dick laurent is dead!!!başrollerde bill pulman,patricia arquetteve balthazar gettynin olduğu enigmatic david lynch şahaseri.labirenti,flashbacki değilde iki olimpiyat halkası şeklinde kesişen çemberler ve bu çemberlerin kesişim bölgesindeki hatunların benzer şekil çemberleri üzerinde izlenen yollari oluşturarak açıklamaya çalişmak daha yerinde bir yöntemdir ama öylee pekde açıklanamaz türden bir film diye de düşünüyorum...rammsteindan bahsedilmişken david lynch lost highwayi çekmeyi düşünme aşamalarında arabayla yolda giderken radyoda rammstein a rastlamiş ve filmde kullanmaya karar vermiş.filmde lost highway otelindeki karışık görüntülerin birindeydi marilyn mansonda vardı.soundtracki süperdir zaten...
jeff buckley nin bi hank willioms coveri soyle ki: i'm a rollin' stone all alone and lost for a life of sin i have paid the cost when i walk by all the people say just another guy on the lost highway
just a deck of cards and a jug of wine and a woman's lies makes a life like mine all the day we met, i went astray i started rolling down this lost highway
i was just a lad, nearly twenty two neither good nor bad, just a kid like you and now i'm lost, too late to pray lord i paid a cost, on the lost highway
now boy's don't start to ramblin' round on this road of sin are you sorrow bound take my advice or you'll curse the day you started rollin' down that lost highway lost highway
soundtrack i deliler gibi güzel olan film içinde smashing pumpkins - eye var, trent reznor filan kasmış etmiş uğrunda, david bowie- im deranged manyak bişey zaten filmin başında deliler gibi güzel. patricia arquette in sevişmek üzere olduu sahnede adam "i want you i want you" diye kafayı yerken "you will never have me" diyip kalkıp gitmesi filmin high point iydi bence.
sinemada pet siseden kırmızı sarap içerken veya evde ısıklar kapalıyken izlemesi ayrı bir zevk veren her seferinde rammstein sarkı soylemeye basladıgında ve fred karısı yerıne yatakta mystery man'i gördügü sahnelerde korkudan beni yerimden hoplatan om yayınlarından kitabı çıkmış david lynch saheseri
lost highway hotel de 26. oda olayı vardır bi de filmde. pete oraya girer ve alice "did you wanna talk to me? did you wanna ask me.....why.................." der o da ayrı bi hasta sahnedir dikkat edilirse filmde 2 defa vardır o 26. oda (bunu 3. dikkatli izleyişte farkettim o yüzden yazıyorum)
film için david lynch sunlari soylemi$: "lost highway were two words that made a dream occur, a promiss of a dream. all films are about a portion of human condition and that's what's important to incur a story in something real but leave room to dream."
bir türlü tam konsantre olarak izleyemediğim david lynch filmi.ya parti sahnesindeki şeytanımsı pis heriften korkup "gece yarısı izlenir mi böyle film?" diyerek bırakıyorum,ya patricia arquette soyunduğunda kendimden geçiyor,film boyu "acaba bir daha ne zaman soyunacak" diyerek bütün ilgimi kaybediyorum. muhakkak (bkz: patricia arquette)
izleyenin hiçbir zaman hakim olamayacağı*, beyninde rahat bir köşeye oturtamayacağı, ulaşılmazlık yoluyla kendisine sızan tekrar izleme dürtüsüyle provoke olacağı film.
imal tarihi itibariyle "kamera kullanim/goruntu ve muzik secim" ozgunlukleri bir kenarda tutuldugunda, bilmem kac yildir x files serileri ile artik suyu cikartilmi$ siradan paranormal konusu ile, abartilmamasi gereken bir lynch filmi.
anlamayanlar anlayanlara sorsun şeklinde izleyenlerin oturarak "sen şurayı anladın mı" şeklinde konuşma ortamına girilmesini sağlayan bi david lynch klasiği. izledikten sonra bile açıklanamayan kişilik savaşının getirdikleriyle insanı rahatsız eden olmak istenen le olunan arasında yaşanan ikilem ve yabancılaşmanın çözüm aşamasının yaşanılanlarla aktarılması. ayrıca filmde kullanılan ev david lynch in kendi eviymiş ve mulholland drive da da aynı ev kullanılmış. (bkz: söyleyenin yalancısıyım)
uzerinde bi ton dedikodu dolanmis film... bu dedikodulardan biri, lynch'in bu filmi sadece her boka bir kulp takan sinema elestirmenlerine "bakalim bu anlamsiz filme neler sikabilecekler" die dusunup... aslinda anlamsiz olan bir kurgu ile sanat'i elestirdigi soylenmisti...
ama butun dedikodulardan ayri olarak, ozellikle gece izlendiginde insanda dumur etkisi birakan... yataga girdikten sonra bosluklari doldurmak icin zaman harcarken uyumayi unutturan, insanin aklindan butun dusunceleri alip yerine kendini koyan, kaptirildi mi rahat rahat etkisinden kurtulanamayan bir film...
uzerine bu denli sey yazildigina gore de, basarili olarak elestirilebilecek farkli bir beyaz perde kult filmi...
1996 yili yapımı kayip otoban (lost highway) da david lynch, ustalikla caz müzisyeni fred madison’unun (bill pullman) öyküsünü anlatirken dünyasini kendi tarzini çok iyi yansitacak sekilde karanliklar ve paranoyalar üzerine kurmustur. madison’un karisi renee (patricia arquette), olaganüstü güzeldir. iki paralel öykü araciligiyla kahramanlarin, birbirleriyle bilinçalti ve sizofreniyle baglandigi film, bir caz müzisyeni canlandiran bill pullman’in karisinin kendini aldattigina dair kuskulariyla baslar. geçmisinden habersiz olarak evlendigi karisina süpheyle bakan bill pullman’in yasadigi kisilik bölünmesiyle gelisen olaylar, cinayete kadar uzanir. gerilim öyküsü ve cinayet bulmacasi gibi temalarin üzerinde mistik bir enerjiyle gezinen film, lynch'in en önemli filmlerinden biridir. lynch’in deyimiyle 21. yüzyilin neo noir filmlerinin en iyilerinden biri olan kayip otoban, bilmecemsi öyküsü, karanlik sahneleri, etkileyici paranoyalari ile herseyin her zaman kontrol altinda olmadigini ve yasamin güvenilmezligini ifade etmekte çok basarili, hatta kendimize bile güvenmemiz gerektigi mesaji ile izleyenlerini de bu paranoyaya sürükleyecek denli etkilidir yorumu yapılmıştır film üzerine....