8 bit doneminden itibaren commodore, amstrad, spectrum, sinclair ve apple arasindaki rekabete birinci derecede katilmi$ bilgisayar markasi. xl serisiyle 8 bitler arasinda adini epey duyurmu$tur. daha sonradan chip designer'i jay miner'in commodore'a (bkz: cbm) transfer olmasiyla ve piyasayi sallayacak guclu bir sistem release edeceginin anla$ilmasi uzerine (bkz: amiga), alelacele st serisini piyasaya surmu$tur. st yillarca muzik bilgisayari olarak kullanilmi$tir, cunku uzerinde dogrudan midi in/out'i vardir. muzik studyolarinda halen en yaygin olarak kullanilan modeldir, tarihteki ilk 32 bit oyun konsolunu uretmi$lerdir (atari jaguar) , 90'lardan sonraki falcon modelleri iyi olmasina ragmen, mac os taklidi cok berbat bir os ve cok yanli$ stratejiler yuzunden batmi$tir. atari jaguar'i ba$ka bir firma satin almi$tir, onun di$inda herangibir active manufacturer'i yoktur. motorola 680x0 ailesini kullanir i$lemci olarak. 520st'si var bende.
olay, eskiden geli$mi$ arcade makineleri yokken, atari xl'ler de turkiye piyasasina ilk girerken (ve o donemde commodore 64 yokken), sokaklarda kucuk dukkanlarda saat bazinda atari bilgisayari ile oyun oynatilmasindan ileri gelmi$tir. "hadin atariciye gidelim" tabiri literature boyle girmi$tir, oyle de kalmi$tir.
ahh ahh ilk bilgisayarimda.. atari 800xl 64k seklinde uzuncana bisiler yasardi kullanma klavuzunda.. hem kaset hem kartus oyunlari kullanirdi.. en zevli yanida atari dergisinin her ay verdigi program bolmundeki zimbirtilari saatlerce ugrasip yasmak sonundada aaa bi org um oldu aaa atarim amuda kalkti seklindeki sevic gosterileriydi.. kisa surdu zavallinin ömrü...
6 yaşlarındayken bana alınmış ilk bilgisayar. kartuşu vardı ama zor bulunurdu, onun yerine bir dünya kasedi vardı. uzun bir süre çeşitli efektlerle onları yükleyip bir de üstüne error verirdi. counter'ı iyi ayarlamak gerekirdi kasetlerden doğru yükleyebilmek için. syntax error'u onda tanıdık, sevdik* bir de sayfa sayfa basic yazardık, kah klavye org olurdu, kah üç nokta birbirlerine değmeden ordan oraya zıplarlar idi. (ne işe yaradığı belli olmayan uğraşlar diye başlık olsa da oraya yazsam bu sonu gelmemiş basic maceralarımı) her görmemiş ebeveyn gibi annem ve babam da river ride oynamak için gecenin ilerleyen saatlerinden sabahın erken saatlerine kadar atarimi gasp ederler beni çileden çıkartırlardı.
şu zamana kadar yazılmış en iyi atari texti polat yarışcının gameshowun en son sayısındaki (demir alma günü gelmişse zamandan..) dragons lair yazisidir. okuyunuz.
siyah bi kutu $eklindeydi ilk piyasaya ciktiginda. "hart" diye kaset takiliyodu ortasina ve oynaniyodu o guzelim oyunlari. hatta fiyati 50.000 tl. idi. reklam slogani da $oyleydi; -haaaydii, haaydiii, atariii geeeldiiii.....
atari ilk piyasaya ciktiginda reklam metinleri su sekilde idi
- cocuklar gidin burdan baska yerde dop oynayin
- bahceye girmek yasak ula
- cok ses ettiniz cocuklar hastasi var yaslisi var cocugu var yeter ama
hep bir agizdan - yeter artik simdi atari var!
cocuklar bikmadiniz mi her yerden kovalanmaktan? artik atari var!
(reklam metin yazari burada hedef kitlesi olan cocuklarin biksa da bikmasa da atari isteyecegini, ama alim gucunun gofretten oteye gidemedigini farkedip, aile buyuklerine yavsar)
atari evde, isyerinde cocugunuza eng uzel armagan. atari her ay yenisi eklenen oyun kartuslariyla ailenizin eglence pinari. atari girmeyen ev ev degildir, atari oynamamis cocuk cocuk degildir.
(ilisikte nene, dede, anne, cocuk hep beraber pacman* oynarken bir resim de sunulmus, "aha iste boyle oynayacaksiniz atariyi" mesaji netlestirilmistir"
her ay yeni oyun kartusu cikacagi teminatini veren buu sirken 86 senesinin aralik ayindan beri yeni kartus cikartmamis, musterilerini kandirmistir.
filmde ilk sahnelerde kartu$lar, dobi$ko screen shotlari gibi carpici goruntuler verilir, final sahnesinde normalde cocuklarin yakartop, kukali, mors vs. oynamasi gereken bir sokak bo$ bir $ekilde gosterilerek $oyle denir;
-atari, $imdi sokaklar bombo$.
donemde, cocuklarin kitle halinde atariyi edindigi bu sokagin bagdat caddesinde oldugunu saniyorum.
çoğu insan gibi hayatımda gördüğüm ilk bilgisayardı atari. bir de aynı isimli aylık dergileri yayınlanırdı kuşe kağıda, ortasında adi kağıda yazılmış sayfalarca basic komutları vardı, saatlerce oturup yazardınız ve yine elinize bir şey geçmediği olurdu. şahsen benim her seferinde başlayıp da yarıda bıraktığım bir kurabiye canavarı oyunu vardı ki içimde uktedir*.
atari fanlari sagda solda oyun bulup pc ye adapte etmeye gayret gosterirken emulatorler yuzunden kismen aci cekselerde bu ekolu devam ettirmeye kararlidirlar. http://www.atariland.com
o zamanlar (ilk çıktığında), sloganı artık sokaklar bomboş şeklindeydi. hepimizin hayallerini süslerdi. tabi o yaşımızda anlayamazdık atari denen şeyin bizi sosyal hayat denen şeyden uzaklaştıracağını. ne yazık ki bu durumu büyüklerimiz ve metin yazarlarımız da anlayamamış olacaklar ki; reklamın sloganını artık sokaklar bomboş şeklinde belirlemişler. şimdilerde bu konu daha fazla gözler önünde olduğu için bu tür sloganları görmüyoruz tabi. ama bilgisayarın bizi sosyal hayattan uzaklaştırdığı da bir gerçek. demek ki neymiş, o yıllarda metin yazarları olayı kavramışlar ve gerçekçi davranıp, atari'nin sloganını artık sokaklar bomboş şeklinde seçmişler. helal olsun. (bkz: daha ne diyim)