11 eylul 2001de abd'ye yapilan saldirida (bkz: world trade center a iki adet ucak girmesi) yikilan world trade center yapilarinda pj harvey'in de öldüğü konusunda yanlis bir haber alarak, yemeyip icmeyip bunu sozluk ahalisine yetistiren, "nerden duydun, dogru mu?" tonundaki mesajlarin yagmasiyla kendine gelerek kapsamli bir arastirma ile haberi yanlis anladigi ortaya cikan, bu durumda kafasini kuma gomme istegi ile yanip tutusan bir sozluk yazari.
sabah 8 akşam 6 aralığının aralıksız muhabbetçisi, bir kalem bir kağıt bir de çizim masasıyla köşesinde oturması gerekirken şantiyeden şantiyeye koşturmak durumunda kalmış bahtsız mimar, yavaşça robensonlaşması gereken sakin insan. bir eline bira(cımbız) diğerine sigara(ayna) verilip de bir home theater sisteminin orta yerine birakilmasi ve uzunca süre ellenmemesi gereken hayri pitir.
yazdıkları ve yazmadıkları ile birlikte toplamda imaj yaratmaya çalışmayan, tek derdi iyi köfte yapabilmek ile huzura ermek olan bir insan imajı yaratmış (hm?) görüntüsünün cismanileşmesiyle birlikte bu imajı perçinlemiş bir nevi ev kuşu, parklar bahçeler müdiresi.
komşu kaçıran korkuluk, insanlara erkek ve mühendis gibi davranarak kandıran kumpasçı, tatlısever tavlabaz, ansızın ev sahibesi, şahane aşçı.
ayni zamanda imla kurallari hakkinda derin bilgiye sahip olan (bkz: turk dil kurumu)nun bile,mortimesin engin dehasina $a$a kalacagini dusundugum suser... (bkz: smiley koyasim geldi) ve koydumda:)
hayatta ogrenilenler entrysinden anladığım kadarı ile yaşamdan alınması gereken tüm dersleri çok kısa sürede almayı becermiş ufaklık. bundan sonra "hayatın zevkini çıkarsın" demekten baska bişey düşmez bize.
gozlerinin rengine bittigim insan diye entry girsem bana kizar herhalde. bir gun jeodezik kubbe'yi in$a ettiginde istanbul'a (hatta olimpiyat koyu'ne jeodezik kubbeli kapali 100bin ki$ilik bir stadyum, neden olmasin) gidip ellerinden opecegim mimar insan.
parafin banyosunu ihmal edecek kadar halkına ve sorunlarına düşkün ispanya prensesi inanılmaz özetleyciliğiyle ünlenmiş imla kuralları ustası özel öğretmenine döndü ve pencereden inşaatı süren la sagrada familia'yı göstererek: - ne kadar yetenekli bir mimar. o'na da en az size olduğum kadar hayranım. tek bir dilek hakkım olsa ileride üçümüzün özelliklerini barındıran bir çocuk dünyaya getirmeyi isterdim dedi. o akşam prenses sarayın kullanılmayan bir odasında paslı bir lamba buldu, çocukken dinlediği binbir gece masallarının etkisiyle hemen ovaladı lambayı. 300 yıllık huzuru bölünen lamba cini uyku sersemi dinledi prensesi, "isteğiniz emirdir sahip" dedi, uykusuna döndü. denir ki yüzünü yıkamadan majestelerinin karşısına çıkan sersem lamba cini yüzünden prenses çocuksuz öldü, dileği ise başka bir zaman, başka bir yerde gerçekleşti.
yazdıkları düz okunduğu zaman anlaşılması zor ve bazen yanlış anlaşılan insan...ikinci bir okuma olmadan, satır aralarına saklı cümleler görülmeden yorum yapılmaması gereken, yanlış anlaşılsa bile büyüklük gösterip affeden mor kişi...
hic gulumsemedigini gormedigim hatun. aslinda fazla gormedigim ama gordugum zamanlarda da uzun zaman yaninda oldugum ve bu sure zarfinda yuz kaslari bi kere bile gevsemeyen,boyleyken de super sirin insan.
ıslık çalarak skor boardlara geçmeyi başarmış, takdir üstüne takdir toplarken koltukları kabarmış, sevgili tenara kafi derecede eza vermiş bir densiz, bir mısır püskülü, bir patik yamasıdır.
takke düşecek kel görünecek diye korkusu olmayan, hodri meydan, varsın insin perdeler: on ağustos bin dokuz yüz hemi* de yetmiş 4ört doğumlu, mordan yana bu ara şansı pek açık, hakan toker deyince içi titrer bir mürdüm eriği kompostosu, aşkın zembereğinde dikkati yumuşak g'ye yoğunlaşmış, üstüne başına ö bulaşmış bir şaşkın diş fırçası.
en duzenli online suserlardan birisi. (en azindan benim kanka listesinden gorduklerim icinde) takip ediyorum, kazanimlar elde ediyorum, bir de boyle du$unelim bakalim diyorum. ortalarda bulu$uyorum.
tam gün didinip emek emek çizdiği restoran mutfağı, işletmeci olacak dangalakların önceden bildirmedikleri bir cihaz nedeniyle tepetaklak olmuş; o hardal otlarına, "rica ederim bu mekanı bu denli büyütecek bir değişiklik yapmayalım, hem entia non sunt multiplicanda sine necessitate*ama..." deme fırsatı da elinden kaçmış; sabah sabah gerginlik içinde masa başına oturup "bari sözlüğe bir şeyler yazayım" diye dün akşamki kasvet fırtınasını* kusup rahatlamaya çalışmışsa da, zerre kadar gevşeyememiş; sevgili guru'nun "kılıcımın tadına bakın! diye bağır, rahatlarsın" öğüdünü tutmak durumunda kalacak gibi görünen bir sarmısak turşusu, bir enerji nakil hattıdır. anneeee! necefli maşrapa çıktı!