (anzaar, 18.02.2002 19:04)
  7. salam olanı makbuldür.
    (everythingbutthegirl, 19.02.2002 02:51)
  8. (bkz: macar salamı)
    (guru, 19.02.2002 08:35)
  9. (bkz: omega)
    (guru, 19.02.2002 08:50)
  10. hatunlarinin bir icim su oldugu, yetkili makamlarinin bu olayi ulke sathiyla sinirlamayip dogal guzellikleri dunyaya ihrac etmesini dusledigim millet.
    (bkz: hani bana)
    (in vino veritas, 03.11.2002 13:34)
  11. dünyada sadece kendileri ve türkler tarafından macar olarak adlandırılan halk (macarcada "magyar" olarak yazılır). diğer halklar genelde hun ya da hun' un başka yazım şekilleriyle başlatırlar macar kelimesini kendi dillerinde.
    (rhaidestianos, 16.08.2003 18:41)
  12. eğer erkekse adı %80 atilla dır.
    (foreign, 25.05.2004 14:12)
  13. atilla ismini "attila" diye yazar ve okurlar.

    bizde de "attila ilhan" yapar o işi.
    (matarama su ko, 14.06.2004 23:41)
  14. ferhunde hanımlar da selçuk un doktor arkadaşı. evlidir. müjgan ı kendisine aşık etmiştir. sonra çekip gitmiştir. terbiyesizdir. evettir.
    (jimi the kewl, 01.07.2004 16:16 ~ 16:17)
  15. bunlar oldukca silik ve korkaktirlar ki sadece 15 yil önce olmus toplumsal bir yikimdan sonra boyle bir tavir içinde olmalari normal karsilanmalidir. öyle ki sokakta yururken suratina bakmaz yere bakarlar, eger goz goze gelirseniz de hemen baslarini one egerler. bundan dolayi turkiye'de insanlarin sicak tavirlarina alismissaniz bu insanlarin oldukca suratsiz oldugunu dusunebilirsiniz fakat unutmamak gerekir ki bu onlarin sucu degildir ve bu ezik halkin içinde aslinda oldukca fazla nitelikli insan vardir. zamanla onlar da acilacaktir
    (kaportaci mahmut, 24.08.2004 22:35)
  16. hunlar'ın bugünkü torunlarına türklerin taktığı isim.
    (bkz: hungary)
    (uzunada1969, 03.12.2005 01:19)
  17. açılımı magy (insan) + er (er) olan halk adı. hungary adının ise hunlarla bir ilgisi yoktur. macarların ataları, volga bulgarlarından onogur boyuyla kanka ilişkisi içerisinde doğu avrupa'da sağı solu yağmalarken, yabancılarca bu boyun adıyla anılagelir olmuşlardır. gerçi bu yağma etkinlikleri onları hunlarla özdeşleştirmede etkili olmuştur; ancak, macarlarla hunların genetik bir ilişkisi yoktur bir ihtimal varsa da herhalde içimizdeki keltler kadar falandır. hunların zaten kim oldukları tartışmalı ve 6. y.y.'dan sonra da esamesi okunmuyor. macarlar ise 10. y.y. başında bugünkü ukrayna'dan göçerek gelmiş bir kavimdir. macarları türk olarak tanımlamaksa apayrı bir safsata. macarlar, türk dillerinin mensup olduğu altay dil ailesine değil, ural dil ailesine dahildirler. bu iki dil ailesi arasında akrabalık olup olmadığı hayli tartışmalı olup, bu akrabalık türkiye dışında çoğunlukla reddedilir. yani, macarlar dil bakımından nev-i şahsına münhasır bir halktır, eh tabii yağız macar atlısı rusya bozkırlarında onogurlarla at koştururken hiç mi volga bulgarı manita yapmamıştır kendine? en az osmanlı sipahilerinin macar hatunları kadar...
    (thrax, 29.10.2007 20:48)
  18. bizans imparatorlugu'na paralı askerlik yaparlarken malazgirt meydan muharebesinde taraf değiştirip selcuklulara yardım eden ve selcukluların savası kazanmasında çok büyük katkıları olan katolik boy.
    (efelerin efesi, 04.11.2007 20:21 ~ 20:23)
  19. türkik boylarla ilişkileri aşağıdaki gibi tanımlanabilecek ulus.

    - "macarların kökeninin ne olduğu, nerelerden geçerek geldikleri sorunu tarihçileri her zaman şaşırtmış, çaresizlikler içinde bırakmıştır. bazı tarihçiler buna, "tarihin en karanlık bilmecelerinden biri" demektedir.

    kökleriyle ilgili tam olarak bildiğimiz tek şey, finlerle akraba oldukları, dillerinin de fin-uygur dil grubuna girdiğidir. aynı gruba, uralların ormanlık yörelerinde yaşayan vogullar ile ostyaklar da girmektedir. demek ki, başlangıçta macarlar, içinde yaşadıkları slavlardan da, türklerden de ayrı bir topluluktur. bu durum da bugüne kadar etnik bir bilmece olagelmiştir. modern macaristan'ın, öteki ülkelerden farklı olarak, komşularıyla dil bağlantıları yoktur. tek yakınları, kendilerinden pek uzakta yaşayan finler gibi görünmektedir."

    - "hristiyanlığın başlangıç dönemlerine kadar uzanan, bilinmeyen bir tarihte, bu göçebe kavim, urallar yöresindeki yerinden batıya doğru kovalanmış, stepler arasından güney-batı doğrultusunda ilerlemiş, sonunda don ve kuban nehirleri arasına yerleşmiştir. böylelikle, daha hazarlar (türkik bir boy) güçlenmeden önce onlara komşu olmuşlardır. macarlar bir süre yarı-göçebe bir topluluğun federasyonu içinde yaşamışlardır. bu topluluk, onogurlar (on ok ya da on kabile) olup, hungarian sözcüğünün de "onogur"un slavlaşmış hâli olduğu öne sürülmektedir."macar" ise, bu halkın kendini bildi bileli kendisine verdiği addır."

    - "macarlarla hazarlar arasındaki ilişkiler yüzyılı aşkın bir süre oldukça yakındı ve özellikle iki olay, macar ulusu üzerinde bir daha silinmeyecek izler bıraktı.

    bunlardan birincisi, hazarların macarlara bir kral vermesi oldu. bu kral, ilk macar hanedanını kurdu, ikinci olay ise, hazar kabilelerinin macarlar arasına karışıp onların etnik özelliğini büyük ölçüde değiştirmesidir.

    birinci olay, constantine'in de administrado imperio'sunda anlatılmakta, verdiği adlar, macar kronolojik sıralamasında da geçtiği için belgelenmiş sayılmaktadır. constantine bize, macarların eskiden -yani hazarlar işe karışmadan önce- bir kralları bulunmadığını, yalnızca kabile başkanlarının olduğunu söylemektedir. hazarlar tarafından seçilen arpad, macarların fetihlerinde önemli rol oynamış bir kraldır. sülalesi 1301'e kadar tahtta kalmıştır. macar çocuklarının okula başlar başlamaz öğrendiği ilk adlardan biri onunkidir.

    ikinci hazar etkisi ise macarların ulusal özelliği bakımından daha da önemli sayılmaktadır. constantine'in bize söylediğine göre bilinmeyen bir tarihte hazar ulusunun bir bölümü yöneticilerine karşı ayaklanmıştı. isyancılar üç kabileden oluşuyor ve kavar (ya da kabar) diye anılıyordu. hazarlarla soydaştılar. yöneticiler onları yendi, isyancıların kimi öldürüldü, kimi de ülkeden kaçarak macarlarla birlikte yaşamaya başladı. birbirleriyle dost oldular. macarlara hazarların dilini öğrettiler. kabarlar, o günlerde hâlâ hazarcanın aynı lehçesini konuşuyor, ama macarların dilini de biliyorlardı. çok iyi savaşçı oldukları için, sekiz kabilenin en yiğidi ve savaş önderi oldukları için, macar kabilelerinin birincisi olarak seçildiler. kabileleri üç gruptan oluşur ve bunlardan biri önder grup durumundadır. constantine her bilgiyi noksansız vermek amacıyla bundan sonraki bölüme kavar ve macar kabilelerinin listesini vererek başlar. listenin başında hazarlardan ayrılan ilk kabile vardır. kendisine "macar" diyen kabile ancak üçüncü sırayı alabilmektedir."

    http://en.wikipedia.org/...i/de_administrando_imperio
    http://en.wikipedia.org/wiki/kabar
    http://en.wikipedia.org/wiki/%c3%81rp%c3%a1d

    - "tarihe geçen bu olaylar dizisi macarların kökeni konusunda bugünde süren tartışmaların çıkış noktası gibi gözükmektedir.

    örneğin john bagnell bury şöyle demektedir: "bugünkü macarcanın karışık niteliğinin ve macarların etnik kökenleri konusunda birbirinden çok ayrı iki tezin bulunmasının nedeni de yine budur."

    toynbee ise, "macarlar çoktan beri çift dil kullanmıyorlar, ama devletlerinin ilk günlerinde kullanıyorlardı." diyor. "bunun böyle olduğu hazarların dili olan türkçenin çuvaş lehçesinden alınmış iki yüz kadar sözcüğün tanıklığıyla doğrulanmaktadır." "

    (bkz: çuvaşca)

    - "macar tarihi ix. yy.'ın sonlarına doğru yeni bir göçebe kavimin ortaya çıkıp kovalamaca oyununa katılmasıyla değişti. bunlar peçeneklerdi.

    ix. yy.'ın sonlarına doğru peçeneklerin başına pek sık rastlanan bir felaket geldi. doğudaki komşuları oğuzlar tarafından vatanlarından sürüldüler. oğuzlar da, orta asya dağlarından kopup batıya yönelen, ardı arkası gelmez türk kabilelerinden biriydi. peçenekler kovalanınca, hazarya'ya yerleşmek istediler, ama hazarlar onları geri püskürttü.

    peçenekler batıya doğru yollarına devam ettiler, don nehri'ni geçip macarların topraklarını zapt ettiler. macarlar da, bu yüzden daha batıya kayarak dinyeper ile sereth nehirleri arasındaki alana yerleşmek zorunda kaldılar. buraya etel-köz, yani "iki nehir arası" diye ad takılmıştı. 889 yılında oraya yerleştiler, ama 896'da peçenekler yeniden saldırdı. bu kez tuna bulgarlarıyla işbirliği yapmışlardı. macarlar da, bunun üzerine, bugün macaristan'ın kurulduğu bölgeye çekilerek oraya yerleştiler."

    - "862 yılında macarlar, doğu frank imparatorluğu topraklarını yağmalamışlardı. yani bir yüzyıl boyunca avrupa'yı titreten vahşi saldırıların ilkini onlar gerçekleştirmiştir. öte yandan, slavların havarisi aziz kiril'in 860 yılında bir macar grubuyla karşılaşmasının korku verici hikâyesi kendisinin notlarından bilinmektedir. hazarya yolunda ilerleyen aziz, bir gün dua etmekteyken, macarlar, kurtlar gibi uluyarak saldırır. azizi bu güç durumdan zorlukla kurtulmuştur."

    http://en.wikipedia.org/wiki/saint_cyril

    - "macarlar akıncılık alışkanlığını ix. yy.'in ikinci yarısında edinmiş gibi görünmektedir. bu zaman, hazarlardan kan nakli yaptıkları zamana rastlamaktadır. demek ki, bu işlemin, iyi ve kötü etkileri bir araya getirilmiş olabilir. kabarlar "daha savaşçı ve daha yiğit" kişiler oldukları için baş kabile durumuna gelince, herhalde serüvenci ruhlarını macarlara da aşılamışlardır. böylelikle macarlar, kısa zamanda avrupa'nın kabusu hâline gelerek, daha önce hunların doldurduğu yere geçmişlerdir."

    - "macar ulusunun çoğunluğu, fin-uygur ırkından olanlardi. bunlar barışçı ruhlu, tarımla uğrasan kişilerdi. tuna'nın batı yamacındaki topraklara yerleşmiş,yaşıyorlardı. alföld ovası 'nda ise, göçebe bir topluluk olan kabarlar yaşamaktaydı. kabarlar gerçek türklerdi. hayvan yetiştiriyor, ata biniyor, dövüşüyorlardı. ordunun ve ulusun güçlü bir unsuruydular, işte constantine'in yapıtında "macar kabilelerinin ilki" diye onurlu bir yer kazanan ırk bunlardı. bundan sonra gelen yarım yüzyıl boyunca avrupa'nın büyük korkusunu oluşturanlar gerçekte kabarlardı.

    bununla birlikte, macarlar, etnik kimliklerini korumayı yine de bildiler. "altmış yıl süren aralıksız akınların ve savaşların acısını çekmek yine kabarlara düştü. sayıları bu savaşlar nedeniyle bir hayli azaldı. öte yandan gerçek macarlar, onlara oranla daha barış içinde bir yaşam sürebildikleri için, sayıca arttılar." çift dil dönemi bittikten sonra kendi fin kökenli dillerini sürdürerek, germen ve slav dilleri konuşan toplumların ortasında yaşadıkları halde, kendi dillerinden kopmamayı başardılar."

    - "yeni yurtlarına yerleşebilmek için macarların daha önce burada yaşayanları yerlerinden çıkarmaları gerekiyordu. orada daha önce oturanlar ise, moravyalılar ile tuna bulgarlariydı. onlar yaşadıkları bölgeyi terkederek bugün yaşadıkları yerlere göçtüler. öteki slav komşuları, yani sırplar ve hırvadar zaten oradan uzaklaşmış bulunuyorlardı. yani ta uzaktan başlayıp buraya kadar etki yapan zincirleme bir dalga gibi, ural dağları'ndan gelen oğuzların peçenekleri kovalaması, peçeneklerin macarları kovalaması, macarların bulgarları ve moravyalıları yerlerinden etmesiyle modern çağın orta avrupa haritası da yavaş yavaş biçimlenmeye başlamış oldu."

    ana kaynak için:
    (bkz: arthur koestler)
    (bkz: on ucuncu kabile)

    işin ilginç tarafı tarihin döngüselliği içinde türkik boy ve devletlerle macarların serüveni pek çok kez daha kesişecektir. örneğin macarların avrupaya sürüklenmesinde başrolü oynayan peçenekler (kıpçaklar) 200 yıl kadar güney slav kavimlerine hükmettikten sonra 13.yy'da büyük moğol istilasından kaçarak macaristana girmiş ve karşılıklı mücadeleler sonrası macarlara tabi olarak 12.yy'dan itibaren avrupanın önemli bir gücü haline gelen macarlara güç katmışlardır. bugün de dil ve kültürlerini büyük oranda koruyan bu kıpçak-kuman boyları macaristanda varlılarını sürdürmekte kuman soyadı macarcada sıklıkla kullanılmaktadır.

    daha dramatik bir gelişme ise avrupada merkezi bir kara gücü olma özelliğini tüm orta çağ boyunca sürdüren macarların 14 ve 15.yy'larda müslüman türk osmanlılara karşı avrupa'nın tek büyük organize gücü olarak mücadele etmeleridir. zira o dönemde avrupa'da yeterli büyüklük ve donanımda sürekli ordusu bulunan tek güç macarlardır.

    (bkz: ikinci kosova savasi)
    (bkz: belgradın fethi)
    (bkz: mohac meydan savasi)

    ayrıca:
    (bkz: macarlar hristiyanlasarak turkluklerini unuttular)
    (bkz: macar turancilari)
    (uzerindeyuregindenbaskamuskatasimayan, 17.11.2007 12:05)



copyright © 1999-2012 sourtimes entertainment